29 Aralık 2009 Salı

2010'a Yaklaşırken


Yeni yıl geliyor ve ben bu sene hiç olmadığım kadar heyecansızım. Evimizi bile hala süslemedik. Yeni yıl için ise hiç plan yapmadık, ilk defa evde bizbize geçireceğiz. İstanbul'a gitsek mi acaba diye düşündük ama ben artık bavul hazırla, bavul boşalt durumlarından oldukça yoruldum. Yol da her ne kadar 4 saat sürse de yine de bu koca göbeğimle kolay olmuyor artık. Ayrıca dışarıdaki kapalı mekanlarda sigara yasağına pek de uyulmadığını gördüm. Bu da benim için sorun yaratacak. Normal bir akşamda Caddebostan'daki balık restoranlarının hepsinde fosur fosur sigara içilebildiğine göre yılbaşında artık heryerde içilir herhalde. Yapabildiğim kadar pratik bir akşam yemeği menüsü hazırlayıp kendi eğlencemizi yaparız.
29. haftam bitmek üzere ve ben hala oğluşuma birşey alamamanın sıkıntısı içindeyim. Bandırma ihtiyaç gidermek konusunda kısıtlı bir yer. O nedenle haftasonu Bursa'ya gideceğiz. Mothercare, Chicco hepsi Bursa'da mevcut. Elif'ten bazı şeyler çıktı ama cinsiyet farklılığından dolayı yetersiz kaldı tabii. Body ve tulum takviyesi lazım. Havlu lazım. Hırkalarımız her zamanki gibi yine Sema teyzemizden geliyor. Bir tanesi bitmek üzereydi zaten, mavi üzeri beyaz ponponluydu, eminim bitince çok şirin olacak. Bebek yatağını hemen almak istemiyorum. Bir arkadaşımın oğlunun beşiği vardı, bir süre onu kullanmayı planlıyorum kendi odamızda, yaz sonuna doğru kendi yatağını alır odasına koyarız.
Kendimi de unutmamam lazım. Doğum sonrası için güzel ve rahat bir pijama almam gerekiyor. Şimdilik aklıma gelenler bunlar, ikinci doğum olmasına rağmen ihtiyaçlar hiç bitmiyor.
Yeni yılınızı şimdiden kutlar, 2010 yılının herkese gönlünden geçenleri getirmesi dileğiyle....

22 Aralık 2009 Salı

Domuz Gribi Aşısı ???

