tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Kasım 2011 Cumartesi

Bayramınız Mübarek Olsun

Kurban Bayramı için İstanbul'a geldik. Babaannemizde kalıyoruz. Yarın kahvaltıya anneannemize gideceğiz. Ablamlar da gelecek, geleneksel bayram kahvaltımızı yapacağız. İstanbul'u ve buradaki herkesi özlemişim. Görmek istediğim o kadar çok kişi var ki aslında, ama zaman çok dar. Çarşambaya dönüyoruz :(

Hepinizin kurban bayramını kutluyor, iyi tatiller diliyorum.

9 Ağustos 2009 Pazar

Tatilden Döndük

Sema teyzesinin aldığı bebeği çok sevdi

Bir haftalık bir moladan sonra yeniden Erdekteyiz. Sonunda resim de koyabildim.
Elif'in iştahı kuşadasındayken çok kötüydü neyse ki şimdi eskiye döndü. Ancak bu sefer de ben biraz rahatsız olduğum için evden çıkamıyorum, babamız da biraz tembellik yapıyor evde takılıyor. Bu sefer Elif azdıkça azdı...Sürekli koltukların tepelerinde, omuzlarda, birşeyleri karıştırmakta falan...Bu gece babası onu biraz lunaparka götürdü. Herhalde orada enerjisini biraz boşaltır. Yoksa bu gidişin sonu fena. Hiçbirimizin gücü yetmiyor onu durdurmaya.
Ben rahatsızım diyorum ama aklınıza açık büfelerden yiyip rahatsızlandığım gelmesin. Tam tersine evde olmadığı kadar sağlıklı beslenmeye çalıştım orada. Rahatsızlığımın sebebini başka bir yazımda anlatacağım. Paylaşacak bazı şeylerim var. Azıcık sabır.



9 Mart 2009 Pazartesi

Elazığ Gezimizden Notlar

Cuma akşamı Almanya'ya giden arkadaşlarımızla son bir yemek yedik. Kızları Mercan da Elif'in en sevdği arkadaşlarından biri. Maalesef onu çok özleyecek. O akşam çok eğlendiler. Koltukların üzerinde zıplamaktan ter içinde kaldılar.

Elif ve Mercan

Yolda giderken
Ertesi sabah ise kahaltı ederken birden aklımıza esti Elazığ'a gittik. Ne zamandır gidelim görelim diyorduk, ama ya hava müsait olmuyordu ya da haftasonu birşeyler çıkıyordu. Ama uzun süredir Diyarbakır'da olmaktan da sıkılmıştık artık. Bir yerlere gidelim gezelim istiyorduk. Neyse karar verdik ve 1 saat içinde yola çıkmıştık bile. 2 saatlik bir mesafe Elazığ ama biz hiç durmadan Keban'a gidince yarım saat daha uzadı. Elif bu süre çerisinde biraz uyudu, biraz şarkı söyledi, biraz bakındı ama hiç sesi çıkmadı. Keban'a geldiğimizde yemek vakti olduğu için ilk önce dere kenarındaki bir alabalık restoranına gittik. Ondan sonra da baraja ulaştık. Baraj bendine çıktık. Hava biraz rüzgarlı olduğu için çok fazla duramadık. O arada Fırat üniversitesinden bir grup fotoğrafçılık klübü öğrencisi de geldi. Hepsi Elif'i görünce basın ordusu gibi resimlerini çekmek istedi. Elif bu durumdan biraz rahatsız oldu. Her resimde somurtuktu, ama gençler ona yine de bayıldı.
Keban Barajında

Kebandan sonra Elazığ merkeze, kalacağımız yere ulaştık. Biraz dinlendik, yemeğimizi yedik akşam da çok eskiden İstanbulda komşumuz olan tanıdıklarımıza uğradık. Gecemiz de eski günleri yadederek geçti anlayacağınız.
Ertesi gün kavaltımızı ettik. Sonra biraz merkezde dolaştık. Kapalıçarşı dedikleri yerden biraz alışveriş ettik. Bizim cevizli sucuk diye bildiğimize burada Orcik diyorlar ve çok çeşitli şekillerde yapıyorlar. Biraz orcik, biraz pestil, biraz kuru kayısı ve dut gibi şeyler alıp, Harput'a doğru yola koyulduk. Harput Elazığ'ın ilk yerleşim alanıymış. Aslında çok güzel ve heybetli bir kale ama kale duvarlarından çok azı ayakta kalabilmiş.
Alacalı Cami, Ulu Cami de camilerinden bazılarıydı. Ulu Cami'nin minaresi o kadar eğik duruyor ki, yakın bir zamanda düşecekmiş gibi geliyor insana.

