anne sütü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anne sütü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Eylül 2011 Çarşamba

Emzirme Haftası Etkinlikleri


1-7 Ekim Emzirme Haftası dolayısıyla Anne Bebek Dergisi anne sütünün ve emzirmenin önemi konusunu tekrar vurgulamak için sağlık toplantıları düzenliyor.

www.anneysen.com ve Emzirme Reformu Hareketi ile birlikte düzenlenen sağlık toplantıları 1 Ekim’de Nişantaşı Citys’de ve 8 Ekim’de Bakırköy Carousel’de…

www.doktoramcam.com sitesi kurucusu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Anıl Yeşildal, Emzirme Reformu Hareketi’nden Elif Doğan ile Simge Tuğçe Mertoğlu, Anne Bebek Dergisi Yayın Yönetmeni Berna Paşahan’ın konuşmacı olarak katılacağı sağlık toplantılarına tüm anne babaları bekliyoruz.

ETKİNLİK PROGRAMI

1 Ekim 2011 Cumartesi Nişantaşı Citys Alışveriş Merkezi

Saat: 15:00

8 Ekim 2011 Cumartesi Bakırköy Carousel Alışveriş Merkezi

Saat: 15:00

19 Eylül 2010 Pazar

Emzirme Reformunu Destekliyorum

Biraz geç haberim oldu...Sevgili Blogcu Anne bir kampanya başlatmış ne zaman önce. "İlk 6 ay sadece anne sütü". Bunu zaten herkes biliyor dediğinizi duyar gibiyim. Ancak veriler gösteriyor ki,, biz herkesin bildiğini düşünüyoruz ama hala bilmeyen ya da bilip de uygulamayan veya uygulayamayan birçok anne var. Özellikle de çalışan anneler için durum hiç de kolay olmuyor. Siz en iyisi Emzirme Reformu Manifestosunu okuyun ve ne demek istediğimi daha iyi anlayın. Eğer destek vermek isterseniz de yandaki logoyu bloğunuza yapıştırın ve link verin ya da manifestoyu email yolu ile arkadaşlarınıza gönderin.
Ben bu çalışmayı başlatan ve destekleyen herkese çok teşekkür ediyorum.

7 Ekim 2008 Salı

Boya Maceramız


Bayramın hemen ardından başlayan diş ağrısıyla neye uğradığımı şaşırdım. Nasıl yani, şekerler bu kadar çabuk mu etkisini gösterir??? Dün apar topar diş hekiminin yolunu tuttum. Meğer çürük yokmuş, çok sevindim tabii. Ama 20 yaş dişim baskı yapıyormuş bir de orada cep dedikleri bir boşluk oluşmuş, zaten asıl ağrıyan yer de orasıymış. 20 yaş dişimin alınması gerektiğini söyledi. Tabii cerrahi bir operasyonla çünkü henüz çıkmadı. Bu duruma pek sevindiğimi söyleyemem çünkü ortaokul yıllarında alt 20'liklerimi aldırmıştım ama zor bir operasyondu. Sonrasında da ağrım olmuştu. Hadi o zaman küçük bir kızdım naz yapabiliyordum iğneden korkunca falan. Ya şimdi...İğne yapılırken nasıl dayanacağım bilmiyorum. Neyse düşünmesen daha iyi herhalde.

Bu diş ağrısı muhabbeti Elif'e de konu oldu tabii. Durmadan annenin dişi ağrıyor diye geziniyor ortalarda.


Geçenlerde Elif'in konuşmasında bir bozukluk olduğunu farkettim. Ne yapıyorsun diyeceğine napıyon diyip duruyor. Bakıcı ablamız da dahil olmak üzere bizim ailede kimse böyle konuşmaz ama neyse ben de onu düzeltmeye çalıştım, ne söylese beğenirsiniz. Napisiyon? Bu da Elifçe olsa gerek. :))

Dün akşam babamız evde yoktu herzamanki gibi, benim de yemek hazırlamam gerekiyordu. Koltuğa bir örtü serdim, Elif'i oturttum, eline de boya kalemi ve bir kitap verdim boyaması için. İlk önceleri baktığımda gayet güzel boyuyordu. Sonra bakım örtüyü falan boyamaya başladı. En son baktığımda ise, sehpayı boyarken yakaladım. Ben sehpaya bakarken aslında lacivert bir boyayla boyanmış salon halısını görmemişim tabii, bir de Elif'in ağzını. Elif'in ağzı ve sehpa çabuk temizlendi ama halı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Neyse ki Kosla halı Yıkama deterjanı vardı da, lekeyi çıkardı. Demek ki çocukları boya yaparken asla yalnız bırakmayacakmışız.