Olmayacağım, olmayacağım diye direndim bugüne kadar. Ama doktorumun konuşması beni çok etkiledi. Şubat ve mart ayında tahmin edilen rakamlar gerçekten gözümü korkuttu. Televizyon çok izlemesem de ne zaman açsam domuz gribi vakaları. Bir de yakınlarımın bitmek bilmeyen ısrarları. Onlarla her konuşmamda iyice geriliyordum. Valla domuz gribinden değil, strese bağlı kalpten gidecektim yakında. Akşam yatıyorum sürekli kafamda. Kabus gibi bir süreçti son bir ay. En sonunda önümüzdeki 3 ayın böyle stresle geçemeyeceğine karar verdim ve bugün aşımı oldum. İçim rahat mı derseniz hayır değil. Ana Çocuk sağlığındaki aşıyı yapan bayan hamileler için olanda da az miktarda adjuvan var demeseydi belki daha rahat olabilirdim. Hani adjuvansızdı bu aşılar !!! Gerçi okuduğum kadarıyla zaten her aşıda adjuvan olurmuş, sadece domuz gribi aşısında daha fazla miktarda bulunuyormuş. O zaman diyorum kendi kendime hamileler için olanda da normal miktarda olduğu kadar vardır belki diye kendimi avutuyorum işte. Ne bileyim. Allaha emanet ettim kendimi...
Hamileliğimin 28. haftası cuma günü bitecek ve ben İstanbul'da başlayan diyet serüvenime oldukça sıkı bir şekilde devam ediyorum. Tabii evde olduğum zamanlar. Ama zaten hava soğuk ve dışarı fazla çıkmıyorum. Öyle komşuculuk olaylarımız da çok yoğun değil neyse ki...
Artık karnım beni birçok şeyde zorlamaya başladı. Özellikle de ev işleri meselesinde. Tabii burda da en büyük etken Elif'in dağınıklıkları. Onları toplamak benim için gerçekten eziyet olmaya başladı. Herşeyi de kendisine toplatamıyorum. Öyle dağınık durmasına da dayanamıyorum. Zaten Elif de şu son günlerde yine bir süreçten geçiyor. En sıkıntı duyduğumuz konu gece uykuları. Gündüzleri eskisi gibi çok uyumamasına karşın akşamları 11 oluyor hala koşturup duruyor. İşin kötü yanı önceden ben yanına yatınca yatardı, uyurdu, şimdi direniyor, uykum yok benim diye diri cadı gibi gezinip duruyor. Ceza da işe yaramadı. Bir akşam o ortalıkta gezinirken yine babası kızdı ve odasının kapısını kilitledi. "artık odana giremeyeceksin" dedik. Sonra da biz yatağımıza yattık. "sen bizi üzdüğün için yanımızda da yatmayacaksın" dedik. Hiç umurunda bile olmadı. "ben de o zaman küçük odadaki koltukta yatar uyurum" demez mi!!!
Biraz önce yemek konusunda yine beni deli etti. Yemiyeceğim diye tutturmasının yanı sıra huysuz davranışlarda da bulununca ben de tabağını kaldırdım. Ağladı, bağırdı geri vermedim. Bir ara bi yokladım istiyor mu acaba diye ama hala oturmayacağım diye diretince ben de onu kendi haline bıraktım. Şimdi mışıl mışıl uyuyor. Ama ana yüreği işte, nasıl da aç karnına yattı uyudu diye içim içimi kemiriyor.
Domuz gribi aşısının gerginliği, ağırlaşmam sebebiyle günlük yaşantımdaki bazı zorlukların ve muhtemelen de yaptığım diyet nedeniyle canımın istediği birçok şeyi yiyememenin getirdiği sıkıntılar sonucu artık Elif'in huysuzluklarına dayanacak sabrımın kalmadığını hissediyorum. Bazen herkesi bırakıp kaçmak, birkaç gün boyunca sadece kendimle başbaşa kalmak istiyorum. Bu duygu son günlerde öyle arttı ki birgün "bu yazıyı otel odasından yazıyorum" diye bir yazı ile karşılaşırsanız hiç şaşırmayın :))))

16 Aralık 2009 Çarşamba

Yine İstanbul....


Bir oradayız bir burada...Geçen hafta yine İstanbul'daydık. Benim 6. ay muayenem vardı. Bu sefer şeker yüklemesi yapıldı. Limit 145 iken benimkisi 160 çıktı. O nedenle doktor bir daha test yapmak için çağırdı. Bu sefer 50gr. glikoz yerine 100 gr. glikoz testi yapıldı. Tam 3 saat içinde 5 kere kanımı aldılar. Bu değerler içinde de bir tanesi yüksek çıkınca diyetisyene gitmek zorunda kaldım. Şimdi az tuzlu ve şekerden tamamen uzak bir diyet içerisindeyim. Aç kalmıyorum Ancak yediğim şeylerden pek de keyif aldığım söylenemez. Sadece karnımı doyurmak için yiyiyorum birçok şeyi. Doktorum tahlil sonuçlarını çok ciddi bulmamakla beraber eğer dikkat edilmezse hem bebeğe zarar verebileceğini hem de ileride daha kalıcı hale gelebileceğini söyledi. O nedenle ben de başından işi sıkı tutmaya çalışıyorum. Şunu anladım ki şeker hastası olmak çok zormuş. Şeker dışında herşey yolunda gidiyor. Şuanda 27. haftamı doldurmak üzereyim.
İstanbul herzamanki gibi yine yoğun geçti. Hastanelerden vakit bulduğumuz zamanlarda yine eş dost ziyaretleri yapıldı. Bu sefer hem Elif hem bizler için eğlenceli bir yere gittik. Turkuazoo. Yani Bayrampaşa Forumun yanında açılan dev akvaryum. Gerçekten iyi yapmışlar, özellikle çocukların mutlaka görmesi gereken bir yer diye düşünüyorum ancak çok kalabalıktı. Biz haftasonu kalabalık olur diye haftaiçi gittik ama bu sefer de hep okul grupları vardı. Bir sürü çocuk bağırıp çağırıyordu. Gürültü ve kalabalık bizi biraz yordu. Hemen değil ama 6 ay sonra falan mutlaka görmenizi tavsiye ederim.


