bebek-beslenmesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebek-beslenmesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ağustos 2008 Çarşamba

Kısa Bir Mola

Cuma günü babamız geliyor, Kapadokya ve Ankara olmak üzere kısa bir tatile çıkıyoruz. Bir müddet yazamayacağım. Haftaya kaldığımız yerden devam edeceğim.

27 Temmuz 2008 Pazar

Elif Konuşuyor



Elif artık cümle kurmalara başladı. Aslında ne zamandır söylüyordu iki kelimeli cümleleri ama çok nadirdi. Şimdi artık sürekli kullanıyor. Anne uyuyor, baba çıkıyor, baba uçuyor, bebek uyuyor, bebek oynuyor vs. Dili çözüldükçe çözülüyor.


İştahımız hala tam olarak geri gelmedi. O nedenle sıcaklar başladığından beri, iştahı da iyi olduğu için vermeyi kestiğimiz vitamini yeniden vermeye başladım.


Dün kuzenimin doğumgünüydü. Haftasonu için buraya gelmişti o nedenle evde onun için bir kutlama yaptık. Elif'in de çok uykusu gelmişti ama pastayı görebilmek için sabretti. Teyzemler, annemler ve biz çok keyifli bir gece geçirdik. Ayrıca dün 10 gündür burada olan Sema teyzeleri uğurladık. Bugün de kuzenim Aylin gitti. Herkes yerli yerinde şimdi.


Bugün babam, eniştem ve eşimle birlikte tekneyle balığa çıkacağız. Bakalım Elif'in kısmetine ne düşecek :)

17 Haziran 2008 Salı

İstanbul Maceralarımız - 3 (Kısa Bir Tatil)



Babamız birazdan uçağa binecek ve İstanbul'a gelecek. Sabah da mümkün olan en erken zamanda çıkıp Ağva'ya gideceğiz. Babamız bize 2 günlük bir tatil planı hazırlamış. Üçümüz ilk defa tatile çıkacağız. İlk deneyimimizin yakın ve kısa süreli olması iyi olacak diye düşünüyorum. Çünkü Elif ilk defa dışarıda yemek yiyecek. Yanıma ne olur ne olmaz diye kavanoz mamalardan da aldım ama onları yiyeceğini pek sanmıyorum. Ağzının tadını biliyor. Artık köfte, pilav, balık falan idare ederiz, ne de olsa 2 gecelik bir tatil.



2 gecelik ama kocaman bir valiz hazırlamak zorunda kaldım. Bizim giysilerimiz 2 gün için yeterli ama Elif için bazı şeyleri bol bol koymak durumundayım. Bodyler, tişörtler, şortlar, havlusu, ilaçları (ne olur ne olmaz diye ateş düşürücü, dişeti ilacı ve lasonil koydum), bezleri falan derken valiz doluverdi. Sanki bir haftalık tatile gidiyoruz :)))

Elif, Mert ve Can

Geçen pazar günü Güzelce'ye gideceğimizden bahsetmiştim, hatta Elif'e Huggies'e şu suda giyilen mayo bezlerden deneyecektim ama hava o gün biz yola çıktıktan sonra bozdu, hiç havuza girilecek bir hava olmadı aksine oldukça serin bir gün oldu. Ama yine de Elif bahçede çok keyifle oynayabildi.





14 Haziran 2008 Cumartesi

İstanbul Maceralarımız -2




İstanbul günlerimiz çok hareketli geçiyor. Bir gün de evde durup şöyle rahat rahat dinlenemiyorum. Ya alışveriş işi oluyor, ya birisi geliyor, hiçbirşey olmazsa ablamlara gidip yeğenimi görüyoruz. Dün annemlerin apartmanında su boruları mı ne değişiyormuş, bütün gün su olmayacaktıi biz de ablamlara gittik, akşam yemeğinden sonra Kaan'ı da (ablamın oğlu) alıp geldik. Tabii Elif'in keyfine diyecek yok, bütün gün zaten abi abi diye peşinden koşmuş, sabah uyandığında yine abisini buluverdi yanında. Elif'in kendisinden biraz daha büyük çocuklarla, kız erkek hiç farketmez, oynaması, onun sosyal gelişimini inanılmaz derecede etkiliyor.

Ancak son günlerde hırçınlığımız hat safhada. Altını değiştirirken, ya da kıyafet giydirirken resmen kovalamaca oynuyoruz. Bir de çığlık atmaları başladı. Nerden, kimden öğrendi bilemiyorum ama hoşuna gitmeyen birşey yapınca basıyor çığlığı. Zaten iyice yaramaz oldu son günlerde. Heryere tırmanmaya başladı. Kalorifer boruları, mama sandalyesi, her türlü sandalye ve koltuk tepesi. Birgün birinden düşecek diye ödüm kopuyor ama engel olmak ne mümkün. Bitip tükenmeyen bir enerjisi var.

