kreş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kreş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ekim 2011 Çarşamba

Kuzular İşbaşında

Evden çalışmaya alıştım artık. Elif'i 9'da kreşe bıraktıktan sonra kapanıyorum salona çalışıyorum. Arada sırada küçük molalar verip oğluşumla da oynuyoruz. İşimi yapıyorum ama tabii bir yandan kulağım da onlar da. Bakıcı teyzemizi de gerektiğinde yönlendiriyorum. Böyle iş gerçekten zevkli.

yeni tarz bilgisayarım

Çalışıyorum diyorum ama resimde gördüğünüz üzere notebook ile masaüstü karışımı birşeyde çalışıyorum. Notebookumu daha 6 ay falan oldu alalı. Daha ilk aylarında başladı Emre tuşlarını koparmaya. Bazıları takıldı, bazıları görünürde takıldı. Uzun bir süre böyle ite kaka idare etmeye çalıştım ama geçenlerde yemek hazırladığım bir vakit gizlice salona girmiş. Bir de baktım ki klavyede tuş kalmamış neredeyse. Eşim hemen o hızla çıktı bana bir kablosuz klavye aldı geldi. İşte şimdi bu şekilde çalışıyorum ama en azından klavyemden memnunum. Bastı basmadı derdi ile uğraşmıyorum. Buarada fotoğraf makinemizin ekranı da yazın tatilde bozulmuştu. Burada servisi de yokmuş yaptıramadık hala. O nedenle fotoğraflar tamamiyle el yordamıyla çekildiği için tam ortalanmamış olabilir ama yine de iyi sayılır değil mi?


Artık Elif de bilgisayara merak sardı. Şu gelin giydirme, kız giydirme oyunları var ya, işte onlara takmış durumda. Giydiriyor sonra hayran hayran seyrediyor. Zaten bir süredir prenses hayranlığımız hat safhada. Elif ne ile en çok oynuyor diye soracak olursanız ona doğumgününde aldığımız prenses şatosu ve Barbieleri ile. Bakıyorum da bayağı kaptırıyor kendini. Onları konuşturuyor, dans ettiriyor, evlendiriyor. Keyifle oynuyor yani.


Gelin giydirme heveslisi

Emre ise doydoy diye isim verdiği tekneleri, arabaları ve ahşap labirenti ile oynamaktan keyif alıyor. Yapboz ile oynamasını sürekli teşvik etsem de çabuk pes eden cinsten bizimkisi. Yerine oturmayınca sıkılıp atıveriyor. Bir de bindiği bir atı var. Onunla da iyi vakit geçiriyor. Ama atta gidiyoruz deyince hepsini biranda atıyor :))

eğitici kelime kitabı

ahşap tek parçalı yapbozumuz

ahşap labirentimiz

Bugünlerde geceleri çok sık uyanır oldu. Gecenin o sessizliğinde çan gibi sesi yankılanıyor evde "anni...anne" Kucağıma alınca hemen uyuyuveriyor. Bazen kucağıma almadan direk "yat oğlum" deyince yatıyor hemen. Derdi diş mi yoksa başka birşey mi anlayamadım.

Elif sabahları bazen çok isteksiz gidiyor yine geçen seneki gibi. İleriki zamanlardan korkuyorum. Her sabah birşeyler bulmalıyım okulu cezbettirmek için. Öyle faaliyetler falan kesmiyor. Ya arkadaşlarına göstermek üzere bir oyuncak götürüyoruz, ya yeni bir kıyafet ki bu genelde elbise oluyor, giyiyoruz, ya arkadaşına resim çiziyor onu götürüyoruz falan. Yaratıcı olmak lazım :) "Arka Bahçede Bilim" en sevdiğimiz tv programı. Özellikle babası çok üzerinde duruyor bilime merakı artsın diye. Aslında merakı da var. Soru soruyor sık sık. Bazen öyle ilginç sorular soruyor ki bunları not alsam diyorum unutuyorum.

