seyahat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seyahat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mayıs 2009 Pazar

Anneler Günü

Tüm annelerimizin ve anne adaylarının anneler günün kutlarım. Benim kutladığım üçüncü anneler günüm. Bu sene kızım bana her ne kadar anlamını anlamasa da "anneler günün kutlu olsun" dedi. Bunu duymak beni inanılmaz mutlu etti. Kimbilir daha ileriki senelerde neler hissedeceğim....Allah isteyen herkese bu duyguyu tatmayı nasip etsin.

Hasankeyf

Bu haftasonu oldukça yoğun geçti. Hiç evde değildik desem yeridir. Cumartesi günü Batman'a gittik. Önce Hasankeyf'e uğradık. Ardından da bizim yaklaşık 4 sene önce Kardeşini Seç kampanyasından seçmiş olduğumuz İsmail adında bir kardeşimiz vardı. Yıllardır haberleşmeye devam ediyoruz. Mektupla başladı sonra biz ona bazı şeyler (kitap, kırtasiye malzemeleri, eğitici oyunlar vs.) gönderdik. Annesi de çok iyi bir insan çıktı, hep bizi arayıp soruyordu. Elif doğduğunda Batman'dan kalkıp gelmişlerdi. Biz de Diyarbakır'dan ayrılmadan onları bir ziyaret edelim dedik, hem de yakın bir akrabalarının düğünü varmış, ona da davetliydik. Gittik çok iyi bir şekilde karşılandık. Akşam da kına gecesi vardı. Düğün ertesi günmüş, biz onu göremedik. Değişik bir kültür, değişik adetler, değişik bir eğlence anlayışı, gerçekten çok farklı bir deneyim oldu. Bir daha nerede göreceğim kürt düğünü....

İsmail ve abisi Hakan


İsmail'in kardeşi Hatice ile Elif çok eğlendiler

Bugün de türk yıldızlarının gösterisi vardı, oraya gittik. Güzel, güneşli bir gündü. Çok harika bir gösteri oldu. Elif de izlemeye doyamadı, Yiğit'le bir eğlendiler ki sormayın...Oradan da mangala
gittik, keyifli bir mangal sefasından sonra eve döndük akşam 8 gibi. Tabii Elif bugün sadece 15dak. uyuduğu için dönüşte daha arabaya biner binmez uyuyakaldı, pijamalarını giydirdim hiç uyanmadı bile, bayılmış resmen....

Türk yıldızlarını izlerken

Babamız nöbetçi olduğu için anneler günü sebebiyle maalesef ailecek bir şey yapma imkanımız olmadı ama filodaki mangal keyfi de gayet iyi sayılırdı. Bu kadar yoğun bir tempoda eşimin hediye alacak fırsatı olmadığı için hediyem yarına kaldı artık :))
Buarada cuma sabahı başımıza gelen olaydan bahsetmeden edemeyeceğim. Geçenlerde size lojmanda çıkan ve sonu çok kötü biten yangından sözetmiştim. Cuma sabahı 7:30'da da bizim apartmanımızda yangın çıktı. Üçüncü katta çıkan yangının dumanı bizim bulunduğumuz beşinci katta yoğunlaşmış. Panik halinde hemen Elif'i kaptığım gibi pijamalarla aşağıya indik. Ama ne iniş..Ben dördüncü kata inerken basamakları görmüyordum resmen. Üç kat boyunca nefes alınacak gibi değildi. Aşağıya indik Elif ile bu sefer babamız bir türlü çıkmadı. Tabii o bazı dairelere haber vermiş, yardım etmiş falan inmesi uzun sürdü. O inene kadar çok huzursuzdum. İtfaiye falan geldi neyse yangın söndürüldü. Ama biz bütün komşular böyle pijamalarla falan sabah sabah sokaklarda...Sonrasında herşey duruldu eve çıkalım dedik ama bizim evde durulacak gibi değildi, koku nasıl sarmış. Her yeri açtık, giyindik ve filoya gittik. Kahvaltımızı orada yaptık, olayın şokunu atlattık sonra hepimiz normal yaşantımıza döndük ama inanın kaç gün geçti hala Elif'in odasında is kokusu hala var. Onun odası baca gibi zaten, en ufacık bir kokuyu çekiyor hemen, neden bilmem. Velhasıl gerçekten çok ciddi bir olay atlattık aslında. Eğer o yangın gece çıkmış olsaydı şimdi size bu yazıyı yazıyor olamayabilirdim. Allah herkesi böyle kazalardan korusun.