Babamız köpekbalıklarından biraz korkmuş galiba :)))

Elif yeğenlerimle birlikte ola ola artık saklambaç oynamayı öğrendi. Yaşı küçük olduğu için henüz onu ebe yapmıyorlar ama saklanmayı öğrendi. Sadece atik davranıp ebe olmadığı zaman sobelemeyi beceremiyor :)))
Artık yavaş yavaş oğluşum için birşeyler alma vakti geldi. Eğer kız olsaydı Elif'ten sakladığım o kadar çok kıyafet vardı ki. Şimdi onları yavaş yavaş eşime dostuma dağıtmaya başlıyorum. İçim de gidiyor ya, öyle güzel elbiseler var ki belki hiç giyilmemiş. Neyse ki Elif'te beyaz tulum çok kulanırdım. Onlar yine işimize yarayacak. :)

4 Aralık 2009 Cuma

Geçmiş Bayram


Elif, Yiğit ve Neva

İnternet ile ilgili bir sıkıntıdan dolayı uzun bir süre nete girme fırsatım olmadı. O nedenle bayramınızı bile kutlayamadım. Geçmiş bayramınızı biraz geç de olsa kutlarım.
Biz bu bayram Bandırma'da kalmayı tercih ettik. Bu sefer kuzenim ve arkadaşım Arman bize geldiler. Bayramın ikinci günü oldukça yoğun geçti. Ama bayram soframız sonradan eşlik eden arkadaşlarımızla çok keyifli geçti. İşte bu ortama Diyarbakır'da hep hasrettim. Çünkü arkadaşlarımın oraya gelmesi kolay olmuyordu.
Tabii bayram bitip de herkes yerine dönünce farkettim aslında ne kadar yorulmış olduğumu. Sanırım bazen 6 aylık hamile olduğumu unutuyorum ve kendime çok yükleniyorum. Şimdi de İstanbul'a gitme hazırlığı içindeyim. Yarın yola çıkıyoruz. Bu arada annemin omzunu kırdığını duydum ve gerçekten çok üzüldüm. Biz de tam üstüne gidiyoruz. Ona yardımcı olmam lazım ama ne kadar yeterli olacağım bilemiyorum. Pazartesi günü de doktora randevum var. 25. haftam bitmiş bulunmakta ve pazartesi günü şeker yüklemesi yapılacak. Artık bebeğimin hareketlerini rahatlıkla hissedebiliyorum. Tabii vakit bulup da dinlenebilirsem :)
Elif ile ilgili gelişmelere gelecek olursak sanırım bu konudan daha önce bahsetmemiştim. Son zamanlarda en sıkıntı duyduğumuz konulardan biri Elif'in siniri. Bazen istediği birşey engellendiğinde sinirleniyor, tamam onu anlıyorum ama bazen de hiçbir sebep yokken mesela onu kucağıma almış güzel güzel şarkı söylerken ya da birlikte oyun oynarken falan birden bir sinir geliyor başlıyor beni sıkmaya, tekmelemeye vs.. Gerçekten bazen hiç anlam veremiyorum. Şimdi yeni yeni bir arkadaşından öğrendiği küstüm kelimesini ağzına doladı. En ufacık bir isteği engellensin hemen "seni sevmiyorum" ve "küstüm" diyerek trip atıyor. İnatçılığı da gün geçtikçe artıyor. Eskiden ilgisini başka bir alana kaydırmak daha kolaydı şimdi artık tutturuyor. Anne baba olarak kararlı olmaya çalışıyoruz yani bir şeye hayır dediysek o ağlasa da çatlasa da hayırın arkasında duruyoruz. Onu başka vaatlerle sakinleştirmeye çalışıyoruz. Burada yazması çok kolay ama inanın bu olayları yaşamak ve onlarla başetmeye çalışmak gerçekten çok sabır istiyor ve bizi çok zorluyor, üzüyor ve yoruyor. Neyse ki okuduğum kitaplardan bu durumun normal olduğunu ve 3 yaşından sonra geçeceğini bilmek beni biraz rahatlatıyor. Ama bazı zamanlar da....Ah o zamanlar var ya...İşte o zamanlarda o kadar sevimli, tatlı oluyor ki. İşte o zamanlarda ona sarılmaya, onu öpmeye doyamıyorum. "Annecim seni çok seviyorum" dediği zaman benim en mutlu olduğum an oluyor. Çocuk sahibi olmanın da güzelliği bu olsa gerek. Keşke her anımız böyle keyifli geçse.

