Bir canın dünyaya gelişi ne kadar sıradan ama ne kadar da yaşam ötesi, ne kadar mucizevi.
19 Temmuz 2009 Pazar
Erdek'ten Selamlar
Buarada sizlerle güzel bir haber de paylaşmak istiyorum. Haftaiçinde sanırım 15 temmuz çarşamba idi, habertürk gazetesinde bloğumuzun tanıtımı yapılmış. Benim de haberim yoktu, bir arkadaşım okumuş. Web'in anneleri diye bir yazı vardı, orada Bebek Büyütüyorum'dan da bahsediyorlardı. Çok hoşuma gitti tabii. Ama bloğumu çok ihmal ettiğim bir döneme gelmesine de çok üzüldüm.
Elif'in burada keyfi yerinde ama düzenimiz ve huyumuz çok değişti. Geceleri 11'den önce yatmaz oldu. Anneanne ve babaanne ile birlikte olunca şımardı. Hiç söz dinlemez oldu. En nefret ettiğim şey sokaklarda herşeye ağlayan çocuklardı. Ne yazık ki başıma geldi. Her lunapark dönüşünde avaz avaz ağlıyor. Şu anda en etkili tekniğimiz onu orada ağlarken bırakıp biraz uzaklaşmak onu bırakıp gittiğimizi görünce hemen susuyor.
Bugünlerde sağlık açısında biraz problemli günler geçiriyoruz desem yeridir. Yaklaşık bir haftadır poposunda bir kaşıntı vardı. İlk önce pişik zannettik, desitin, hametan gibi kremler sürdüm. Ama nafile özellikle de akşamları başlayan ve gerçekten de çocuğu çok rahatsız eden bir kaşıntı. kaşıntı ile birlikte kızarıklık da...Sonra Bandırma'da çocuk doktoruna götürdük. Kıl kurdundan şüphelendi. Tahlil yaptırmamızı istedi ama bizimkisi inadına mıdır nedir bilmem 2 gün kakasını yapmayınca biz de tahlil yaptırmadan ilaç verdik. Doktorun dediğine göre ilacı akşam veriyorsun sabah da çocuk kakasını yapıyor ve kurtları ya da diğer parazitleri döküyor. Ama bizimkisi bugün hiç kaka yapmadı...Bakalım sorun devam edecek mi..
Sabah kaka yapmasını beklerken daha uyanmadan akşam burnunun kanamış olduğunu farkettik. Öyle böyle değil bayağı da kanamış. Yatak bile kan olmuş. İlk önce çok üzerinde durmadık. Ama sonra kahvaltıda diğer burnu da ciddi bir şekilde kanamya başlayınca acile koştuk. Doktor kılcal damar çatlaması olduğunu söyledi. Son günlerde nezleydi herhalde ondan olsa gerek. Burnunun kurumaması gerekiyormuş. Deniz de iyi gelir deyince biz de doktordan hemen sonra denize soktuk. Neyse herşey yoluna girdi ama sabah gerçekten çok heyecanlandık. Çünkü ilk defa burnu kanıyordu ve tampon koymamıza müsade etmiyordu, manzarayı siz düşünün artık.
Deniz ile aramız iyi. Yüzmeyi seviyor ama bize sarılarak. Kolluk denedik dengesini sağlayamadı, simit denedik kendini güvende hissetmiyor herhalde, simitte olduğu halde bize tutunmak istiyor, bıraktığın anda kıyamet kopuyor. Öyle böyle ama denizden çıkmak da istemiyor.
İnternet lafewden yazdığım için şuanda resim paylaşamıyorum. Aslına bakarsanız fazla resim çektiğimiz de yok. Mümkün olunca resim de koyarım.
Herkese iyi yazlar diliyorum....
3 Ocak 2009 Cumartesi
2009'a Merhaba Dedik