Gece uykularımız burada daha bir düzene girdi. Geceleri erken yatmışsa bir kere su içmeye uyanıyor, eğer biraz geç yatmışsa bazen hiç uyanmadan sabahı buluyoruz. Enerjisinin sebebi belki bu da olabilir. Uykusunu almış bir şekilde güne başlıyoruz. Neyse ki artık geceleri yatmadan önce bir biberon süt içmeye de alıştı. Süt ile aramız çok iyi. Daha önce bahsetmişmiydim şimdi hatırlayamadım ama emzirmeyi kestikten sonra normal sütü sevmediği için Aptamil Junior verdim, sonra Nestle Çocuk sütünü de sevince artık onunla devam ediyoruz. Pınar'ın çocuk sütünü de seviyor. Hangisi olursa artık farketmiyor.


Bugün akşamüstü Mert geldi, tabii amcamız hiç boş gleir mi, yine bir oyunca almış Elif'e, bir de hayvanlarla ilgili bir kitap. Tabii Elif mest olmuş durumda. Uyku zamanı gelmişti ama uyur mu hiç zilli. Aslında çok da uykusu vardı, 20:30'a kadar dayansa bari derken akşam 9'a kadar dayandı.

Yarın sabah babalar günü sebebiyle ablamlar yine bize gelecek ve beraber kahvaltı edeceğiz. Oradan da Güzelce'deki Gülbin ablamıza gidip Elif'i havuza sokacağız. Mayomuz geçen yazdan yazlıkta kalmış herhalde, ben de yarın Huggies'in şu denize girilen bezlerinden deneyeceğim bulabilirsem.

Tüm babaların Babalar Gününü kutlarım. Özellikle de sevgili eşime buradan herşey için teşekkür etmek istiyorum. Çünkü kızımızı büyütürken gerçekten bana çok yardımcı olmuştur. Elif'in yemek yemesinden, uyumasına kadar çok hakkı vardır. Kızıyla sadece iyi vakit geçirmeyi değil, onu eğiterek kaliteli vakit geçirmeyi çok iyi bilen bir baba o. Sevgili kocacığım, seni çok seviyorum.

20 Mayıs 2008 Salı

Elif Artık Emmeyi Bıraktı



Elif için çok kritik 5 gün geçirdik. Tam 5 gündür emzirmiyorum. Çok ani bir karar oldu aslında. Geçen yazımda da bahsettiğim gibi Elif hastalanmıştı, hastalanınca emme isteği daha çoğaldı. Gündüzleri kesmeyi başardığımız emmemiz tekrardan başlar gibi olmuştu. Ben de başa dönmeyelim diye hastalığı bittikten yaklaşık 4 gün sonra kesmeye karar verdim. Doktormuz bana salça ya da benzeri yöntemleri uygulama, bırak ağlasın, 10 gün sıkıntı çekersin ama sonra biter demişti. Ama ben onun 10 gün boyunca böyle bir sıkıntı çekmesini istemedim. Hepimiz için zor olacaktı. Bazı arkadaşlarımdan duyduğum salça yöntemini uyguladım. Hasta olmuş, bak uf olmuş falan dedik. Çok garip oldu ilk başta, baktı baktı. Sonra kapa dedi ve hiç ağlamadı. Bir defa daha yaşadık aynı senaryoyu, ondan sonra zaten hiç aramadı. Arada bir meme meme diye ağzından çıkıyordu ama hiç tutturucu olmadı. Bu saba kucağıma almıştım onu, ilk defa "meme bitti" diye bir cümle kurdu. İkimiz için de sancısız bir şekilde atlattık diye umuyorum. Ancak gece uyanmalarına gelince daha tam düzene oturmadı. Bazen 1 kere uyanıyor, bazen de 2-3 kere. Artık geceleri uyandığında sadece kucağımda biraz sallıyorum sakinleşsin diye, sonra da su verip yatırıyorum.


İştahımız iki gündür biraz düzeldi gibi. Dün çok komik bir olay oldu. Sabahları çok erken (06:00)kalktığı için günde 2 uyku yapıyoruz hala. Öğleden önceki uykusundan 12:30 gibi uyanmıştı. Ama öğleden sonra bir türlü uyumadı. Aslında uykusu vardı ama nedense bir direnç gösterdi. Sonra akşam yemeğinde ona balık yedirirken saat 19:30'da mama sandalyesinde kendi kendine uyuya kaldı. Halini görmeliydiniz. Bir çocuk uyumayacağım deyince nasıl uyumuyorsa, uyuyacağım deyince de hiçbirşey tutamıyor gerçekten. Bir iki lokma daha alsın diye onu uyanık tutmaya çalıştım ama nafile. Başı düşüverdi....Aldım onu, elini ağzını sildim, pijamalarını giydirdim, yatırdım hiç uyanmadı. Resmen bayılmıştı...Tabi sabah uyandığında pis pis baık kokuyordu, kahvaltıdan hemen sonra doğru banyoya....