3 Nisan 2008 Perşembe

Elif Artık Anne Diyor

Bloğumu eskisi kadar sık güncelleyemediğimin farkındayım ama gündüzleri artık Elif tek uyku yapmaya başladı. O uyurken ben de ya işlerimi hallediyorum ya da yatıp dinleniyorum. Akşamları da yorgun oluyorum yazacak hal bulamıyorum kendimde. Pazartesiden beri de kursa başladım zaten. 18:00 - 21:30 arası kurstayım. Resmen öğrencilik yıllarıma geri döndüm. Özellikle de ilk gün defterimi alıp giderken kendimi üniversiteye gidiyormuş gibi hissettim. Aslına bakarsanız kursun benim yapacağım işle uzaktan yakından alakası yok ama maalesef bağlı olduğum kurum Milli Eğitime bağlı olduğu için bu kursu almam şartmış. Neyse ki geçen pazar günü annemler geldi. Elif pek mutlu. Akşamları da ben gittikten sonra huysuzluk etmiyormuş. Uykuya dalmada da zorluk yaşamıyormuş. Ama genelde ben geldikten sonra uyanıyor ve emmeden tekrar uykuya dalamıyor. Aslına bakarsanız bir yandan da uyanması hoşuma gidiyor çünkü onu çok özlemiş oluyorum.
Belki çok garip gelecek ama ben kızımı özlemeyi sevdim. En azından şimdilik ondan biraz uzak kalmak bana iyi geliyor. Çünkü bizim hiç ayrı kalma şansımız olmadı ve bu ister istemez beni biraz bunalttı. Bunu yazarken kendimi suçlu gibi de hissediyorum ama ne yapayım işte, ona kavuştuğum andaki hissettiğim duygu çok hoş. :)))
Geçen gün pnömokok aşısının 4. ve son dozunu yaptırdık neyse ki ateş falan yapmadı. Önümüzdeki ay da hem doktor muayenemiz var hem de suçiçeği aşımız. Sonra 18. aya kadar biraz rahatız.
Bir önceki yazımda bahsettiğim gibi köpek dişimiz çıktı. Bu sefer dişlerimiz gerçekten de çok hızlı bir şekilde arka arkaya geliyorlar. Buarada aylardır beklediğim "anne" kelimesini de söylemeye başladı. Bu inanılmaz bir duygu. O kadar çok bekliyordum ki anlatamam. Beklediğime deydi. Şimdi anne olduğumu daha bir anladım sanki.

28 Şubat 2008 Perşembe

Diyarbakır'daki Günlerimiz

Evimizde düzenimizi tutturduk sonunda. Dün temizliğimiz de yapıldı. Artık içim rahat. Yalnız Elif burada çok yalnız. Geldiğimizden beri dışarı çıkamadığımız için insan yüzü göremedik hiç. Babamızı bile göremiyoruz, malum. Haftasonu da çalıştığı için bir yerlere gidemedik, kimselerle görüşemedik. Bu nedenle Elif gerçekten çok sıkıldı. Tabii ben de. Bütün gün birbirimizleyiz. Kuyruk gibi peşimden hiç ayrılmıyor. Artık gerçekten de bunaltıcı bir hal almaya başladı. Başbaşa olunca emme isteği çok artıyor. Artık can sıkıntısından mıdır nedir bilmem. İstanbul'da bu kadar değildi. Şimdi her dakika emmek istiyor. Nasıl keseceğiz bu durumda bilemiyorum.
İshali sonunda geçti, artık diyetimizi bıraktık, normal yemeklere devam ediyoruz.
Dün burada hava çok güzeldi, tam bahar havasıydı valla. Elif'i gezmeye çıkardım, parka gittik, Elif için çok eğlenceliydi ama benim için çok yorucu geçti. Ben çok kalın giyinmişim, sıcaktan bunaldım, öyle olunca çok çabuk kesildim. Eve zor attım kendimi, Elif uyusun da ben de dinleneyim derken Elif çok az uyudu ben de öylece kalakaldım. Psikopata bağlamak üzereydim neredeyse. Babamız da geç geldi, o geldiğinde Elif uyumuştu bile. Bugün de bir arkadaşımın bebeğini ziyarete gideceğiz, biraz sosyalleşme zamanı geldi artık.
Bugün ilk defa koltuğa tırmanmayı başardı. Kendisinin de çok hoşuna gitti. Bundan sonra çok iyi kollamak gerekecek bir müddet.