22 Ekim 2010 Cuma

Bandırma'da Günlerimiz

İki haftadır babamız İzmir'deydi. Bugün yola çıktı akşamüstü burada olacak inşallah. Yetişebilirse kreşten Elif'i belki o alır, ne güzel bir sürpriz olur. Bugün kreşe şık elbisesini giyerek gitmek istedi. Geçen sene doğumgününde aldığım elbiseyi, kendi tabiriyle balo elbisesi :))) Aklınıza öyle tüllü müllü birşey gelmesin, bildiğiniz elbise işte ama hani bayramlık seyranlık cinsinden. Altına da ev ayakkabılarını aldı, okulda patikleri yerine onları giydi. Bugün canı böyle istedi, ben de sesimi çıkartmadım. Dün gece migrenim tuttu, bütün akşam odamda yatıp uyumaya çalıştım, kızımı hiç göremedim. Uyuduktan sonra babaannesinin yanından alırken sevebildim onu sadece. Yalnız beslenmemiz ve geceleri yatmamız çok sorunlu oldu bir süredir. Ben okula başlayınca artık kendi başına çok güzel yer diyordum ama şimdi masada bile oturtamıyorum. Gece uykusu konusunda da çok direnç göstermeye başladı. Uyumak istemiyor, saat 11'i geçe ancak yatağa girebiliyoruz, hemen de uyumuyor. Bir de uyumadan önce illa ki evde bir kıyamet kopuyor. Her akşam acaba bu akşam ne yapacak da ipler kopacak diye bekler oldum. Gece olunca strese giriyorum.

Emre artık dizlerinin üstünde ilerlemeye başladı. Ama düşündüğümden çok daha yavaş gelişti bu süreç. Bugünlerde uykularımız da bir acayipleşti. Gündüz uykularından çabuk uyanıyor, geceleri sık uyanıp bir de uyumuyor. Geçenlerde yorgunluktan düşüp bayılacağım zannettim. Şimdi vitamin almaya başladım sabahları. Neyse ki babaannemiz buradaydı da bana çok yardımcı oldu. Hem sabahları biraz dinlenebildim, hem de online alışveriş sitemle biraz daha fazla ilgilenebildim. Çünkü yalnızken gerçekten çok zor oluyor. Alışveriş Cambazı ile ilgilendiğimde evin işleri aksıyor, ütü, yemek vs...Cambazla ilgilenmesem, daha yeni yeni pazarda yer aldığımız için, bu sefer ziyaretçilerimin sayısı düşüyor. Yani boş bırakmaya gelmiyor. Buarada sitemde bebeğinizle ilgili aradığınız herşeyi bulabilirsiniz. Bebek giyim ve gereçlerinin yanı sıra organik temizlik ürünlerimizi de tavsiye ederim. Ben Sodasan'ın genel temizlik ürününü özellikle yerlerde kullanıyorum. Emre bütün gün yerlerde gezindiği için diğer deterjanlar hiç içime sinmiyor. Bu ürünü aynı zamanda ocak temizliğinde de kullanıyorum, diğerleri gibi kokmuyor ve yağ lekelerini çok da güzel çıkarıyor. Bir de Klar'ın elde bulaşık yıkama sıvısını kullanıyorum. Emrenin bazen kaşıklarını ve kaselerini elde yıkamak durumunda kalıyorum, artık içim çok rahat. Organik yumuşatıcı da çok önemli. Ben Elif'te bebek yumuşatıcısı dahi kullanmadım, durulanmadığı için içim rahat etmiyordu. Ama şimdi organik yumuşatıcıyı Emre'de çok rahatlıkla kullanıyorum. Diğer organik ürünlerimizi de inceleyebilirsiniz. Çamaşır deterjanı, kireç sökücü, bulaşık makinesi tozu, camsil vs...Bu organik ürünler konsantre olduğu için diğerleri gibi öyle çabuk da tükenmiyor. Facebook'a üyeyseniz eğer, blog sayfamın sağ altında bulunan Alışveriş Cambazının sayfasını beğenmenizi rica edeceğim. Böylelikle ürün tanıtımlarımızdan ve gelişmelerimizden de haberdar olabilirsiniz. Sitemden güvenli bir şekilde alışveriş yapabilirsiniz. Siparişlerinizi en geç 5 işgünü içerisinde gönderiyoruz.

Emre artık kahvaltılara da başladı. Artık ona tam buğday ya da çok tahıllı ekmeği ufalıyorum, üzerine ıhlamur çayı döküyorum peynir ekliyorum tam yağlı, tereyağ ve pekmez. Şimdilik haftada 2 kere yumurta sarısı koyuyorum bir kaşık. Emre'nin allerjik bünyesi olduğu için bu tür şeylerde çok dikkatli olmam gerekiyor. Neyse ki yumurtadan sonra herhangi bir allerjik reaksiyon göstermedi. Çok da severek yiyiyor kahvaltısını. Bu ayın başında doktora da götürdük, kilosu gayet iyiydi, 8.750 gr.

