öksürük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
öksürük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Kasım 2009 Perşembe

İstanbul'a Geldik Hasta Olduk, Gidiyoruz Hala Hastayız

Hastalıktan hala tam olarak kurtulamadık. İshalimiz de geçti derken öksürük başladı birkaç gündür. Öksürük şurubu ile günde 1-2 bardak ıhlamur çayı içiriyorum. Neyse ki bebekliğinden beri çok seviyor ıhlamur çayını. Tabii poşet çay kullanmıyorum onu belirteyim. Poşet çayların her zaman zararlı olduğu inancındayım. Tabii iştahımızda çok kötü durumda. Çoğunlukla bir tabak çorbayı zor bitiriyoruz. Zayıfladı valla. Elif bir yandan ben bir yandan. Ben de pazar gününden beri burun tıkanıklığı ile uğraşıyorum. Günlerdir uyku nedir bilmiyorum. Öyle bir tıkanıyor ki...Serum fizyolojiklerle açılmayınca artık dün doktora gittim. Allerjikmiş meğer. Hamile olunca öyle her ilaç da verilmiyor. Düşük dozda bir antibiyotik ile çok sıkışınca kullanacağım Otrivine Mentollü verdi. Otrivine'i çok dikkatli kullanıyorum, mesela geceleri yatmadan önce kullanıyorum ama etkisi süper, acayip yakıyor ama bir anda burnum nasıl açıldı anlatamam size. Dün ilk defa deliksiz bir gece uykusu uyudum.
Buarada babamız bugün sürpriz yaptı, geldi. Çok sevindik. Ben annemle doktor kontorlüne gittiğimde gelmiş, Elif çok şaşırmış ve çok sevinmiş. Bir de hediye olarak banyo yapan bir bebek gelince artık keyfine diyecek yok. Bugün şımarma günü, hakkıdır. Ama günlerdir bize hem hastalığından hem de dışarı çıkamadığımızdan olsa gerek huysuzluğu ile kök söktürdü desem yeridir. Ağzından "sevmiyorum seni, eşşeksıpası, hayır" kelimeleri hiç eksik olmuyordu. Artık babasına havale edeceğim :)))
Hamileliğimin 22 haftası bitmek üzere. Geçen hafta doktorum hakkında çok düşünceliydim, nasıl biri diye. Ama tanışınca kendisinden çok memnun kaldım. Çok sakin konuşan, çok saygılı, beni dinleyen ve sorularıma baştan savma cevaplar vermeyen biri. Ayrıntılı ultrason yapıldı 1 saat süreyle. Çok açıklayıcı idi. Herşey yolunda görünüyor. Bir tek benim kan akışımda biraz sorun varmış, tuzu kesmeliymişim. Bir tek zeytin bile yememe müsade etmedi. Bendeki bu sorun bebeğe olan kan akışını da etkilermiş, o nedenle çok üzerinde durdu. Onun dışında herşey yolunda. Bebeğimin kıpırtılarını da azar azar hissetmeye başladım. Asıl 24. haftadan itibaren hissedecekmişim. Ben de heyecanlanıp duruyordum neden hala hissetmiyorum diye....İnsan unutuyor bazı şeyleri.

5 Şubat 2009 Perşembe

Uykusuz Geceler

Tuvalet eğitimimiz şimdilik iyi gidiyor. En azından evdeyken gündüzleri sorun yaşamıyoruz. Öğlen uykusundan da artık kuru kalkmaya başladı. 3 gecedir de bez bağlamıyorum, tabii 3 gecedir de altımızı ve yatağımızı ıslatıyoruz. Bu da ikimiz için çok yorucu oluyor. Gecenin bir vakti çarşafları değiştir, pijamaları değiştir.... Bu gece belli bir saatte uyanıp onu tuvalete götürmeyi düşünüyorum. Genelde herkes bunu tavsiye ediyor. Bakalım artık. Ama son günlerdeki uykusuzluğumuz beni çok yoruyor. Vitaminlerle ayakta durmaya çalışıyorum.
Yarın da babamız Konya'ya gidiyor. Bir hafta Elif ile yalnız olacağız. Haftaiçi sorun değil, bakıcı ablamızla rahat geçer, ama haftasonunu kara kara düşünüyorum. Umarım hava güzel olur da en azından yürüyüşe çıkabiliriz.
Grip halimiz geçiyor gibi. Burun akıntısı ve öksürüğü iyice azaldı. Peditus'u çok kısa bir süre kullandım çünkü çok huzursuzuk yaptı. Öksürük için de çok kısa süre yine Levoprant kullandım, ardından ıhlamur, ballı süt ve zencefilli ballarla yani doğal yollarla gidermeye çalıştım. Özellikle zencefilli bal çok iyi geliyor. Bir tatlı kaşığı bala çay kaşığının ucuyla zencefil koyuyorum, içirene kadar çok zor oluyor ama yine balın tadını alınca çok da kötü olmadığına karar veriyor.