Uzaktan Harput Kalesi

Harput Ulucami

Ardından da Meryem Ana kilisesini ziyaret ettik. Yer altında küçük bir kilisydi.
Yemeğimizi Harput'ta yedikten sonra Diyarbakır'a doğru yola çıktık.

 
Dönüşte hava bayağı bir kararmıştı, ha yağdı ha yağacak derken yağmura yakalanmadan ulaştık Diyarbakır'a. Elazığ'ın havasından sonra burası o kadar ılıman geldi ki...
Sonuç olarak güzel ve değişik bir haftasonu geçirdik. Ben Elazığ'ı gerçekten beğendim. Elif de çok keyif aldı. Elazığ'daki bir alışveriş merkezinde Diyarbakır'da maalsef hiç olmayan güzel bir oyuncakçı bulduk. Oradan bazı oyuncaklar aldık. Eve gelince ilk işi onları açmak oldu tabii.

Yeni oyuncağımız

14 Aralık 2008 Pazar

Bayram Tatilimiz


Uzun zaman oldu bloğumu güncelleyemeyeli. Şimdi burada gereksiz yere saymak istemiyorum ama inanın geçerli mazaretlerim var.
Bayram tatilini fırsat bilip Elif ile birlikte İstanbul'a kaçıverdik. Babamızın işleri nedeniyle burada kalması gerekiyordu maalesef. Ancak İstabul'a gitmeden hemen önce Elif çok kötü bir kaza atlattı. Sehpadan düştü ve gözü morardı. Ama öyle böyle değil. düştüğü gece sadece gözünün çaprazı idi, buzlar koyduk, losoniller sürdük ama yine de ertesii gün kalktığımzda morluk gözünün altına kadar yayılmıştı, neredeyse içine girecek yani. Tüm bayram süresince zavallımın gözü renkten renge girdi. Döndüğümüzde artık birşey kalmadı neredeyse. Ama havaalanında başlayan sorular tüm bayram süresince devam etti. Artık fenalık geldi cevap vermekten. Son günlerde gözüne vurdum morardı demeye başladım :))))

Bayramın ilk günü Elif'in gözü bu haldeydi

Geçen yıl bu bayramda dedemiz de bu fotoğraftaydı :(

İstanbul'da zaman çabuk geçti tabii ki. Zaten bayram telaşesi, ziyaretler, alışveriş falan derken bir baktık ki dönüş vakit gelmiş. Hepimiz için ama en çok da Elif için çok keyifli bir tatil oldu. Bu sefer kuzeni Kaan'la bol bol vakit geçirebildi. Onun dışında Serra, Ömer, Derin, Deniz ve Can'la da çok güzel oynadı. Tatilimiz kısa olduğu için bu sefer anneannemiz başta olmak üzere kimse Elif'e doyamadı. Artık yaza kadar gelme şansımız olmayacak sanırım. Artık Elif'e doyamayan buraya gelir :)))

Anneannemizde bayram sabahı

Dedesinin canları

Dişlerimiz dişlerimiz ah o dişlerimiz. Size taa ne zaman yazmıştım sanırım diş geliyor diye, o gün bu gündür hala gelen giden yok, sıkıntısı da yok ama ne bileyim geç kalmış gibi geliyor, endişeleniyorum. İstanbul'da biraz üşüttük de sanırım. Çok az belli belirsiz bir öksürüğü vardı, bu sabah bayağı çoğalmıştı. Gerçi sonrasında yine azaldı ama öğle yemeğinde ona sıcacık bir tarhana çorbası yaptım, o da afiyetle yedi. Akşamüstü de ıhlamur hazırlayacağım. Neyse ki bitki çayları ile aramız çok iyi. Umarım ilaca gerek kalmadan atlatırız.
Elif'e İstanbul'dan bol bol kitap ve boya kalemleri aldım. İkea'ya gittik birgün, oradan da çok sevimli oyuncaklar...Bir de oyun hamuru aldım. İki yaş için diyor üzerinde, ben de deneyeceğim bakalım, hamur zamanı gelmiş mi gelmemiş mi. Ancak aldıklarımız bavullarımıza sığmadığı için ayrı bir koli yapmak zorunda kaldık. Oyuncaklarımız ve hamurlarımız arkadan gelecekler.