8 Ekim 2010 Cuma

Havalar Soğudu, Hastalıklar Başladı


Birkaç güne kalmaz emekleyecek herhalde. Bir süredir zaten sürünerek istediği yere ulaşabiliyordu. İki gündür de poposunu kaldırıp dizlerinin üzerinde durabiliyor ancak henüz ileriye gidemiyor. Elif 6.5 aylıktı emeklediğinde, Emre de herhalde 7.5 aylığı bulmayacak. Buarada birkaç gündür uyandığında onu yatağında parmaklığına tutunmuş ve dizlerinin üzerinde dururken görüyorum. Bu güzel olduğu kadar da biraz ürkütücü. Çünkü yatağını sallayıp duruyor sanki dengesini kaybedecek de düşecekmiş gibi geliyor. Artık parmaklıklarını yukarıya kaldırsam iyi olacak.

Ek gıda maceramız öğlenleri ve akşamları biraz sorunlu gidiyor. Sebze çorbasını hiç sevmiyor. Nane de koydum ama yok. Ne kadar uğraşsam da yine de bitiremyoruz tabağımızı. Yediklerimiz de artık ne uğraşlarla. Akşam verdiğim sütlü pirinçli veya yulaflı buğdaylı mamalar da aynen öyle. Neyse ki meyveleri ve yoğurdunu çok güzel yiyiyor.

Burada hava çok soğudu. Bir de rüzgar..Bandırma zaten rüzgarlıdır bizim bulunduğumuz yer ise uçuyor sanki. Elif geçen haftadan beri antibiyotik kullanıyor zaten nezle, öksürük, ateş...Ondan bana da geçti, bende de birkaç gündür öksürük var. özellikle sabahları öyle fena oluyor ki..Sanki akşam karda yatmışım gibi. Bol sıvı tüketmeye çalışıyorum. Ihlamur çayları, ballı zencefil falan. Emre'yi kucağıma aldığım zamanlarda hep maske takıyorum. Onu korumam gerek ama o da dün nezle olmuş. Gecemiz sıkıntılı geçti biraz. Bronşiolite çevirecek diye çok krkuyorum. Çünkü bütün doktorlar gribal enfeksiyon sonrası bronşiolitin tekrarlaması büyük olasılık diye söylediler.

Bandırma'ya gelmeden önce burada çocukların hep hasta olduklarını duymuştum. Doğruymuş gerçekten. Diyarbakırdayken Elif hiç hasta olmazdı. Buraya geldiğimizden beri kaç kere ateşi çıktı, geçen kış sürekli öksürdü. Bir de bu sene kreş var. Artık durum ne olacak göreceğiz. Neyse ki birkaç gündür sabahları Elif'i kreşe babamız götürüyor da ben ve Emre çıkmak zorunda kalmıyoruz bu rüzgarda. Ama bütün kış nasıl olacak bilmiyorum, bir çare bulmalıyım. Karşı komşuma mı bıraksam acaba? Ama bir değil iki değil... Sürekli de olmaz ki...




16 Eylül 2010 Perşembe

Ek Gıdalara Başladık


Bayram öncesinden beri oldukça yoğun bir tempoda koşturup duruyorum. Bayramda tüm aile Erdek'te toplandık. Ablam, kuzenlerim, arkadaşlarım vs..Çoluk çocuk, kalabalıktık ama hava da çok güzel olduğu için çok güzeldi. Gerçi babamızın bayram öncesinde başlayana faranjiti bayramda da geçmeyince onun için çok da keyifli geçemedi. Bayram dönüşünde ise babamızı Ankara'ya uğurladık. Ama bu sefer iki çocukla tek başıma gerçekten çok zorlandım. Elif her ne kadar gündüzleri kreşte de olsa, Emre artık o kadar hareketlendi ki, oturmaktan ve tek başına kalmaktan hiç hoşlanmıyor. O nedenle o uyanıkken hiçbir iş yapamıyorum.