1 Ağustos 2008 Cuma
Elif'in 18. Ay Muayenesi
23 Temmuz 2008 Çarşamba
Elif'in Erdek Maceraları
Blog işi garip birşeymiş gerçekten, burada bloğumu maalesef çok ihmal etmek zorunda kaldım ve yazmayı çok özlediğimi farkettim. Günlerimizin nasıl geçtiğinden biraz bahsedeyim. 11 temmuz gecesi babamız geldi ve onunla birlikte hepimizin de keyfi yerine geldi tabii ki. Sabahları bazen evde, bazen dışarıda ama öğleden sonraları muhakkak denizde geçiyor. Elif öğle uykusundan uyandığında yaklaşık 4-5 gibi gidiyoruz denize. Akşam neredeyse güneş batana kadar kalıyoruz. Gelince de banyo, yemek derken zaten bizimkisinin uykusu gelmiş oluyor.
Uyku meselesinde bir düzen tutturduk gibi. Artık sütünü içip kendi yatağında uyuyabiliyor. Babamız gelmeden önce hiç zorluk çıkartmadan, hiç ağlamadan uyuyordu ama nedense babamız geldiğinden beri biraz direnç göstermeye başladı. Ama yine de ayakta sallamayı tamamen bıraktık. En kötü ihtimalle babası ona kitap okuyor o da zaten uykusu geldiği için biraz sonra sızıp kalıyor.
En son yazımda iki azı dişimizin çıktığından bahsetmiştim. Şimdi de alttan iki azı dişimiz daha geldi. Çok sıkıntılı geçmiyor ama iştahımız biraz kapanıyor. Biraz da hırçın oluyor. Buaralar özellikle mama sandalyesindeyken önüne koyulan yemekleri ya da ağzındakileri çıkarıp yere atma huyu başladı. Öyle yaptığı zmanlarda yemek vermeyi kesiyoruz. Ceza verdiğimizi zannediyoruz ama o zaten yemek yemekten kurtulmaya dünden hazır bir halde.
Özgürlüğüne pek düşkün oldu. Bir yere gittiğimiz zaman oturmak ne mümkün!!! Alıyor başını gidiyor bizimkisi, biz de nöbetleşe arkasından. Ablalara, abilere bayılıyor. Kendinden küçüklere hiç yüz vermiyor. Yabancılardan ilk aşamada çekiniyor ama ısınması fazla zaman almıyor.
Önümüzdeki günlerde 18. ay muayenesine gideceğiz. Artık Bandırma'da Kızılay'a götüreceğiz herhalde. Burada bildiğimiz iyi bir çocuk doktoru yok şimdilik. Bu ayki muayenesinde beşli karma aşısı da yapılacak.
25 Mart 2008 Salı
Yaza Merhaba mı Desek Acaba?
6 Aralık 2007 Perşembe
Elif Yürüyor

10 Kasım 2007 Cumartesi
Bebek Doktoru
28 Nisan 2007 Cumartesi
Elif Artık Çok Yaramaz

8 Nisan 2007 Pazar
Elif Doktorda

Ve sonunda beklediğimiz gün geldi. Geçtiğimiz cuma günü doktora gittik. Lojmanlarda neredeyse tüm çocukların gittiği bir doktor var, biz de ona götürdük. Gelelim sonuçlara...
Elif kızımız tam 5.550gr. olmuş, boyu da 60 cm. :)) Bu ay yapılması gereken bir sürü aşı vardı. 5'li karma dediğimiz (difteri, tetanos, boğmaca, çocuk felci ve menenjit) ve yeni çıkan rota virüsü aşısı. Dün aşılarını oldu. Neyse ki korktuğumuz gibi olmadı, akşam ateşi çıkmadı, tam tersine bütün gün uyudu neredeyse :) uyuşturucu mu vurdular ne??? Pazartesi günü de verem aşısı olacak. Onu Verem Savaş'ta yaptıracakmışız. Verem aşısından sonra iki gün yıkanmaması gerekirmiş. Buarada doktor yakında elini emmeye başlayacağını ve salya akıtacağını söyledi. Elif de sanki bunu duymuş da anlamış gibi akşamına elini emmeye başladı. Diş çıkarma süreci şimdiden başladı sanırım. Ne kadar da uzun sürecek demek ki...
Onun dışında anne sütüne devam ediyoruz. Gece uykularımız oldukça rahat geçiyor. Ancak gündüzleri hiç uyumuyor gibi birşey. Annemlerin gidişinden sonra ilk defa cuma günü kızımla birbaşımıza kaldık. Ben de kızımı bu zamana kadar sakin zannederdim. Oysa yalnız kalınca anladım ki sürekli ilgi istiyor. Yemek yapmak falan çok zor olacak bu gidişle. Neyse artık bakacağız çaresine.
3 Nisan 2007 Salı
Elif 62 Günlük

Dün bir arkadaşımızın oğlunu ziyaret ettim. Eliften 28 gün sonra doğmuştu ancak yaşamla ölüm arasında gidip gelmişti. Neyse ki yaşama tutunmayı başarmıştı. 3.750 idi kilosu ve küçücüktü. İlk defa kızım bana acayip büyük gözüktü. Dün Yiğit'in yanında dana gibi kaldı valla :)))
Gülücüklerimiz devam ediyor. Yüzüne bakıp güldüğünüzde size muhakkak karşılık veriyor. Şimdi de yeni yeni dil çıkarmalarımız başladı. Kürek gibi dili varmış meğer bizimkisinin. Dil hep dışarıda...
Burada havalar yine soğudu. Bulutlu ve yağışlı dışarısı, çok sevimsiz. Ama yine de kalın kalın giyip dışarı çıkıyoruz. Ne de olsa kar soğuğu değil. Yukarıdaki resim dünkü gezintimizden bir hatıra...