Elif banyodan sonra

Elif artık merdivenleri inip çıkabiliyor

16 Mayıs 2008 Cuma

Elif'in Elmalı Keki

Son günlerde iştahımız o kadar az ki. Bazen hiçbirşey yemeden masadan kalkıyor. Ben de ona sevdiği şeyleri yapmaya çalışıyorum. Dün ona çok lezzetli ve oldukça da besleyici bir kek yaptım. Neyse ki severek yedi, hatta bu sabah kahvaltıda bile sadece kek yemek istedi. Yapmak isteyenler için tarifi şöyle:




Elmalı Kek

Malzemeler:

3 yumurta

1.5 kahve fincanı süt

2 su bardağı un

1 su bardağı şeker

1 kahve fincanından biraz fazla sıvıyağ

Limon kabuğu rendesi

1 büyük elma

1 silme tatlı kaşığı tarçn

1/2 bardak ince çekilmiş ceviz

1 paket kabartma tozu

1 paket vanilin



Hazırlanışı:

Yumurta ve şekeri iyice çırpın. Sütü ve yağı ekleyin, çırpmaya devam edin. Un, kabartma tozu, ve vanilini ayrı bir yerde karıştırıp, ekleyin. Elmaları küp küp doğrayın. En son ceviz, doğranmış elmalar, limon kabuğu rendesi ve tarçını ekleyip bir kaşıkla karıştırın. Önceden ısıtılmış fırında 160 derecede içi pişene kadar pişirin. Afiyet Olsun.



Bugünü neredeyse sadece kek yiyerek geçirdi desem yeridir. Akşam yemeğinde de makarnalarını ve bezelyelerini önüne koydum kendisi yesin diye, ama kendisini ve etrafını kirletmekten başka birşey yapmadı. Tabii yemek sonrası doğru banyoya.


Dünden beri burada çok yağmur yağdı. Bu yağmurları herkes çok bekliyordu gerçekten. İyi oldu tabii ama maalesef Elif'i bu şartlarda dışarı çıkaramıyorum. Zavallım evde çok canı sıkılmaya başladı. Hiçbirşeyden keyif almıyor, sürekli huysuzlanıyor. Neyse ki yarın haftasonu, babamız da evde. Artık bir yerlere gider gezeriz.

12 Mayıs 2008 Pazartesi

Babamız Geldi


Elif'in perşembe günü 38.5'a çıkan ateşi uzun uğraşlar sonunda dün gece düştü. Havaların ani soğumasından kayaklandığını düşünüyoruz. 2 gün 6 saat arayla Calpol (doktorlar verebileceğimizi söylüyorlar) verdik ama ateş düşmeyince cumartesi günü doktora gittik. Boğazında biraz kızarıklık varmış. 6 saat arayla Peditus, eğer ateş düşmezse Peditus'dan 2 saat sonra Pedifen vermemizi söyledi. Yine düşmediği takdirde de antibiyotiye başlayacaktık ama neyse ki düşürmeyi başardık. Gerçi ateşi 38'lerde gezerken keyfi pek yerindeydi. Sadece gecelerimiz biraz zor geçti ve gündüz kesmeyi başardığımız emzirme olayı maalesef ki yeniden başladı. Özellikle de bugün ateşimiz falan düştüğü halde çok huysuzdu, sürekli aranıyordu. Ben de ısrarla dikkatini başka şeylere yönelterek unutturmaya çalıştım. Neyse ki ben kurstayken sorun yaşamadan uyuyabilmiş.


Buarada cumartesi gecesi ani bir sürprizle babamız çıkıp geldi. Çok mutlu olduk. Elif'in böyle ateşinin düşmemesinden dolayı babamız da yok diye biraz endişeliydim. Burada acil durumlarda nereye götürmemiz gerektiğini pek bilemiyorum. Açıkcası güvendiğim hiçbir sağık kurumu yok. O nedenle babamızın gelmesi beni acayip rahatlattı. Hem de benim için çok hoş bir anneler günü hediyesi oldu.

3 Mayıs 2008 Cumartesi

Babamız Gidiyor


Uykuya dalma sorunumuz son günlerde hat safhada. Artık emerek de uyuyamıyor. Bir zamanlar emzirdikten sonra yatağına koyardım uyanık da olsa ses çıkmaz biraz sonra dalardı. Şimdi uyusa bile yatağına koyunca hemen uyanıyor. Sanırım anneyi kaybetme korkusu geldi. Çünkü çok anneci oldu. Emerken bile anne diye sayıklıyor, kalkıp sarılıyor, öpüyor, bırakacağım diye korkuyor herhalde diye düşünüyorum. Halbuki ayrı kaldığımız zaman sadece 3 saat. Demek bu kadar etkili olabiliyormuş.