29 Nisan 2009 Çarşamba

Güney Turu ve Tayinler

Gaziantep İmam çağdaş

Yazacak çok şey var bu sefer. Tabii ilk olarak 24 nisan'da açıklanan tayinlerden bahsetmek istiyorum. Sürpriz olmadı, zaten Bandırma'yı bekliyorduk ancak kesinleşmesi içimizi rahatlattı. Şimdi taşınma telaşesi içerisndeyiz, taşıma firması ile anlaştık, evi 10 haziran'da taşıyacaklar. Biz de 17'si gibi yola çıkarız herhalde. Karmaşık duygular içerisindeyim. Aslında hem mutluyum ama bir yandan da buruk. Ne de olsa 5 yılın getirdiği bir alışkanlık, ilk evlenip geldiğim yer olmasından dolayı evime alışmışım biraz hüzünlüyüm bu yüzden. Lojman ortamımız burada çok güzeldi, her ihtiyacımızı burada karşılayabiliyorduk. Lojmanı arayacağım ama Diyarbakır'ı pek sanmıyorum. Yetmişti artık, batıya gitme zamanı, deniz kıyısına gitme zamanı gelmişti. Bandırma aslında yaşanacak çok keyifli bir yer değil diye düşünüyorum. Ama Erdek'e, İstanbul'a ve daha birçok şehire yakın olması bakımından çok avantajlı olacak. Elif de büyüdü, artık onunla bir yerlere gitmek de çok zor olmuyor. Bol bol gezeriz diye düşünüyoruz.
Gezmelerimize burada devam ediyoruz. Elazığ'dan sonra 23 nisan haftasında da Gaziantep, İskenderun ve Antakya turu yaptık. Antep'e ikinci gidişimiz zaten, ama bu sefer hayvanat bahçesine de gittik, gerçekten çok büyük ve güzeldi, çocuklar için çok eğlenceli ve yararlı oldu. Bakırcılar çarşısında biraz alışveriş yaptık, elmacı pazarından da salça, zahter falan aldık. İmam Çağdaş'ta kebap ve baklava yedik. Orada bir gece kaldıktan sonra İskenderun'a geçtik.

Gaziantep


Gaziantep Bakırcılar Çarşısı

İskenderun'a inmemizle tayin haberini almamız bir oldu. O nedenle daha başından keyfimiz yerindeydi. Denizi o kadar özlemişim ki, bak bak doyamadım. Orduevi de deniz manzaralıydı. İlk akşam manzara eşliğinde balığımızı yedik. Ertesi gün de Antakya'ya geçtik.
Antakya'da tavsiye edilen Anadolu restoranında yemek yedik. Künefe yemeden olur mu hiç, oradan da künefeciye gittik, meşhur bir yermiş ama ben çok beğenmedim. Yani Diyarbakır'daki Künefeci Levent Usta'ya asla değişmem. Hatay'dan defne sabunu aldık. Defne sabunu saçlara çok iyi gelen, kepeği önleyen besleyici sağlıklı bir sabunmuş. Henüz kullanamadık. Antakya'da Arkeoloji müzesini gezme şansımız olamadı, biz gittiğimizde öğle tatiline girmek üzereydi. Antakya'nın merkezinden sonra daha güneydeki Samandağ'ın Çevlik beldesine gittik. Orada da beşik mezarları varmış. Ama yolda o kadar yorulmuşuz ki, görevli mezarlara ulaşmak için 500mt yürümeniz lazım deyince kapıdan geri döndük. Çünkü çocuklarla bazı şeyler gerçekten çok yorucu oluyordu. Çevlik'le birlikte güneyde neredeyse Hatay sınırına kadar gelmiştik. Dönüş biraz daha yorucu oldu tabii, ama yine de iki çocukla gayet iyi gezdiğimizi düşünüyorum.
Çevlik Sahili

İskenderun Sahili

Antakya Çarşısı

Antakya

19 Ocak 2009 Pazartesi

Haftasonu Kaçamağımız


Bu haftasonu burada hava çok güzeldi. Biz de pazar günü biraz Diyarbakır etrafını gezelim dedik. Aslında planlanmış birşey değildi, alışverişe çıktık sora dönüşte Elif arabada uyuyunca, biz de hadi gidebildiğimi kadar gidelim dedik. Diyarbakır'ın 25-30km ilerisindeki Çınar ilçesinde bir baraj gölü vardı. Biraz göl havası aldık. Hava orada çok ayazdı ancak yine de temiz hava hepimize iyi geldi. Küçük de olsa göl manazarası bana çok iyi geldi. Denizi çok özlediğimi farkettim. Elif de gölün üzerine konan kuşları seyrederken çok eğlendi.