Bizim çocuklar
Bayram öncesinde 6. ay kontrolümüze gitmiştik. Emre'nin biraz kilo vermiş olduğunu gördük çok üzüldüm. Doktor d-vit yerine supravit verdi bir ölçek. Bir de dişleri için d-flor. Bilmiyorum flor çok gerekli mi? Elif'de hiç kullanmamıştım. Meyve pürelerine bir süredir başlamıştık, artık ikindide yarım kahve fincanı kadar yoğurt veriyorum, bir de gece yatmadan önce sütlü pirinçli mama. Yarın da artık sebze çorbasına başlayacağım. Üzüldüğüm , iki seferdir evde yoğurt yapmaya çalışıyorum ama olmuyor nedense. Bugün yine denedim şansımı bu sefer biraz daha sıcakken mayaladım ama bilmiyorum artık.







Geçenlerde internetten yukarıda gördüğünüz meyve emziğini aldım. Filenin içine meyveyi koyuyorsunuz, bebeğiniz onu emiyor, ısırıyor. File meyvelerin çıkamaycağı kadar sık merak etmeyin. Böylece hem meyveleri güvenle eline verebiliyorsunuz, bebeğiniz hem dişlerini kaşıyor hem de oyalanıyor.


Bu sabah aşıya gittik. Dün Hepatit B aşısını yaptırmıştım, bugün de karma ve pnömokok yapıldı. Şimdi bir süre aşımız yok artık...

Emre bayram öncesinden beri artık desteksiz rahatlıkla oturabiliyor. Tabii zaman zaman dengesini kaybettiği oluyor o nedenle ben yanlarına yine yastık koyuyorum ki başını çarpmasın. Bir de artık sürüne sürüne istediği yere gidiyor. Özellikle de halının dışına çıkıp da parkeye geldiğinde rahatlıkla kayabiliyor, tutabilene aşk olsun :)




Elif ise okula gidip geliyor. Dün biraz sorunumuz oldu. Aslında evden çıktık herşey yolunda, okula girdi, terliklerini giydi beni öptü gitti. Sonra birden yanıbaşımda bacağıma yapışmış buldum. Ne olduğunu tam olarak anlayamasam da sanırım bütün çocukların mutfakta kalabalık bir şekilde olması onu tedirgin etti, çekindi diye düşünüyorum. Ama ne inat, ne dediysem ikna edemedim, giydi ayakkabılarını çıktı dışarıya. Sonra eve geldik, ben onunla sürekli konuşuyorum falan, en sonunda matarası okulda kaldı diye çok ağladı ben de almak istiyorsa okula devam etmesi gerektiğini, hala bir şansı olduğunu söyledim. Saat 10 gibi tekrardan gittik okula. Arada sırada bunları yaşamamız normal. Elif çok sosyal, girgin bir çocuk gibi görünse de kalabalık ve bilmediği ortamlarda çok çekingen oluyor. Bir de yaramaz çocukların olduğu ortamlardan hiç hoşlanmıyor. Umarım zamanla bu konuda kendini geliştirebilir.

26 Ağustos 2010 Perşembe

Oğluşumun Başına Gelenler...Elif'imin Kreş Günleri



Aslında bugün sizinle Elif ile ilgili güzel bir haberi paylaşacaktım ama az önce başıma gelen üzücü bir olayı anlatmak istiyorum önce. Emre yataktan düştü....Hem de bizim yatağımızdan, 56 cm...Allahım ben nasıl oldu da onu tekbaşına yatakta bıraktım...Ama yatağın ortasındaydı, yan taraflarında engeller vardı ve ben Emre'nin banyo küvetini yerine kaldırıyordum. Ama gözüm hep ondaydı. Sonra bir anda ağlama sesi...Hangi arada düştü anlamadım...Öyle kızgınım ki şimdi kendime...Bebişim nasıl da ağlıyordu...Tabiii onla birlikte ben de başladım ağlamaya..Sonra toparladım kendimi, başının arkasını vurduğu belliydi, kızarmıştı. Hemen soğuk kompress yaptım oraya. Kucağımda bir süre ağladı ama çabuk da sakinleşti. Sonra kollarını bacaklarını şöyle bir kontrol ettim, acıyan bir yeri var mı diye...Yok gibiydi. Genel görünümü de gayet iyiydi. Gülücükler saçmaya devam ediyordu. Ama ben gözünün içine bakıyorum, kayma var mı, kusacak mı diye...Aksi gibi de tam uyku saati idi. Biraz bekleteyim dedim ama nafile, öyle uykusu vardı ki, tam da banyo sonrası tabii. Neyse emzirdim uyuttum. Sonra başladım internette araştırmaya. Genel olarak hep genel görünümü iyiyse sorun olmayacağından bahsediliyor ama bazı ölüm haberlerini de okuyunca hemen doktorumuzu aradım. İlk 24 saatin önemli olduğunu ancak tedirgin edecek bir değişiklik yoksa çok endişelenmememi söyledi. Şimdi gidip gidip nefes alıyor mu, kusma var mı diye uykusunda kontrol ediyorum. Allah kimsenin başına vermesin, nasıl bir suçluluk duygusu kaplıyor insanı. Yatağa bakıyorum, yere bakıyorum, ahşap parke, ne kadar yumuşak düşebilir ki...Küt diye vurdu kafayı herhalde diye düşününce deli olmamak elde değil. Öyle dikkatsiz ve bilgisiz bir insan da değilim ama...İnsanın yaşayacağı varsa oluyormuş demek.