Sanırım bahsetmeyi unutmuşum, bayram öncesinde Eskişehir'e de gittik birkaç günlüğüne, hava çok güzeldi

20 Kasım 2009 Cuma

Elif Mutfakta



Bir kızım olduğu için gerçekten çok şanslıyım. Geçenlerde misafirim gelecekti. Onlara yalancı tavukgöğsü yapayım dedim. Çok lezzetli oluyor, tarifini başka bir yazımda paylaşacağım. Dibinin tutmaması için tencerede sürekli karıştırmak gerekiyor sonra da mikserde uzun uzun çırpmak. Bu benim için gerçekten yorucu oluyordu. Ancak kızım bana yardım edince çok rahat oldu.


video

En Sevdiğimiz Çizgi Filmler















Elif büyüdükçe artık çizgi filmlerden de anlar oldu. Eskiden arada sırada Babytv açardım, şimdi artık babytv kesmiyor, daha konulu çizgi filmleri tercih ediyor.
Bu konuda ben de çok dikkatli davranmaya çalışıyorum. Bir kere izleyeceğimiz çizgi filmde şiddet olmamalı, öyle artist özentisi (bir ton makyajlı, seksi elbiseli) kızlar da olmamalı. Mesela Yumurcak tv'deki Caillou, Rahat Koltuk, Trt Çocuk'ta yayınlanan Franny'nin Ayakları, Arthur, İri ile Tıfıl ve Disney Channel'da yayınlanan Winnie the Pooh, Mickey Mouse vs. en çok tercih ettiklerimiz.
Çizgi film konusunda eskiye oranla zorlanmaya başladık. Çünkü eskiden biraz izleyip kapatınca tepki göstermezdi, izleyeceğim diye tutturmazdı. Şimdi artık ne zaman salona gelsek bana çizgi film aç diye tutturuyor, ya da açtığımızda kapatmayalım diye kıyameti koparıyor. Oysa onu televizyon başında bir süre oturtunca ne kadar mayıştığını görünce içim sızlıyor. Aslında kendisi değil de beyni uyuşuyormuş gibi geliyor. Ama onu böyle bir eğlenceden de uzak tutmak imkansız. Bir anne olarak dizginleri elde tutmak yapılacak en doğrusu.....Bu nedenle odasına televizyon almayı kesinlikle düşünmüyorum. En azından benim yanımda benim kontrolüm altında izlesin.

16 Kasım 2009 Pazartesi

Resimlerle İstanbul Maceramız

İstanbul'a giderken fotoğraf makinemizi götürdük ama bilgisayara bağlantı kablosunu unuttuğumuz için yazılarıma fotoğraf ekleyememiştim. Şimdi artık Bandırma'ya evimize döndük. Elif'in İstanbul'daki hırçınlığı ve huysuzluğu biraz azaldı. Sanırım düzen değişikliği hiç hoşuna gitmiyor. Gerçi sürekli hastalık olduğu için evden dışarı fazla çıkamamızın da etkisi olmuştur hırçınlaşmasında.