Elif için oldukça sosyal bir haftasonu oldu. Arkadaşları Yiğit, Mercan ve Derya ile bol bol oynadı. Ancak iştah konusunda sıkıntımız var. Pazar günü sadece kahvaltı ile durdu. Meyve de yemiyor. Önümüzdeki haftasonu doktora götürmeyi düşünüyoruz, tahlillerini de yaptıracağız inşallah. Umarım diş çıkarıyordur da ondan dolayı iştahımız yoktur.
Hava bugün de çok güzel olduğu için, ben de öğlenci olduğum için sabahtan beraber çıktık biraz hava aldık. Dışarı çıkarken iyi de, iş eve dönmeye gelince orada kıyamet kopuyor maalesef. Bazı durumlarda hiçbir şekilde ikna olmuyor, bağırmaktan ve ağlamaktan bizi dinlemiyor bile. Geçen alışveriş merkezinde yemek iyemek istemedi, ağladı, yanımızdan kaçtı gitti. Biz de onu gizli gizli takip ettik. Jetonlu arabaların olduğu oyun alanına girdi, nasıl da kalabalık. Babası bir uçta ben bir uçta gözetliyoruz gizli gizli. Hiç bizi aradığı yoktu valla. Arabalara biniyor, iniyor, geziniyor. Arkasına bile bakmıyordu. Sonunda onu uzun süredir arıyormuşuz da yeni bulmuşuz numarası ile karşısına çıktık ama pek de umursuyor gözükmüyordu.

27 Eylül 2008 Cumartesi

Bayram Öncesi

Burada bahar mevsimi yaşanmıyor. Geçenlerde iş dönüşü sıcaktan klimayı açıyordum, ertesi gün hava bir soğudu, iş çıkışı kaloriferi açmak zorunda kaldım. Ertesi gün ise yine süt liman bir hava, dün ise yine kara kış geldi. Bugün de devam ediyor. Bayram alışverişinde değiştirilmesi gereken bir takım şeyler vardı, son güne bırakmayalım dedik, bu sabah halledelim dedik, hallettik ama nasıl bir yağış vardı. Şemsiyemiz vardı ama babamız sağolsun Elif'e yağmuru tatttırmak için onu şemsiyesiz bıraktı. Bizimkisinin keyfi yerinde ama ya benim keyfim????? Zaten nezle olmuş bu sabah, burnu çeşme gibi. Neyse hasta olursa babası bakar artık :)))

Dişimiz de hala çıkamadı. Elif de dünden beri bir sinir, sıkıntı. İştahı da gitti. Çıksa da rahatlasak.

Tam akşam yemeği için mutfağa girdim ki tüp bitti. Kaç gündür de aklımdaydı, yedek tüp alsam iyi olacak yakınlarda bitebilir diye. Düşündüğüm başıma geldi ve bitti. Yedeği de yok. Tüpçüyü arıyorum sanırım yarım gün çalışıyorlar, kimse cevap vermiyor. Yarın da pazar. Kaldık mı öyle??? İlk defa bu kadar hazırlıksız yakalandım.

Bayramda bu seferlik buradayız. Daha İstanbul'dan geleli 1 ay oldu. Çok da gezdik, yorulduk artık. Evimizde biraz dinlenelim dedik. Belki kurban bayramında gideriz.

Bayram telaşesinden belki yazamayabilirim şimdiden hepinizin Ramazan Bayramını kutlarım. Umarım sevdiklerinizle daha nice bayramlar geçirirsiniz.

26 Ağustos 2008 Salı

Ve Yine Diyarbakır'dayız


Ve sonunda evimizdeyiz. Oldukça uzun zaman oldu ve ben gerçekten evimi özlemişim. Ama sıcaklar hala geçmemiş burada. Evde bütün gün iki klima birden çalışıyor. Zaten havada öyle bir toz var ki, gökyüzünü toz bulutu kaplamış burada, kapı pecere falan açmak ne mümkün. Elif'in yatağını da dün odamıza aldık, bizim odamızda klima olduğu için rahat rahat uyuduk. Neyse ki bugün hava biraz daha açılmış. Ama şöyle adam akıllı bir yağmur yağmazsa bu toz böyle devam eder gibi.