Buarada dün bir bakıcı ile görüştük ve anlaştık. Tavsiye üzerine geldiği için güvenilir olduğunu düşünüyorum. Ama zaten sevecen, güleryüzlü ve en önemlisi de konuşkan bir kız. Konuşkan olması benim için çok önemli çünkü Elif artık her duyduğunu öğreniyor, onunla bol bol konuşan birisi gerekli. Temmuzdan önce gittiği evden ayrılamıyormuş o yüzden biz tatilden döndükten sonra ağustosta başlayacak. Umarım herşey yolunda gider.

Elif kendi kendisine yemek yemeye çalışırken

Bugün burada Türk Yıldızlarının gösteri provaları vardı. Çıktık balkondan izledik. O kadar yakından geçiyorlardı ki, bazen Elif sesin şiddetinden korktu. Ama çok keyifliydiler. Yarın da asıl gösterileri var, o zaman arkalarından kırmızı beyaz duman da çıkacak, daha güzel olacak. Buarada yarın babamız 15 günlüğüne Konya'ya gidiyor. Bakalım Elif bu defa nasıl bir tepki verecek. Çünkü uzun süredir hiç ayrı kalmadılar.


28 Nisan 2008 Pazartesi

Elif'in 15. Ay Muayenesi


Bugün 15. ay muyenesi için doktora gittik. Kilosu 10 kiloyu biraz geçmiş. Ortalamanın 90 gr. altındaymış ama önemli değilmiş. Boyu da 79 cm. Ortalamanın üzerindeymiş biraz.

Elif artık doktorlardan çok korkuyor. Daha bodisini çıkarmadan ağlamalara başladı. Muayenesini benim kucağımda oldu zaten çünkü kesinlikle zaptedemedik. Suçiçeği aşısını sordum, bizim İstanbul'daki doktorumuz 12.ayda değil de 16.ayda yapacağız demişti. Buradaki doktorumuz buna pek katılmıyordu, 12. ya da 13. ayda olması gerektiğini savunuyor ama o aylarda yapılmadığı takdirde 13 yaşına kadar vakti varmış. Biz de bu ay yaptıralım dedik. Yarın sabahtan aşısını alıp, yaptıracağız. Hem babası da yanında olur belki.

Doktor artık tamamiyle yetişkin beslenmesine geçmeli dedi. 3 ara ve 3 ana öğün. Yemeklerde tam katı gıda vakti de gelmiş. Kendi başına yedirmelere başlayın dedi. Biz zaten ara sıra eline ergonomik sağlı kaçıklardan verip kendisinin yemesi için cesaret vermeye çalışıyorduk, ama açıkçası bu iş gerçekten çok sabır işi olduğu için fazla fırsat veremedik. Bundan sonra daha çok zaman ayırsak iyi olacak. Ama en azından artık bardaktan içmeye alıştı. Gerçi su içerken hala damlatmaz badağını kullanıyorum ama sabah kahvaltısında sütünü ya da çayını bardak ile içebiliyor. Yemek konusuna gelince zaten artık ona özel yemek yapmıyorum, eve ne pişiriyorsam o da yiyor. Tabii onun sevdiği yemekleri yapmaya özen gösteriyorum bir de biraz az tuzlu yapıyorum. Bahaneyle biz de az tuzlu yemeye alıştık valla.

Bugün ikinci kurs başlıyor. Elif ile babaannesi bugün ilk defa akşam yalnz kalacaklar. Babamız da yok. Bugün gün içinde onu hiç emzirmedim, umarım akşam uyurken sorun olmaz. Doktor emzirmeyi keseceksen bunu birden direk keseceksin dedi. Geceleri 1 hafta 10 gün sıkıntı yaşarsın ama sonrasında alışır dedi. Doktorları dinleyince herşey iyi hoş tabii de, iş uygulamaya gelince o kadar basit olmuyor maalesef.