18 Ekim 2007 Perşembe

Bebeğinizi Beslerken Bazı Tavsiyeler

Bebeğinizin beslenmesinde dikkat etmeniz gereken bazı noktalara değinmek istiyorum.
-Bebeğiniz için hazırlamış olduğunuz yemeklerde kesinlikle teknolojik alet kullanmayın. Sadece çatal ve rende kullanın. Bebeğiniz blenderdan geçilmiş yiyeceklere bir kere alıştı mı bundan vazgeçmesi kolay olmayabilir. 2 yaşına gelip de hala blenderdan geçince yiyen çocuklar tanıyorum.
-Yemeklere mümkünse tuz koymayın, eğer hiç tuzsuz yemiyorsa çok az, bir tutam kadar koyun. Tuz bebeklerinizin böbreklerini yorar.
-Bebeğinizin dişi yok diye ona herşeyi püre halinde vermeyin. Ben kızıma hiç dişi olmadığı halde parça köfte, et, ekmek gibi yiyecekler veriyorum. Onlar bu lokmaları rahatlıkla ağızlarında eritebiliyorlar. Merak etmeyin.
-Bebeğinizi tatlıya çok alıştırmayın. Dişleri çıktığında tatlı nedeniyle diş problemleri yaşayabilirsiniz. Çikolatayı mesela mümkün olduğunca geç tattırın.
-Bebeğinize demir ilacını mümkün olduğunca meyve ile birlikte verin. Demir C vitamini ile birleştiğinde daha iyi emilirmiş. Kesinlikle önesinde ve sonrasında en az yarım saat süt vermeyin. Kalsiyum demir emilimini azaltır.
-1 yaşından önce bebeğinize asla inek sütü vermeyin, çünkü inek sütü; demir eksikliği anemisine (kansızlık) neden olur , allerjik hastalıklara yakalanma oranını yükseltir, tam gelişmemiş böbrek fonksiyonlarını ve su-elektrot dengesini olumsuz etkiler, sıvı kaybına yol açar, hazmı oldukça güçtür, Düşük D vitamini sebebi ile normal kemik ve iskelet gelişimi sağlayamaz
-1 yaşına kadar bal vermeyin. Bal sonu ölüme yol açabilecek allerjik reaksiyonlara sebep olabilir. Bu ihtimal düşük olsa bile, ya bebeğinizin allerjisi varsa....
-8/9 aya kadar balık, tavuk ve yumurtanın beyazını yedirmeyin. Bunların da allerji yapma ihtimali vardır.
-Bebeğiniz ek besinlere başlamadı diye endişelenmeyin. Benim kızım 7.5 aylıkken ek-besinleri kabul etmeye başladı. 9 aylığa kadar bekleyen bebekler de biliyorum. O yüzden rahat olun, hazır olunca o zaten başlayacaktır.
-Bebeklerin iştahları değişkendir, birgün çok güzel yerken ertesi gün hiçbirşey yemeyebilir. Bu durumda rahat olun. İstemiyorsa onu zorlamayın. Ertesi gün durum değişebilir. Eğer bu durum birkaç gün sürerse doktora danışın, demir eksikliği söz konusu olabilir.

Not: Yukarıdaki açıklamalar sadece tavsiye niteliğindedir.

25 Aralık 2006 Pazartesi

Anne Sütünün Faydaları

Emzirmenin başladığı ilk günlerde göğüsten klostrum denilen sarımsı bir sıvı akar. Bağışıklık sağlayan maddeler bakımından çok zengin olan bu sıvı, bebeğinizi çeşitli bulaşıcı hastalıklardan korur. Ayrıca hafif müshil etkisi yaparak bebeğinizin bağırsaklarının boşalmasına ve sütü sindirmesine yardımcı olur. Bu nedenle ilk saatlerde ya da ilk günlerde gelen bu klostrumu bebeğinize mutlaka verin. Zamanla sarımsı sıvının yerini olgunlaşmış süt olarak bilinen beyaz süt alır.

Bebeğinize ilk altı ay sadece anne sütü verin çünkü anne sütü bebeğin gelişimi ve büyümesi için gerekli biyolojik maddeleri içerir. Anne sütü ile beslenen çocuklarda şeker hastalığı, alerji, kanser, iltihaplı bağırsak hastalıklarının az görüldüğü tespit edilmiştir. Sinir sistemleri daha iyi ve zeka düzeyleri daha yüksektir. Anne sütü bebeğe onu hastalıklara karşı koruyacak olan antikorları sağlar.

Sadece anne sütü ile beslenen bebeklerin ayrıca suya ihtiyaçları olmaz. İhtiyacı olan suyu anne sütünden temin ederer.

Emzirme sırasında bebek ile anne arasında güçlü bir bağ kurulur. Bebeğin annesinin tenini hissetmesi güven duygusunun gelişmesinde çok önemli bir rol oynar. Gerek fizyolojik gerekse psikolojik sebeplerden dolayı bebeğinizi muhakkak emzirin.

Bebeğinize anne sütü veremediğiniz durumlarda inek sütü vermeyiniz. Çünkü;

• Demir eksikliği anemisine (kansızlık) neden olur
• Alerjik hastalıklara yakalanma oranını yükseltir
• Tam gelişmemiş böbrek fonksiyonlarını ve su-elektrot dengesini olumsuz etkiler. Sıvı kaybına yol açar.
• Hazmı oldukça güçtür
• Düşük D vitamini sebebi ile normal kemik ve iskelet gelişimi sağlayamaz


Bebeğinizi anne sütü ile besleyemediğiniz durumlarda doktorunuzun önereceği, anne sütüne yakın mamaları kullanabilirsiniz. Bebek mamaları açıldıktan sonra buzdolabında 48 saatten fazla bekletilmemeli ve tuz ilave edilmemeli.