Elif ortama hemen uyum sağladı. Zaten oyuncaklarını görünce ona hepsi yeni gibi geldi. Bakıcı ablamızı da gelince hemen çağırdım ki, ben işe başlayana kadar birbirlerine alışsınlar. Şimdilik herşey yolunda gidiyor. Bakıcı ablamız çok güleryüzlü ve sevecen biri olduğu için Elif ona hemen ısındı. Bugün birlikte de uyudular. İnşallah böyle devam eder.

Piyanist Elif

Eve gelir gelmez Elif'in düzeni hemen geri geldi. Yemeklerini yine mama sandalyesinde yiyiyor, ama bir süre sonra sıkılıp inmek istiyor.

Dün sabah uçağımız çok erken olduğu için Elif'i 6'da uyandırmak zorunda kaldık. Uçakta da fazla uyuyamadığı için öğleden sonra 4'e doğru bir yattı, akşam 8'de uyandırmak zorunda kaldık. Zavallım kaç gündür seyehatte nasıl yorulmuş demek.

Talar teyzesinin aldığı terlikler çok cici

Kemal Abi ile Seyran'ın düğününden


17 Haziran 2008 Salı

İstanbul Maceralarımız - 3 (Kısa Bir Tatil)



Babamız birazdan uçağa binecek ve İstanbul'a gelecek. Sabah da mümkün olan en erken zamanda çıkıp Ağva'ya gideceğiz. Babamız bize 2 günlük bir tatil planı hazırlamış. Üçümüz ilk defa tatile çıkacağız. İlk deneyimimizin yakın ve kısa süreli olması iyi olacak diye düşünüyorum. Çünkü Elif ilk defa dışarıda yemek yiyecek. Yanıma ne olur ne olmaz diye kavanoz mamalardan da aldım ama onları yiyeceğini pek sanmıyorum. Ağzının tadını biliyor. Artık köfte, pilav, balık falan idare ederiz, ne de olsa 2 gecelik bir tatil.



2 gecelik ama kocaman bir valiz hazırlamak zorunda kaldım. Bizim giysilerimiz 2 gün için yeterli ama Elif için bazı şeyleri bol bol koymak durumundayım. Bodyler, tişörtler, şortlar, havlusu, ilaçları (ne olur ne olmaz diye ateş düşürücü, dişeti ilacı ve lasonil koydum), bezleri falan derken valiz doluverdi. Sanki bir haftalık tatile gidiyoruz :)))

Elif, Mert ve Can

Geçen pazar günü Güzelce'ye gideceğimizden bahsetmiştim, hatta Elif'e Huggies'e şu suda giyilen mayo bezlerden deneyecektim ama hava o gün biz yola çıktıktan sonra bozdu, hiç havuza girilecek bir hava olmadı aksine oldukça serin bir gün oldu. Ama yine de Elif bahçede çok keyifle oynayabildi.





21 Mayıs 2008 Çarşamba

Elif Balkonda



Havalar burada tekrardan ısındı. Artık kolay kolay da soğumaz. Gerçi daha ilerleyen zamanlarda bugünleri de çok arayacağız. Havaların ısınmasıyla birlikte balkon sefalarımız da yeniden başladı. Bugün Elif balkonda bol bol su ile oynadı. Döktü, sıçrattı, her yanı sırıksıklam oldu ama çok keyif aldı.




Yemeklerimizi de artık balkonda yemeye başladık. Açık hava iştahını açıyor sanırım. Balkondayken daha bir güzel yiyiyor.



Buarada geçen gün biletlerimizi aldık, kısmet olursa 2 Haziran Pazartesi günü İstanbul'a gidiyoruz. Babamız bir müddet daha burada kalmak durumunda. İstanbul'u çok özledim. Özellikle de deniz havasını. Şimdi tam da zamanı şöyle püfiür püfür bir boğaz havası almanın, cadddebostan sahilinde gezmenin. Elif'e hamileyken caddebostan sahilde gezerken hep kızımı bebek arabasıyla orada gezdireceğim günleri hayal ediyordum. Geçen sene bu hayalimi gerçekleştirebilmiştim. İnşallah bu sene de kızımın sahil yolunda koştuğu günleri görebilirim.