15 Nisan 2008 Salı

Anneannemiz ile dedemiz gidiyor

2 haftadır devam ettiğim temel eğitim kursum cuma günü bitmişti, bugün sınavı vardı. Bu işi bayağı ciddiye mi aldım ne, stres yaptım, 2 gündür çalışıp duruyordum. Neyse ki başarıyla atlattım. Diğer kurs da 28 nisanda başlayacakmış. O arada biraz tatil yapacağım.
Annemlerin 2 haftalık Diyarbakır macerası yarın sona eriyor. Onları yarın 09:50 uçağı ile İstanbul'a uğurlayacağız. Elif için onların yokluğu çok zor olacak gibi. Onlara öyle çok alıştı ki, son günlerde benden yemek bile yemez oldu. Neyse ki, cuma sabahı babaannesi gelecek, fazla yalnız kalmayacağız.
Buarada Elif'in kelime hazinesi gün geçtikçe artıyor. Duyduğu her kelimeyi söylemeye çalışıyor. Anneanne demesi, tahmin edeceğiniz gibi anneannesini çok mutlu etti. Bir de anne diye seslenişini duyacaksınız. Uykulu bile olsam, öyle güzel çağırıyor ki, dayanamıyorum, kalkıp gidiyorum yanına.
Yalnız uyku düzenimiz nedense yine bozuldu. Gecede 1 kere uyanıyor derken, şimdi yine 2-3 saatte bir uyanmaya başladı. Gece vakitsiz uyandığında bırakıyorum biraz ağlasın, uyur diye ama nafile, nasıl bir inat var. Gözlerinden uyku akıyor ama yine de başını yatağa koymamak için herşeyi yapıyor.

2 Mart 2008 Pazar

Artık Bizim de Birer Dikili Ağacımız Var

Haftasonumuzun bir kısmını dinlenerek geçirdik bir kısmında da gezdik. Bugün ağaç dikmeye gittik, Elif arabada uyuya kaldığı için ben başında beklemek zorunda kaldım. Ama Murat üçümüzün adına 3 tane ağaç dikti. Ardından da hemen yakınlarda bir yerlerdeki piknik alanında mangal yaptık. Hava çok güzeldi, ortam da çok kalabalıktı. Biz de uzun süredir görmediğimiz akadaşlarımızla görüşmüş olduk. Elif de sosyalleşti yeniden. Etrafta çok da çocuk vardı, çok keyiflendi.

Eve geldiğimizde hepimiz çok yorgunduk. Neyse ki Elif de hemen uyudu da, biz de onunla birlikte uyuyup dinlendik. Akşam da Elif'e sonunda balık yedirebildik. Bu zamana kadar hiç sevmemişti, çok üzülüyordum balık yemiyor diye. Umarım bugün itibariyle balığı sevmeye başlamıştır.

Geçenlerde Elif'in aşı kartına bakıyordum öylesine. Birden 12. ayda yapılması gereken suçiçeği aşısını yaptırmadığımızı farkettim. O kadar canım sıkıldı ki... Ama doktorumuz da hiç söylememişti. Hemen İstanbul'daki doktorumuzu aradım tabii. Bana suçiçeği aşısının artık 15. aydan sonra 16. ayda falan yapıldığını söyledi. Ama Diyarbakır'daki bütün tanıdıklarım çocuklarına hem de çok yakın zamanda 12. ayda yaptırmışlardı. O yüzden içim rahat etmedi. Sonra İstanbul'daki bir arkadaşımı aradım. Neyseki onun doktoru da 15. ayda yaptırmış. İşte bunu duyunca çok rahatladım. Erken yaptırmamızda bir sorun olur muydu hiç bilmiyorum. Bu ay sonunda pnömokok aşısının son dozunu yaptırmak için gittiğimizde buradaki doktorumuza soracağım. Bakalım o ne diyecek?

28 Şubat 2008 Perşembe

Diyarbakır'daki Günlerimiz

Evimizde düzenimizi tutturduk sonunda. Dün temizliğimiz de yapıldı. Artık içim rahat. Yalnız Elif burada çok yalnız. Geldiğimizden beri dışarı çıkamadığımız için insan yüzü göremedik hiç. Babamızı bile göremiyoruz, malum. Haftasonu da çalıştığı için bir yerlere gidemedik, kimselerle görüşemedik. Bu nedenle Elif gerçekten çok sıkıldı. Tabii ben de. Bütün gün birbirimizleyiz. Kuyruk gibi peşimden hiç ayrılmıyor. Artık gerçekten de bunaltıcı bir hal almaya başladı. Başbaşa olunca emme isteği çok artıyor. Artık can sıkıntısından mıdır nedir bilmem. İstanbul'da bu kadar değildi. Şimdi her dakika emmek istiyor. Nasıl keseceğiz bu durumda bilemiyorum.
İshali sonunda geçti, artık diyetimizi bıraktık, normal yemeklere devam ediyoruz.
Dün burada hava çok güzeldi, tam bahar havasıydı valla. Elif'i gezmeye çıkardım, parka gittik, Elif için çok eğlenceliydi ama benim için çok yorucu geçti. Ben çok kalın giyinmişim, sıcaktan bunaldım, öyle olunca çok çabuk kesildim. Eve zor attım kendimi, Elif uyusun da ben de dinleneyim derken Elif çok az uyudu ben de öylece kalakaldım. Psikopata bağlamak üzereydim neredeyse. Babamız da geç geldi, o geldiğinde Elif uyumuştu bile. Bugün de bir arkadaşımın bebeğini ziyarete gideceğiz, biraz sosyalleşme zamanı geldi artık.
Bugün ilk defa koltuğa tırmanmayı başardı. Kendisinin de çok hoşuna gitti. Bundan sonra çok iyi kollamak gerekecek bir müddet.