Piyano sevgimiz hala devam ediyor

20 Ağustos 2008 Çarşamba

Kısa Bir Mola

Cuma günü babamız geliyor, Kapadokya ve Ankara olmak üzere kısa bir tatile çıkıyoruz. Bir müddet yazamayacağım. Haftaya kaldığımız yerden devam edeceğim.

7 Ağustos 2008 Perşembe

Babamızın Ardından

Bisikletle evde çok oyalanıyor


Tam da yatağına yatırıp kendi kendine uyumaya alışmıştı ki, artık park yatağından atlayabildiğini farketti. Tutabilene aşk olsun. Öyle canbazlıklar yapıp aşağıya iniyor ki inanamazsınız. Tabii kendi yatağında uyumayınca hemen bizim yatağımıza geliyor, bu sefer uyuması daha uzun sürüyor maalesef. Diyarbakır'a döndüğümüzde acilen yatağının parmaklıklarını çıkartmak gerekecek. Uykusunda düşmesini engellemek için de koruyucu aksesuarlardan alacağız. Aman tanrım kızım büyüyor sanırım !


Geçen haftasonu babamızın izni bitti ve döndü. O gün bugündür Elif'de bir huyusuzluk, bir sinir anlatamam size. Hiçbirşeyden keyif almıyor, sürekli mızmız. Elif'in hiç bu kadar tepki verdiğini görmemiştim. Benim de bazen sinirlerim dayanmıyor maalesef. Sağolsun annemler bana çok yardımcı oluyorlar. Bir de dün akşam kuzenimin çocukları geldi, Ömer ve Serra. Neyse ki onlarla çok iyi anlaşıyor da, gün içinde biraz rahat ediyorum. Ama evde yalnız kaldığımızda başlıyor yine huysuzlanmaya. Denizde de çok iyi duruyor. Kovasıyla küreğiyle, kumlarla, taşlarla kaptırıyor kendini.


Ömer, Elif ve Serra


Elif'in yine bir huysuz anında annem yetişti imdadıma

Geçen gün iki arkadaşım geldi Erdek'e. İkisinin de kızları 2.5 yaşında. Onlar çok uslu olmadıklarını söylüyorlar ama Elif ile kıyasladığımda arada çok fark var. En azından anneleri bir yerde oturduğunda onlar da bebek arabalarında oturuyorlar, ya da indiklerinde annelerini peşlerinden koşturmuyorlar. Onlara baktıkça allahım acaba Elif de bir sene sonra böyle olacak mı diye düşünüyorum. Bazı bazı aklımdan acaba hiperaktivite olabilir mi diye de geçmiyor değil valla.

Fatoş ve Perihan abla ile Erdek'te bir akşam

17 Haziran 2008 Salı

İstanbul Maceralarımız - 3 (Kısa Bir Tatil)



Babamız birazdan uçağa binecek ve İstanbul'a gelecek. Sabah da mümkün olan en erken zamanda çıkıp Ağva'ya gideceğiz. Babamız bize 2 günlük bir tatil planı hazırlamış. Üçümüz ilk defa tatile çıkacağız. İlk deneyimimizin yakın ve kısa süreli olması iyi olacak diye düşünüyorum. Çünkü Elif ilk defa dışarıda yemek yiyecek. Yanıma ne olur ne olmaz diye kavanoz mamalardan da aldım ama onları yiyeceğini pek sanmıyorum. Ağzının tadını biliyor. Artık köfte, pilav, balık falan idare ederiz, ne de olsa 2 gecelik bir tatil.



2 gecelik ama kocaman bir valiz hazırlamak zorunda kaldım. Bizim giysilerimiz 2 gün için yeterli ama Elif için bazı şeyleri bol bol koymak durumundayım. Bodyler, tişörtler, şortlar, havlusu, ilaçları (ne olur ne olmaz diye ateş düşürücü, dişeti ilacı ve lasonil koydum), bezleri falan derken valiz doluverdi. Sanki bir haftalık tatile gidiyoruz :)))

Elif, Mert ve Can

Geçen pazar günü Güzelce'ye gideceğimizden bahsetmiştim, hatta Elif'e Huggies'e şu suda giyilen mayo bezlerden deneyecektim ama hava o gün biz yola çıktıktan sonra bozdu, hiç havuza girilecek bir hava olmadı aksine oldukça serin bir gün oldu. Ama yine de Elif bahçede çok keyifle oynayabildi.