Neyse güzel haberi vereyim de üstümdeki sıkıntıyı dağıtayım biraz. Elif pazartesi günü kreşe başladı. Çok sevdiği bir arkadaşı ile birlikte olması alışmasında önemli bir rol oynadı. Onları sınıfta bırakıp çıktık, öğretmen ağlarsa öyle hemen bizi çağırmayacağını söyleyince biz de evlerimize gittik. O gün çok tedirgindim. Hem ev telefonum hem de cebim her çalışında acaba okuldan mı arıyorlar diye endişeleniyordum. Özellikle de uyku ve uyanma saatinde. Uyanma saatinde ben zaten her an evde fırlayacak şekilde hazır ve nazır bir şekilde bekledim. Saat 4 gibi almaya gittiğimde ise daha yeni yataktan kalkıyordu, keyif yapmak istemiş hanımefendi :) Hiç görünmedim baktım keyfi yerinde 5'de tekrar gelmek üzere ayrıldım. Çok güzel uyumuş ve hiç ağlamadan uyanmış. Nasıl bir şartlanma bu böyle. Ben 1 yıldır ağlamadan uyansın diye ne diller döktüm..Öğretmeni söyleyince hemen kapmış....İlk iki gün biraz tuvalet vukuatımız olmuş, kendini oyuna ve arkadaşlarına kaptırınca unutmuş tuvaletinin geldiğini. Dün herşey yolunda idi. Ben de onu markete götürüp istediği çikolatayı alarak ödüllendirdim. Yani anlayacağınız alışma sorunu yaşamadık şuana kadar. Gayet istekli bir şekilde gidiyor hatta dönüşte, bahçeye çıkmış oluyorlar, gelmek istemiyor. Dün girdim bahçeye bir baktım bizimkisi kuzunun peşinden koşturup duruyor. Hayvanlar, park, kum havuzu vs...neden gelmek istesin ki gerçekten de...



Yiğit ile beraber başlamalarının çok avantajlı olduğunu düşünürken aslında dezavantajı da varmış düşünemedik. Okulda sürekli birbirleri ile oynuyorlarmış. Yemekte beraber, oyunda beraber...başka çocuklarla fazla oynamıyorlarmış. Öğretmen yemekte ayrı yerlere oturtmuş, bizimkisinin suratı beş karış olmuş. Zaten geçenlerde "babam duymasın ben Yiğit'e aşığım, onunla evlenceğim" diye söylüyordu, allah sonumuzu hayrede....