İstanbul'da uzun uğraşlar sonunda parka ulaştık

Legoları ile yaratıcılığını gösterdi

Kaan ile etkinlik yaptılar

Kendi kıyafetlerini ütülerken çok keyif aldı

12 Kasım 2009 Perşembe

İstanbul'a Geldik Hasta Olduk, Gidiyoruz Hala Hastayız

Hastalıktan hala tam olarak kurtulamadık. İshalimiz de geçti derken öksürük başladı birkaç gündür. Öksürük şurubu ile günde 1-2 bardak ıhlamur çayı içiriyorum. Neyse ki bebekliğinden beri çok seviyor ıhlamur çayını. Tabii poşet çay kullanmıyorum onu belirteyim. Poşet çayların her zaman zararlı olduğu inancındayım. Tabii iştahımızda çok kötü durumda. Çoğunlukla bir tabak çorbayı zor bitiriyoruz. Zayıfladı valla. Elif bir yandan ben bir yandan. Ben de pazar gününden beri burun tıkanıklığı ile uğraşıyorum. Günlerdir uyku nedir bilmiyorum. Öyle bir tıkanıyor ki...Serum fizyolojiklerle açılmayınca artık dün doktora gittim. Allerjikmiş meğer. Hamile olunca öyle her ilaç da verilmiyor. Düşük dozda bir antibiyotik ile çok sıkışınca kullanacağım Otrivine Mentollü verdi. Otrivine'i çok dikkatli kullanıyorum, mesela geceleri yatmadan önce kullanıyorum ama etkisi süper, acayip yakıyor ama bir anda burnum nasıl açıldı anlatamam size. Dün ilk defa deliksiz bir gece uykusu uyudum.
Buarada babamız bugün sürpriz yaptı, geldi. Çok sevindik. Ben annemle doktor kontorlüne gittiğimde gelmiş, Elif çok şaşırmış ve çok sevinmiş. Bir de hediye olarak banyo yapan bir bebek gelince artık keyfine diyecek yok. Bugün şımarma günü, hakkıdır. Ama günlerdir bize hem hastalığından hem de dışarı çıkamadığımızdan olsa gerek huysuzluğu ile kök söktürdü desem yeridir. Ağzından "sevmiyorum seni, eşşeksıpası, hayır" kelimeleri hiç eksik olmuyordu. Artık babasına havale edeceğim :)))
Hamileliğimin 22 haftası bitmek üzere. Geçen hafta doktorum hakkında çok düşünceliydim, nasıl biri diye. Ama tanışınca kendisinden çok memnun kaldım. Çok sakin konuşan, çok saygılı, beni dinleyen ve sorularıma baştan savma cevaplar vermeyen biri. Ayrıntılı ultrason yapıldı 1 saat süreyle. Çok açıklayıcı idi. Herşey yolunda görünüyor. Bir tek benim kan akışımda biraz sorun varmış, tuzu kesmeliymişim. Bir tek zeytin bile yememe müsade etmedi. Bendeki bu sorun bebeğe olan kan akışını da etkilermiş, o nedenle çok üzerinde durdu. Onun dışında herşey yolunda. Bebeğimin kıpırtılarını da azar azar hissetmeye başladım. Asıl 24. haftadan itibaren hissedecekmişim. Ben de heyecanlanıp duruyordum neden hala hissetmiyorum diye....İnsan unutuyor bazı şeyleri.

4 Kasım 2009 Çarşamba

Ateşli Günler

Babamız Konya'ya gitti ve biz de hemen atladık feribota İstanbul'a geldik. Birkaç gün ablamlarda kaldık. Orada Kaan ile Elif ilk iki gün o kadar çok oynadılar ve eğlendiler ki artık sonraki günlerde aynı odada bile birbirlerini görmezden geliyorlardı, bıktılar herhalde :)))
Buarada pazar günü öğleden sonra Elif'in ateşi birden bir yükseldi. Akşam 39.9'a ulaştı. 4 saat arayla Calpol ve İbufen verdim ama nafile. Ilık sularla sildik. O gece saat 3:30'a kadar gözümü kırpamadım. Nihayet biraz düştü, tabii düştü derken 38.5 oldu. Ertesi sabah ateşi hala devam etti bir de kusması oldu. Hemen doktora götürdük. İStanbul'daki doktor amcamızı uzun zamandır ziyaret etmemiştik. Ama Elif'i hemen hatırladı. Elif muayenede çok uslu durdu, tabii hiç hali yoktu ki zavallının. Sonra tahliller. Ama elinden kan alırlarken öyle bir ağladı ki, ikimiz de salya sümük olduk. Tahlillerde önemli birşey çıkmadı. Neyse ki doktormuz da antibiyotği hemen dayamadı. İki gün İbufen kullanın dedi bir de Umca adında bağışıklığı kuvvetlendirici ve grip tedavisini destekleyici bir solüsyon verdi. Pazartesi gecesini de yine ateşle geçirdik ama dün kendini daha iyi hissetti. Dün gece ilk defa ateşsiz bir gece geçirdik. Ama İbufen'e altı saat arayla hala devam ediyorum. Bugün de sağlığı daha iyi. Sadece yorgunluğu var, biraz halsiz. Tabii Elif'in hastalığı beni de çok yordu. Geceleri uykusuz kaldım, hastanelerde yorgun düştüm. Havalar da kötü gidiyor zaten, evde dinleniyoruz. Bir de Elif'in huysuzlukları olmasa....
Buarada hamileliğimin 20 haftasını geride bıraktım. Yarın kontole gideceğim. Daha önceki yazımda Kadıköy Şifa'ya gitmeye karar vermiştim ama Şifa'nın muayene ücretleri acayip yüksek. 235 TL. Nasıl bir muayene bu anlamadım. Memorial karşıda olduğu için onu da listemden çıkardım, özel sağlık sigortamın geçtiği hastanelere bakınca Yeditepe Üniversitesi Hastanesi gözüme çarptı. Muayene ücretleri Profesör ise bile 180 TL. Ama ne doktor ne de hastane hakkında fikir sahibiyim. Neyse yarın için randevu aldım, artık yarın gözüm tutarsa ona göre karar veririm. Buarada bu hastane hakkında bilginiz varsa benimle paylaşırsanız çok sevinirim. İkinci bebeğimizin cinsiyetini yazmadığımı farkettim. Erkek...Evet ikincisi erkek geliyor. Karnım da oldukça belirginleşti.
Geçen seferki hamileliğimde çatlak kremlerine dünya kadar para vermiştim, Lierac, Bonal vs...Ama acayip çatlak oluştu. Bu sefer sadece badem yağı sürüyorum. Gerçi badem yağı biraz zahmetli oluyor, sürünce emmesi için biraz beklemeniz gerekiyor. O nedenle genelde akşamları televizyon seyrederken kullanmayı tercih ediyorum.