30 Mayıs 2008 Cuma



Yazamayalı biraz zaman geçti farkındayım. Biraz yoğun geçti günlerimiz son zamanlarda. Salı günü sınavım vardı, 2 gün boyunca ona hazırlandım. Sonuçlara henüz bakamadım ama geçmişimdir herhalde. Zaten kimse kalmayacak diyorlardı. Çok şükür ki bitti artık. Şimdi de seyahat haırlıklarımız başladı. Pazartesi günü İstanbul'a gidiyoruz. Herkes sabırsız bizi bekliyor, aslında Elif'i bekliyor dersem daha doğru olur herhalde. Tabii babamız bu durumdan hiç memnun değil çünkü oldukça uzun bir süre ayrı kalacağız. Biz neredeyse 3 aya yakın bir süre kalacağız (1 eylülde işbaşı yapıyorum), ama onun sadece 3 hafta izni var. Haliyle görüşme aralarındaki süre de oldukça uzun olacak. Biz olmazsa belki biraz erken döneriz, ama önce bir gidelim de. Buarada babamın bilgisayarı şubat ayında çalındıktan sonra maalesef yerine yenisi konamadı henüz. Adsl var ama bilgisayar yok, ben de bizimkisini götürmeyeceğim çünkü babamızın burada ihtiyacı olacak. İstanbuldayken belki ablamlara falan gidince yazabilirm ama bu çok sık olmayacaktır. Bir de yazlığa gidince bu süre iyice uzayacak. Aslında bir nevi bloğum tatile girmiş olacak. Her zaman resim koyamasam bile internnet cafeden falan ara ara yazamaya çalışacağım. Ağustos 17 ya da 24 gibi evimize dönüş yaptığımızda şimdiki düzenimize dönebiliriz.


Buarada Elif'ten hiç bahsedemedim. Önemli bir değişiklik yok aslında. Kelime hazinesi gün geçtikçe artıyor. Toka, makarna, koy, kapa, gitti, bitti, örtü yeni kelimelerimiz. Buarada herzaman olmamakla beraber "baba gitti" gibi basit cümleler de kurmaya başladı. "Nasılsın" diyoruz "iyiyim" diye cevap veriyor. Sandalyelere kendi başına tırmanmaya başladı artık. Bu çok tehlike arzediyor ama yapacak birşey yok.


Sütü de artık severek içmeye başladı. Önceden sadece aptamil içiyordu, şimdi Nestle'nin Çocuk sütünü veriyorum , içiyor. Kahvaltıda büyük bir çay bardağı, ve gün içinde ara öğünlerde muzla ya da kek türü şeylerle bir bardak daha içiyor.


Sıcakların artmasıyla artık dışarı çıkarken muhakkak koruyucu krem sürünüyoruz. Zaten 11'den sonra 5'e kadar hiç çıkmıyoruz ama yine de güneş beni çok korkutuyor. Elif için Sebamed'in baby serisinin 45 faktörünü kullanıyorum. Şapkasını da ihmal etmyorum. Kendim de şimdilik 8 faktörle idare ediyorum. Yazın denize girerken arttıracağım.


Eşref ve babasının kucağında Elif

Geçen hafta arkadaşlarla beraber Dicle Üniversitesinin içerisinde bulunan bir mekana gittik. Öyle lüks bir yer değildi ama ortamı çok güzeldi. Göl vardı, gölde ördekler, tabii Elif bu ördeklere bayıldı. Arkadaşımızın oğlu Yiğit de vardı. Gerçi uzunca bir süre uyudu ama gecenin ilerleyen saatlerinde o da bize eşlik etti.

Yiğit ve Elif

11 Eylül 2007 Salı

Elif Yüzüyor



Yazın yaptıklarımızdan bahsettim de, Elif’in nasıl yüzdüğünden bahsetmemişim. Aşıları tamamlanmıştı ve artık Elif’i denize sokabilirdik. Tabii Erdek’in denizinin en temiz olduğu vakitlerde ve yerlerde girdik. Sanırım 5 kere denize girdi. Bizimkisinin suyla arası gayet iyi. Bıraksan hiç çıkmayacak. Simit falan alsaymışız, neredeyse yüzecekmiş yani. Tabii denize sokmak çok keyifli ama hasta olmasın diye çıkardıktan sonra çok çabuk bir şekilde temiz bir suyla yıkamak ve hemen giydirmek gerekiyor. Başını da rüzgardan korumak lazım.