8 Şubat 2008 Cuma

Elif'in İlk Kelimesi

Dün ilk kelimesini söyledi diyebilirim. Aslında uzun süredir "baba" kelimesini dilinden düşürmüyor. Sanırım "baba"derken "anne" demek istiyor. Babamız bu fikrime eminim katılmayacak, ama öyle işte. Ne zaman beni görse "baba" diye bağırıyor. Anneyi bir türlü öğretemiyorum.
"Baba" kelimesinden sonra ilk söylediği kelime "tik tak" oldu. Saat nasıl yapıyor diye sorunca aynen böyle cevap verdi. Verdiği cevabın çok hoş olduğunu kendisi de anlamış olacak ki, her söyleyişinde şirin şirin gülümsüyor.
Bugün bir aile dostumuza gideceğiz. Saliha teyzemiz ne zamandır bekliyordu Elif'i getirelim diye. Yarın da sabahtan babaannemizi görmeye gideceğiz. Babaannesi de onu çok özlemiştir. Buaralar pek sık gezer olduk. Elif de bu durumdan çok memnun tabii. Yarın akşam da Ömer, Serra ve Kaan gelecek. Cümbüşü görün siz. Çok yorucu bir akşam olacak.

4 Şubat 2008 Pazartesi

Elif'in 12. Ay Muayenesi



Bugün Elif'i 12.ay kontrolü için doktora götürdük. Artık doktordan çok ciddi şekilde korkuyor. Halbuki en son iki gidişimizde doktor amcamız onun hiç canını yakmadı ama bugün soyunurken nasıl kıyameti kopardığını bir görseydiniz. Gözünün yaşıyla ağladı. Doktor muayenesini benim kucağımda yapmak zorunda kaldı. En son olarak da Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak aşısını yaptı. Bu aşı deri altına yapıldığı için çok yakarmış. Zavallım ağlamaktan kıpkırmızı kesildi. Doktor 5-10 gün sonra ateş yapabileceğini, çok küçük bir ihtimalle de biraz daha sonrasında kabakulak belirtisi olan kulakta şişme görülebileceğini söyledi.

En son muayeneden sonra yani 25 ocaktan sonra 360gr. almış. Bu beni çok mutlu etti. Muhallebi yemeye başladı demiştim ya, onun etkisi olsa gerek. Boyu da 74.5. Bütün değerleri şimdilik ortalama seviyede geziyor. Artık yumurtanın beyazını ve bal verebileceğimizi söyledi. Ben zaten ne zamandır çorbalarına terbiye yaparken beyazını veriyordum aslında. Ama bal hiç vermedim.

Biliyorsunuz Elif yaklaşık 2 aydır yürüyor. Ama yürürken içe doğru basıyor. Doktor bu durumun neredeyse 2 yaşına kadar normal olduğunu söyledi.

Buarada yine bir hatırlatmayapmak istiyorum. Doktorumuz bize başından beri bebe bisküvisi hiç tavsiye etmedi. Çok kesin konuşmamakla birlikte bebe bisküvilerinin üretim şeklinden dolayı kansorejen olduğu söyleniyormuş. O nedenle evde yaptığınız keklerden ve kurabiyelerden vermeye özen gösterin dedi. Ben de öyle yapıyorum ya da arada sırada petibör bisküvi veriyorum. Onları da çok seviyor.

Farklı bir bakış açısı

31 Ocak 2008 Perşembe

Elif 1 Yaşında


Ve nihayet 31 Ocak geldi. Diyarbaır'a döneceğiz diye tabii bir de babası da burada diye erken kutlamalar yapmıştık, o yüzden bugün gayet sakin bir gün geçirdik. Annem akşamüstü pasta almış, küçük bir pasta kestik yine ama bu sefer bizbizeydik. Elif'e Sema teyzesinin aldığı o çok şık elbiseyi giydirdik. Tontoşuma da çok yakıştı.


Canım kızım benim, bu ilk doğumgünün maalesef biraz buruk geçti ama inşallah bundan sonraki senelerde ağzımızın tadı hiç bozulmaz. Acılı günlerimiz bunlarla sınırlı kalsın. Sen o kadar masumsun ki, bir melek gibi. Hayat sana hep güzel günler göstersin. Gözlerinin içi hep gülsün. Ve bizler de hep senin güzel günlerini görelim.

Seni çok seviyorum canım kızım, iyi ki doğdun, iyi ki varsın. Sen benim artık varoluş sebebimsin.

