Bloğumu eskisi kadar sık güncelleyemediğimin farkındayım ama gündüzleri artık Elif tek uyku yapmaya başladı. O uyurken ben de ya işlerimi hallediyorum ya da yatıp dinleniyorum. Akşamları da yorgun oluyorum yazacak hal bulamıyorum kendimde. Pazartesiden beri de kursa başladım zaten. 18:00 - 21:30 arası kurstayım. Resmen öğrencilik yıllarıma geri döndüm. Özellikle de ilk gün defterimi alıp giderken kendimi üniversiteye gidiyormuş gibi hissettim. Aslına bakarsanız kursun benim yapacağım işle uzaktan yakından alakası yok ama maalesef bağlı olduğum kurum Milli Eğitime bağlı olduğu için bu kursu almam şartmış. Neyse ki geçen pazar günü annemler geldi. Elif pek mutlu. Akşamları da ben gittikten sonra huysuzluk etmiyormuş. Uykuya dalmada da zorluk yaşamıyormuş. Ama genelde ben geldikten sonra uyanıyor ve emmeden tekrar uykuya dalamıyor. Aslına bakarsanız bir yandan da uyanması hoşuma gidiyor çünkü onu çok özlemiş oluyorum.
Belki çok garip gelecek ama ben kızımı özlemeyi sevdim. En azından şimdilik ondan biraz uzak kalmak bana iyi geliyor. Çünkü bizim hiç ayrı kalma şansımız olmadı ve bu ister istemez beni biraz bunalttı. Bunu yazarken kendimi suçlu gibi de hissediyorum ama ne yapayım işte, ona kavuştuğum andaki hissettiğim duygu çok hoş. :)))
Geçen gün pnömokok aşısının 4. ve son dozunu yaptırdık neyse ki ateş falan yapmadı. Önümüzdeki ay da hem doktor muayenemiz var hem de suçiçeği aşımız. Sonra 18. aya kadar biraz rahatız.
Bir önceki yazımda bahsettiğim gibi köpek dişimiz çıktı. Bu sefer dişlerimiz gerçekten de çok hızlı bir şekilde arka arkaya geliyorlar. Buarada aylardır beklediğim "anne" kelimesini de söylemeye başladı. Bu inanılmaz bir duygu. O kadar çok bekliyordum ki anlatamam. Beklediğime deydi. Şimdi anne olduğumu daha bir anladım sanki.