22 Ağustos 2010 Pazar

Meyve Pürelerine Başladık

Bugün Emre'ye ilk ek gıdasını verdik. Elma püresi...Yaklaşık 2 kaşık verdik. Ama daha önce tattırdığımız karpuz ve soğan gibi çok sevmiş görünmedi, belki de ağzına biraz pütür geldiği için yadırgamış da olabilir. Önümüzdeki günlerde anlarız. Birkaç gün elma ile devam edeceğim, sonra şeftaliye geçmeyi düşünüyorum.
Geçtiğimiz hafta eşim izindeydi. Biz de sık sık Erdek'e gittik. Sonra birden ani bir kararla Altınoluk ve Asos'a gittik. İki gecelik gezimiz çok ani ama bir o kadar da keyifli idi. Ama ani derken gerçekten çok aniydi. Erdek'e annemlere gitmiştik, belki bir gece de kalırız diye yanımıza birşeyler almıştım. Sonra kalmaktan vazgeçtik ve denize gitmeye diye arabaya bindik, bir baktım ki Edincik tarafına doğru yol alıyoruz. Nereye diye sorduğumda "Asos" cevabını aldım ve şok oldum tahmin edersiniz ki...Hemen kafamdan hesap kitap yapmaya başladım, Emrenin ve Elif'in neleri var yanımda diye. Kıyafetleri idare edecek gibiydi. Takmadım hiçbirşeyi kafama, yola devam ettik. Altınoluk'a vardığımızda 22:30 olmuştu, bir pansiyonda kaldık o gece. Ertesi gün de denize girdik sabahtan, sonra Asos'a doğru devam. Asos'a varmadan Kadırga Koyunda kalın demişti kuzenim. Ama biz kadırga koyunun tam olarak neresi olduğunu bilemedik bulduğumuz ve beğendiğimiz bir otele yerleştik. Villa der Mar adında küçük bir otel. Samimi bir ortamı vardı. Havası ve Denizi muhteşemdi. Orada da bir gece kaldık. Eşyalarımız bizi daha fazla idare edecek gibi olmadığından dönüşe geçtik. Ben normalde haftasonu Erdek'e annemlerin yanına bile giderken kocaman bir çanta hazırlayan bir insanımdır. Hala nasıl oldu da bu tatile böyle daldım şaşırıyorum ama dediğim gibi öyle keyif aldım ki...Eşyamız olmadığı için herhalde telaşemiz de olmadı. Bu tatil hiç unutamayacağım bir anım olarak kalacak. Maalesef fotoğraf makinemiz yanımda değildi :((( Herşey sadece bizim hafızalarımızda kalacak...
Elif de yarın kreşe başlayacak. Tüm malzemelerimizi hazırladık. Nevresim takımı, diş fırçası, macun, terlik, matara vs.vs....Elif'ten çok ben heyecanlıyım. Umarım herşey yolunda gider. En çok endişe duyduğum konu da uyku...Bir şekilde uyusa bile uyandığında nasıl olacak....Çünkü Elif öğle uykusundan çok korkarak uyanıyor. Çılgınlar gibi bağırıyor, bazen ben yanında olsam bile annemi istiyorum diyor, beni bile gözü görmüyor. Okulda bu durumun değişmesi için büyük umutlar beslediğim kadar çok büyük de endişelerim var. Zaten eğer okulda da devam ederse İstanbul'a bir çocuk psikoloğuna götürmeyi planlıyorum.

10 Haziran 2010 Perşembe

Emre 3 Aylık


Salı günü Emre'yi kontrole götürdüm. 5 haftada 1.5 kilo almış olmasından ve kilosunun 7.5'a ulaşmış olmasından dolayı doktor bebeğime obez teşhisi koydu maalesef. Ama sadece anne sütü verdiğim için yapacak birşey de yok. Gerçi benim etrafımdaki çok kilolu bebekler yürümeye başlayınca yavaş yavaş verdiler kilolarını hatta içlerinde 3.5 yaşında olup da çok zayıf bile olan var. O nedenle şimdilik endişe etmemeye çalışıyorum. Tabii emzirmeyi azaltma gibi bir durum sözkonusu bile değil. Doktor bir de ciğerlerinde yine hırıltı duydu. Ben de Emre'nin geceleri düdük gibi öttüğünü söyledim. Ona göre bu durum şişman çocuklarda olurmuş ama ben yine de İstanbul'daki doktorumuza danıştım bu konuyu. O da teşhis çok önemli dedi, belki de bronşiolit ile ilgili olabilir ve spray kullanabilirsiniz deyince şimdi başka bir doktora daha götürmeye karar verdim. Durum böyle olunca dün gece Emre ötüp durdukça benim de uykum kaçtı maalesef.
Buarada kafasında konak olduğunu söylemiştim size. Ben bebek yağı kullanıyorum, bekletiyorum, beklerken tarıyorum ve yıkıyorum. Birileri bana şiddetle karbonatı tavsiye etti. Ben de yağlı olmadığı için temizlenmesi kolay olur diye onu kullandım ama hiç memnun kalmadım. Hem çocuğun kafası bembeyaz kaldı, hem de acayip saçı döküldü. Ondan sonra yine bebe yağına döndüm.
Bugünlerde ellerini emmeye başladı. Hem de ne emmek. Şapırdata şupurdata. Öyle de keyif alıyor ki...Artık öyle eskisi gibi yatmaktan da hoşlanmıyor, bir süre sonra kucakta gezmek istiyor. Ama yine de beni çok yorduğunu söyleyemem. Şimdilik her işimi yetiştirebiliyorum. Biraz ütülerim birikiyor o kadar...
Buarada Elif'in bebeklik oyuncakları birbir çıkmaya başladı. Önce egzersiz arkadaşımı çıkarmıştım şimdi de artık oyun halısını...Şuanda pek sevdi, sesi çıkmıyor yatınca hatta heyecanlanıyor. Tabii ablası böyle eğlenceli bir oyuncak çıkınca durur mu hiç :)) Sürekli yanıbaşında, hatta içinde .....