27 Ekim 2009 Salı

Düğün

Bir arkadaşımızın Susurluk'taki düğününe giderken....




Düğünde Elif çok keyifli idi. Yolda da uyuuyp uykusunu da aldı tabii. Bütün gece pistte oynadı durdu.

23 Ekim 2009 Cuma

Bandırma'da Yeni Bir Başlangıç

Bandırma'da sahilde...Güzel bir sonbahar gecesi....

Annelere Özel Bir Blog



Bugün size yeni bir blogdan sözetmek istiyorum. Yazdan beri üzerinde çalıştığım, ancak daha yeni yeni oturuşan bloğum. Bu seferki kişisel deneyimlerimi yazdığım bir blog değil, bu seferki mümkün olduğunca profesyonel olmaya çalıştığım, araştırmaya dayalı, bilgi verici bir blog. Annelere Özel. Evet tamamiyle anne adaylarına ve annelere yönelik olarak geliştirdiğim blogda annelik, bebek beslenmesi, bebek ve çocuk sağlığı, çocuk psikolojisi, hamilelik, sağlık ve güzellik ve benzeri konularda yazılmış yazılara ulaşabilirsiniz.
Annelere Özel'e bir uğramanız, blog hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmanız, önerilerinizi sunmanız benim için gerçekten önemli. Görüşmek üzere....

22 Ekim 2009 Perşembe

Yeni Evimizden Merhaba

Uzun zamandır yazamıyorum. Aranızda merak edenleriniz de olmuş sağolsunlar. Merak edilecek bir durum yok, sadece taşındık...Çok telaşeli bir süreç oldu tabii. Evimiz komple yenilenmişti güya ama yine de eksiği gediği hiç bitmedi. Hala bile sorunlarla uğraşıyorum. Duş teknemden şakır şakır su akıyor, usta geliyor yapmak için daha beter ediyor. Banyo yapmak eziyet oldu. Mutfağımın tavanı hala kurumadı küf içinde...Yani hangi birinden bahsedeyim. Bugün gerçekten sinirlerim çok bozuldu.
Allahtan Elif'im var evde beni teselli eden. Yoksa kimseden fayda yok, teselli yok. Ama Elif yanıma gelip de "öpiyim annecim" dediğinde, ona sarıldığımda dünyanın en şanslı ve en mutlu insanı olduğumu düşünüyorum.
Evimize taşınınca, Elif bir süre odasında yatmak istemedi. Hem bütün yaz aramızda yatınca alışkanlık oldu herhalde, hem de düzen değişikiliğinden evi yadırgadı sanırım. Akşamları çok uğraştık ama uzun bir süre korkuyorum odamdan diyerek hep aramızda yattı. Korkuyorum dediğinde çok ısrar edemiedik tabii ama onu ikna etmek için çok konuştuk. Yeni yeni odasında yatmaya başladı ama yine de hala gecenin bir vakti aramıza geliyor, sabahları bağırışları ve tekmeleriyle uyanıyoruz. Geçenlerde karnıma öyle bir tekme salladı ki uykudayken, artık o yanımızdayken hep tetikte olmak zorundayım.
Hala tekbaşına uyuması için onu ikna edemiyoruz. Buaralar müzik dinleyerek uyutuyoruz. Ama kardeşi gelene kadar alıştırmamız lazım yoksa hepimiz için çok zorlu geceler bizi bekliyor olacak.
Buarada hamilelik gayet iyi gidiyor. En son üçlü test de yaptırdım. Ama en sonki muayenden sonra bir daha Gürsel beye gitmeme kararı aldım. Çok ilgisiz, alakasız. Muayeneye girmem çıkmam 10 dakika içinde oldu bitti. Hiçbir bilgi vermiyor, bana soruyor ne yapmıştık diye. Ben hatırlatıyorum bazı şeyleri. Böyle doktor olur mu ya...Önümüzdeki hafta İstanbul'a gidiyorum. Kasım başında da Şifa hastanesinde muayene olacağım. Bandırma'da da başka bir doktor bulacağım artık. Çünkü her ay İstanbul'a gitmem mümkün olmayacaktır herhalde.