30 Ocak 2008 Çarşamba

Elif ve Kuzeni Kaan


Bugün akşamüstü ablamlara gittik. Ablam ve eşi Alp iş çıkışında geldiler tabii. Elif ile Kaan öyle güzel oynadılar ki...Kaan artık ciddi ciddi ağabey olmuş. Elif de onun peşinde. Çok komiktiler. Bizi fazla yormadan güzel güzel oynadılar. Ama Elif yalnız başınayken böyle rahat olmuyor. İlla ki yanında beni istiyor, mızmızlanıyor. Halbuki bugün beni hiç aramadı bile. Demek ki arkadaş ihtiyacı başlamış bile :)



Akşam yemeğinde Elif'e ilk defa Milupa'nın muhallebisinden yedirdim. Elif böyle hazır mamalardan hiç yemiyordu. Neyse ki son zamanlarda bazı şeyleri yer oldu. Özellikle kavanozdaki meyvelerden yemesi beni çok rahatlattı. Dışarı çıktığımız zamanlarda rahat ediyorum. Muhallebilere başlaması da kilo alması açısından iyi olacak inşallah. Çünkü Elif evde yaptığım muhallebiyi bile yemiyordu.


Buarada önemli bir hatırlatma yapmak istiyorum. Çocuklarınıza kesinlikle meyveli yoğurtlardan yedirmeyin. Ne marka olursa olsun. İyi bir üniversite hastanesinin başhekiminin bu yoğurtalara çok fazla sentetik madde karıştırdıklarını söylediğini duydum. Bu sentetik maddeler öyle zararlıymış ki etkisi 5 sene gibi bir süre zarfında çıkıyormuş. Çocukların direk sinir sistemini etkiliyormuş, içe kapanıklığa falan yol açıyormuş. Çocuk hastalıkları servisinde bu rahatsızlıklardan yatan çok fazla sayıda çocuk varmış. Ben hiçbir şekilde hazır meyveli yoğurtlardan yedirmiyorum. Mümkün olduğunca tanıştırmamaya çalışacağım. Sizler de çocuklarınızın sağlığı için doğal yollardan şaşmayın. Yoğurdun içine meyve ya da reçel koyabilirsiniz. Elif şimdilik sade yoğurdu çok güzel yediği ben birşey katmıyorum.

26 Ocak 2008 Cumartesi

Bebeğiniz Yumurta Yemiyor mu?

Elif yumurtayı şuana kadar sevmedi. Sabah kahvaltılarında bazen yediği oldu ama çok nadir. Dün Gülbin ablamızdan bazı tarifler aldım. Onun oğlu Can da yumurta yemeyenlerden. Ama verdiği tarifleri çok güzel yiyiyormuş. Tarifler çok basit.
Kıymalı Yumurta:
Bebeğiniz için özel çektirdiğiniz yağsız kıymayı azıcık yağ ve soğanla kavurun. Ayrı bir kapta kırıp çırptığınız yumurtayı ekleyin ve karıştırın. Çok lezzetli oluyor. İsterseniz yumurtayı omlet gibi yapıp, kavurduğunuz kıymayı içine de koyabilirsiniz. Hangisi kolay gelirse.
Un Çorbası:
1 silme çorba kaşığı unu yapışmayan bir tencerede biraz döndürün, un kokusu gitsin ama yanmasın. Üzerine 1 bardak tavuk suyu ekleyin biraz karıştırın. Bir yumurtaya ayrı bir kapta limon ilave edin. Çorbaya ekleyin ve birazcık kaynatın yeter.
Umarım faydalı olur. Afiyet olsun.

23 Ocak 2008 Çarşamba

Bu Günlerde Çok Yoğunuz

Elif hayvanları öğreniyor


Üzüntü ve telaşe yüzünden bloglarımı ihmal etmek zorunda kaldım. Fehiman Babamın vefatından sonra maalesef Sevil Annem hastalandı. Geçen cumartesi günü beyin kanaması teşhisi konunca hepimizin yüreği ağzına geldi. Pazar günü anjiyo yapıldı, neyse ki kanama olmuş ve durmuş. Muhtemelen babamın vefatını öğrendiği an bir kanama oldu. Pazar günü anjiyo sonucundan sonra biraz nefes aldık ama hala hastanede müşahade altında tutuluyor. Bir de buarada Elif hastalandı. Üst solunum yolu enfeksiyonu oldu. Onu bırakıp da hastaneye falan gidemiyorum maalesef. Murat zavallım koşturup duruyor. Hem fiziksel olarak hem de psikolojik olarak çok yoruldu. Şimdilik işler yoluna giriyor gibi bakalım.