Elif de bugün babaannesi ile birlikte Erdek'e gitti, orada kalacak buakşam. Ben de biraz nefes alacağım. Yarın da hava güzel olursa Emre'yi alıp ben de bir iki geceliğine kaçacağım. Gerçi Emre yatağında rahat ediyor orada nasıl uyutacağız çok tedirgin oluyorum ama orada da bol bol dışarı çıkıp gezme fırsatımız olacak. Babamız olmadığı için iki çocukla Bandırma'da tek başıma hareket kabileyetim çok kısıtlı oluyor. En azından Erdek'te babaennemiz yanımızda olacak.


Anaokulu konusunda çok kararsızım hatta vermeyi düşünmüyordum ama yine de burada çok tavsiye edilen bir anaokulu vardı bugün oraya gittik Elif ile. Elif memnun kaldı tabii ama ben kızımı oraya layık göremedim. Beklentimden oldukça düşüktü. Şimdi yarın bir iki yere daha bakacağım. Eğer gerçekten hoşuma giden, içime sinen bir yer olursa belki haftanın 3 günü yollamayı düşünebilirim. Baktım ki hepsi aynı, o zaman benimle birlikte evde kalsın. Bir sonraki seneye düşünürüm. Büyüdükçe ileri daha da zorlaşıyor aslında. Okul gerçekten insanı çok düşündüren bir durum. Özellikle de böyle ilçede yaşıyorsanız maalesef çok kısıtlı seçenekleriniz var. İstanbul'daki kaliteyi bulmanız mümkün olmuyor.

6 Mart 2008 Perşembe

Bahar Geldi Hoşgeldi

Bugünlerde burada hava çok güzel, inanılmaz bir sıcak var. Bahar çok erken geldi, bu iyi mi kötü mü bilemiyorum gerçi. Havaların şimdiden bu kadar sıcak olması yazın da herzamankinden daha sıcak geçeceğinin belirtisi olsa gerek. Neyse havalar böyle güzel olunca bizim de kanımız kaynadı, yerimizde duramıyoruz. Ya parka gidiyoruz, ya da bir arkadaşa. Dün gittiğimiz arkadaşın 10 aylık bir kızı vardı, başka bir arkadaşında 14 aylık, ev kreşe döndü biranda. En sonunda artık çocukların uykusu gelip huysuzluk etmeye başlayınca apar topar çıktık, arkamızda savaş alanı gibi bir ev bıraktık. Ama çocukların biraraya gelmesi çok keyifli oluyor. Bu onlar için gerçekten bir ihtiyaç.
Geçen gün bebek arabamız, arabanın bagajında kaldığı için ve babamız da arabayla işe gittiği için parka yürüyerek gitme cesaretinde bulunduk. Burada adım başı park olduğu için zor olmadı ama Elif yol boyunca o kadar çok düştü ki, eve geldiğimzde üstü başı leş gibi olmuştu. Sanırım bu sokak kirlerine artık alışmam gerekiyor. Yoksa ıslak mendillerle bu iş olacak gibi değil. :))) Ve sanırım artık bebek deterjanı kullanmaya başlayabilirim. Bu zamana kadar ben hep granül sabun kullandım. Ama artık 1 yaşını geçti, ve sokaklarda oynamaya başladı. Zamanı gelmiştir diye düşünüyorum. Yalnız şu bebek yumuşatıcılarından emin değilim, içimden bir ses yumuşatıcı kullanma diyor. Ne de olsa yumuşutacı durulanmayan birşey. Biraz daha büyüsün bakalım da...
Son günlerde müziğe olan ilgisi birden belirgin derecede arttı. Müzik duyduğu zaman hemen sallanmaya ve rockçılar gibi kafa sallamaya başlıyor. Bu hallerini kameraya çekemediğim için çok üzülüyorum. Maalesef hala fotoğraf makinesi alamadık, 1-2 hafta daha sabretmemiz gerekiyor.