23 Eylül 2009 Çarşamba

Hangi Hastane

Bir bayramı daha oldukça keyifli bir şekilde geçirdik. Ablamlar da buraya geldi. Kaan ile Elif için tam bayram oldu. Birlikte çok güzel oynadılar. Havalar da düşündüğümüz kadar kötü gitmedi, akşamları biraz serin oluyordu tabii ama gündüzleri gayet güzel güneşli geçti. Hatta kuzenim ve eşim denize bile girdiler, o kadar yani...Dün de tekne turu yaptık hep beraber. O mis gibi deniz kokan rüzgar yok mu????
Bayram bitince Erdek de boşaldı tabii. Bugün hava da güzel, sahil yolu sakin, deniz desen uykuda. Bu manzaraya doyum olmaz. İnsan bazen böyle küçük bir yerde sakinlik ve huzur içinde yaşama ihtiyacı duyuyor sanırım.
Karnım da gün geçtikçe büyüyor. Hatta kendime hamile pantolunu almak zorunda bile kaldım. Elif de kardeşini çok benimsedi. Geliyor kardeşini seviyor, onunla çikolatasını paylaşıyor. O doğunca onun ablası olacağını söyleyip duruyor. Dün meraklı minik dergisinin eylül sayısında zürafa konusu işleniyordu. Zürafanın annesi hamile, sonra kardeşi doğuyor. Onu okumak o kadar hoşuna gitti ki....Bugün de şöyle bir olay geçti:
Ben alışveriş yapmak için dışarı çıkmıştım. Ellerim dolu bir şekilde 5 katı çıktım tabii çok yorgun hissediyordum kendimi. Sonra Elif parka gitmek istedi. Ben de yorgun olduğumu akşamüstü götürebileceğimi söyledim. Sonra bana "ama kardeşim hasta değil ki" diye bir yorum yaptı. O anda kötü hissettim kendimi. Aklından artık neler geçiyor kimbilir. Ben de hemen yorgunluğumun kardeşinden dolayı olmadığı konusunda onu ikna etmeye çalıştım. Böyle bir fikre kapılırsa hepimiz için gerçekten çok zor ve üzücü olur.
İlkinde olduğu gibi doğumumu yine İstanbul'da yapmak istiyorum. Geçen sefer Memorial hastenesini tercih etmiştim. Ancak hem çok memnun kalmamamdan dolayı hem de annemlere çok uzak olmasından dolayı bu defa Anadolu yakasında bir hastane seçeceğim. Yakınlarımdan Kadıköy Şifa hastanesinin metini çok duyar oldum. Sanırım orayı tercih edeceğim. Tabii önemli olan doktor. En kısa zamanda bir doktor belirlemeliyim. Belki Ekim'de İstanbul'a geleceğim, o zaman kararımı vermiş de olacağım. Sizlerin de bu konudaki fikirleriniiönemsiyorum, yorumlarınızı bekliyorum.

19 Eylül 2009 Cumartesi

Ramazan Bayramı



Ramazan Bayramınızı kutlar, sevdiklerinizle nice mutlu bayramlar dilerim.