Dediğim gibi Elifgeçen hafta ateşlendi. 39'lara çıktı ateşi. Bir de burun akıntısı cabası. Calpol ve İbufen'i 3'er saat arayla dönüşümlü olarak verdim. Ancak ertesi gün hala düşmeyince doktora götürdük. Antibiyotik verdi 7 günlük (augmentin), Peditus (soğuk algınlığı için) ve Asist (balgam söktürücü). Antibiyotikten sonra ateşi hemen düştü neyse ki, ancak p.tesi akşamı neden bilmem yine ateşlendi. Yine ibufen verdim ve düştü. Bugün doktora gittik kontrole. Dün de çok huysuzluğu vardı deyince, orta kulak iltihabından şüphelendi biran ama neyse ki değilmiş. Şimdi keyfi daha iyi. Dün artık köşe bucak kaçar olmuştum, bana da fenalık geldi valla. Uyku düzenimiz falan hepsi bozuldu tabii.
Geçen muayenesinde 3 haftadır hiç kilo almadığını gördük. Halbuki iştahı da gayet yerindeydi. Ben çok üzüldüm tabii ama doktor iştahı yerindeyse endişelenecek bir durum olmadığını söyledi. İştah yoksa işte o zaman önemliymiş. Şimdi o kadar kafama takmıyorum ama tabii hastalığı süresince iştah azaldı, zaten kilo almamıştı, şimdi olanı kaybetmese bari.


Eğer bir aksilik çıkmazsa pazar günü evimize dönüyoruz artık. 2 aya yakın bir süredir buradayız, insan evini ve düzenini özlüyor gerçekten. Dediklerine göre eskisi kadar soğuk değilmiş evler, biraz daha fazla yanmaya başlamış kaloriferler. Umarım öyledir, çünkü burada sıcağa fena alıştık, bir de orada soğuktan hasta etmesek bari.

Kaan ve Elif dedeleri ile

Teyzesi Elif'i ziyarete gelmiş

10 Ocak 2008 Perşembe

Kabus Geceler

Uzun süredir vakit darlığından Elif'in yürüdüğü videoları ekleyemiyordum. Sonunda başardım.

Yaklaşık bir haftadır oturduğu yerden kendi kendine de kalkabiliyor. Koltuktan inmeye başladı ama bu konuda hala çok temkinliyim, çünkü hala kafa üstü gitme tehlikesi de devam ediyor. Herhalde yakında tırmanmalara da başlar.

Ocak başından beri kendi kendine uyumaya alıştırdım. İlk gün çok zor geçti, yaklaşık 20 dakika ağladı ama diğer günler ağladığı süre inanılmaz derecede kısalmıştı. Şimdi hala 2-3 dakika içinde uyuyabiliyor ancak geceleri uyandığında uyumak bilmiyor. O zaman kucağıma alıp sallamak, emzirmek falan da işe yaramıyor. Şu son 4-5 gündür gecelerimiz kabus gibi geçiyor. Öyle çok ağlıyor ki, herhalde yukarıdaki komşumuz saydırıp duruyordur. Tabii bende uyku falan yok. Umarım gelip geçici bir sıkıntıdır. Yoksa doktorların dediğine göre kendi kendine uyumaya alıştığı zaman artık eskisi gibi sık sık uyanmazmış. Biz bunun rahatlığını henüz yaşayamadık. Ama inancım var :)))

7 Ocak 2008 Pazartesi


Son zamanlarda iyice anneci oldu. Paçalarımdan ayrılmıyor desem yeridir. İki dakikalığına bile kimseye bırakamıyorum, kıyameti koparıyor. Durmadan kucağıma almam için kollarını açıyor. Almak istemiyorum ama öyle inatçı ki. Dünden beri bel ağrılarım yeniden başladı. Haydi hayırlısı.


İstanbul'a gelmeden önce başlamış olan öksürüğü maalesef hala geçmedi. Doktor öksürük şurubu vermişti, 5 gün kullandık, geçmeyince bir 5 gün daha verdi. Şimdi yine biraz azalıyor ama şurubu kesince ne olur bilmem. Arada verdiğim ıhlamur ve rezene çayları dacabası. Bu seneki boğaz enfeksiyonu çok kötü. Kimi duysam herkes boğazlarından şikayetçi ve çok da uzun sürüyor. Neyse ki Elif'inki ciddi bir sorun değil. Aslında tam da ciğerlere inmemiş ama yine de özellikle geceleri ve sabahları boğulur gibi öksürünce içim rahat etmiyor.


Geçen gün İstanbul'a bu senenin ilk karı yağdı. Ben çok özlemişim. Geçen sene de Aralık başı itibariyla buraya gelmiştim ama havalar hep bahar tadında gitmişti. Elif karı görünce çok şaşırdı. Önce bir anlam veremedi ama sonra onun da hoşuna gitti. Yemeğini bile karı seyrederek yedi. Ne keyif ama :))



dedesi ile karı seyrederken