3 Ocak 2009 Cumartesi

2009'a Merhaba Dedik


Hepinizin yeni yılını tekrardan kutlarım. 2009 Diyarbakır'da çok soğuk başladı ve hala öyle devam ediyor. Yılbaşından 2 gün önce başlayan kar yağışı her yeri bembeyaz yapmıştı. Tam erimeye başlamıştı ki yılbaşı gecesi ilerleyen saatlerde yeniden yağmaya başladı. Çok fazla olmasa da yine de beyaz oldu denebilir. Uzun süredir yılbaşını karlı geçirmemiştik. Çok soğuktu ama çok da eğlenceli idi bizim yılbaşı gecemiz. Elif de çok eğlendi. Bakıcı ablamız da bizimle geldi, böylece Elif'in uykusu gelince onları 11 gibi eve bıraktık, Elif de salon köşelerinde uyumak zorunda kalmadı. Ben de 1'e kadar eğlenmeye devam ettim, babamız ise 4'de gelmiş. Ben iyi ki erken yatmışım çünkü sabah 8 olmadan Elif hanım ayaktaydı. Ben ise sürüngen bir vaziyette ))) Öğleden sonra ise hepimiz bir yatmışız ki 2.5 -3 saat uyumuşuz. Ama o uyku gerçekten çok iyi geldi hepimize.
Yen yıl hediyesi olarak Elif'e bir kol saati aldık. Çok sevdi şimdilik, uykudan kalkınca bakıyorum saatini arıyor hemen. Elif ile ben babamıza bir kazakaldık, onlar da bana bir elbise aldılar. Yeni yıla çok cici hediyelerle girdik.


Öksürüğü sonunda geçti gibi ancak çenesindeki tahriş en ufacık bir nemlenmede hemen belirgin oluyor. Cildiye doktoru bir arkadaşımız bunun salyası aktığı için olduğunu söylemişti. Özellikle de uykuda salyası aktığı zamanlarda oluyor. Sırtüstü yatırmaya alıştırın diyor ama ne mümkün!!! Hemen kaplumbağa vaziyetine geliyor. Momecon diye bir krem vermişti çocuk doktorumuz, kızardığı zamanlarda onu sürüyorum. Ama yer yapacak diye korkmaya başladım.
Renklerin birçoğunu artık biliyor. Kırmızı, mavi, mor, turuncu ve yeşili artık karıştırmadan söyleyebiliyor. Bir de 9'a kadar saymasını öğrendi sonunda. Son günler de hafıza çalışmaları yapıyoruz. Daha önce eşleştirme oyunu oynadığımız kartlarımızı şimdi ters çeviriyoruz ve neyi hangi kartta olduğunu bulmasını istiyoruz. Bazen inanılmaz bir performans sergiliyor, 5 kart kouyoruz mesela hepsini biliyor, ama bazen de hiçbirini bilemiyor. Daha çok yol almamız lazım anlaşılan.

14 Aralık 2008 Pazar

Bayram Tatilimiz


Uzun zaman oldu bloğumu güncelleyemeyeli. Şimdi burada gereksiz yere saymak istemiyorum ama inanın geçerli mazaretlerim var.
Bayram tatilini fırsat bilip Elif ile birlikte İstanbul'a kaçıverdik. Babamızın işleri nedeniyle burada kalması gerekiyordu maalesef. Ancak İstabul'a gitmeden hemen önce Elif çok kötü bir kaza atlattı. Sehpadan düştü ve gözü morardı. Ama öyle böyle değil. düştüğü gece sadece gözünün çaprazı idi, buzlar koyduk, losoniller sürdük ama yine de ertesii gün kalktığımzda morluk gözünün altına kadar yayılmıştı, neredeyse içine girecek yani. Tüm bayram süresince zavallımın gözü renkten renge girdi. Döndüğümüzde artık birşey kalmadı neredeyse. Ama havaalanında başlayan sorular tüm bayram süresince devam etti. Artık fenalık geldi cevap vermekten. Son günlerde gözüne vurdum morardı demeye başladım :))))

Bayramın ilk günü Elif'in gözü bu haldeydi

Geçen yıl bu bayramda dedemiz de bu fotoğraftaydı :(

İstanbul'da zaman çabuk geçti tabii ki. Zaten bayram telaşesi, ziyaretler, alışveriş falan derken bir baktık ki dönüş vakit gelmiş. Hepimiz için ama en çok da Elif için çok keyifli bir tatil oldu. Bu sefer kuzeni Kaan'la bol bol vakit geçirebildi. Onun dışında Serra, Ömer, Derin, Deniz ve Can'la da çok güzel oynadı. Tatilimiz kısa olduğu için bu sefer anneannemiz başta olmak üzere kimse Elif'e doyamadı. Artık yaza kadar gelme şansımız olmayacak sanırım. Artık Elif'e doyamayan buraya gelir :)))

Anneannemizde bayram sabahı

Dedesinin canları

Dişlerimiz dişlerimiz ah o dişlerimiz. Size taa ne zaman yazmıştım sanırım diş geliyor diye, o gün bu gündür hala gelen giden yok, sıkıntısı da yok ama ne bileyim geç kalmış gibi geliyor, endişeleniyorum. İstanbul'da biraz üşüttük de sanırım. Çok az belli belirsiz bir öksürüğü vardı, bu sabah bayağı çoğalmıştı. Gerçi sonrasında yine azaldı ama öğle yemeğinde ona sıcacık bir tarhana çorbası yaptım, o da afiyetle yedi. Akşamüstü de ıhlamur hazırlayacağım. Neyse ki bitki çayları ile aramız çok iyi. Umarım ilaca gerek kalmadan atlatırız.
Elif'e İstanbul'dan bol bol kitap ve boya kalemleri aldım. İkea'ya gittik birgün, oradan da çok sevimli oyuncaklar...Bir de oyun hamuru aldım. İki yaş için diyor üzerinde, ben de deneyeceğim bakalım, hamur zamanı gelmiş mi gelmemiş mi. Ancak aldıklarımız bavullarımıza sığmadığı için ayrı bir koli yapmak zorunda kaldık. Oyuncaklarımız ve hamurlarımız arkadan gelecekler.

Piyano sevgimiz hala devam ediyor