9 Eylül 2009 Çarşamba

Erdek'i Sel Aldı

Pazartesi gününden itibaren Erdek'e kış geldi. Özellikle de dün sabaha karşı bastıran yağmur nedeniyle artık sokaklarda in cin top oynuyor. Belediyeden sürekli ananons yaptılar, sağnak yağmur yeniden bekleniyor diye. Biz eve kapandık kaldık. Valla allah zor durumda olanların yardımcısı olsun.
Bugünlerde Elif'ten çok komik hareketler ve sözler çıkıyor. Aklımda tutayım diyorum yine unutuyorum ama aklımda kalan bazılarını paylaşmak istiyorum. Mesela dün akşam sözleri ve müziği kendisine ait olan bir şarkı söyledi. Biz alkışlayınca da bir keyflendi görseniz.
Bu sabah da yanıma geldi bana masal anlatmaya başladı. Masal kahramanlarından kötü olanın adı Elfat, iyi olanın adı da elhal. Nereden uydurdu bilmiyorum :))) Son zamanlarda kitaplara takmış durumda. Eskiden yatarken bir tane okurdum, şimdi artık bir tane yetmiyor, iki tane ben okuyorum sonra yetmiyor kendisi alıp okuyor. Kendi kendine okumaları çok tatlı oluyor. Evdeyken bütün gün elinde kitapla dolaşıyor desem yeridir.
Kendi kendine yemeye de yavaş yavaş alışıyor gibi. Bazen ona aldığımız küçük sandalyesine oturuyor, önüne sehpa çekiyor öyle yiyor bazen de bizimle birlikte sofraya oturuyor. Kendi kendine yiyip bitirdiğini görmek bana nasıl mutluluk veriyor anlatamam.

1 Eylül 2009 Salı

Yeni Bir Ödül: Kreativ Blogger



Çok fazla vaktim yok ama şimdi yazmazsam arayı çok açacağım dedim. Öncelikle beni bu ödüle layık gören sanal arkadaşım Sudamlam'a teşekkür ediyorum.

Ödülün kuralları gereği kendimle ilgili 7 ilginç özelliği belirtmem gerekiyormuş. Şimdi düşünüyorum da çok da ilginç bir insan değilim herhalde.

  • Sevdiğim insan uğruna yaşadığım şehiri ve herkesi geride bırakıp, hiç bilinmeyenlere yelken açtım....
  • Bu yolculuk sırasında minik kuşumu dünyaya getirdim, yetmedi, bir minik kuşum daha yolda...
  • Yemek konusunda çok seçiciyimdir. Domates yemem. Dereotu, maydonoz, roka, tere ağzıma sürmem. Kuzu etinin kokusuna bile dayanamam.
  • Kahvaltı benim için günün en önemli öğünüdür. Reçelim, az yağlı peynirim ve zeytinyağım olmazsa kahvaltı yapmış saymam kendimi.
  • Ev içinde genel olarak tembel ve uyuşuk olmama rağmen seyehati çok severim.
  • Ev dekorasyonuna çok ilgim vardır ancak evimi hiç de hayal ettiğim şekilde dekore etmeyi başaramadım.
  • Kendi mağazamı açmaya çok hevesliyim. Bir gün mutlaka olacak...
Biraz düşününce her insan ilginç yönü çıkıyor galiba.

Ben de aşağıda isimlerini verdiğim arkadaşlarımı mimliyorum.
Son olarak da kuralları belirteyim:

1. Ödülün logosunu bloguna eklemek.
2. Ödülü aldığın kişinin linkini, ödülle ilgili yazına yazmak.
3. Hakkındaki 7 ilginç şeyi listelemek.
4. Sevdiğin 7 blogu listelemek.
5. Ödülü göndereceğin bloglara mesaj bırakmak gerekiyormuş

29 Ağustos 2009 Cumartesi

İkinci Bebeğimiz Yolda

Daha önceki yazımda sizinle paylaşacak bazı şeylerim olduğunu söylemiştim. Elifçik artık büyüdü. Ona evde bir kardeş lazım diye düşündük. Ve Elif'in kardeşi kısmet olursa mart ortası gibi aramıza katılacak. Şimdilik daha çok küçük 3 ay bile olmadı. İkincilerde bazı şeyler daha bir farklı oluyor sanki. Hamile olduğumu bir türlü benmseyememiş olacağım ki, hiçbirşey olmamış gibi yaşantıma devam ettim. Aslında zaten böyle olmalı ama ben biraz abartıp, tatilde jetski, ardından hız teknesi ile dalgalı denizde tur atınca işler hiç de düşündüğümüz gibi gitmedi. Düşük tehlikesi geçirdim. İğneler oldum, hormon hapları kullandım ve sürekli istirahat yaptım 2 hafta boyunca. Hormon haplarına (progestan) hala devam ediyorum. Önümüzdeki hafta kontrole gidince doktorumun keseceğini ümit ediyorum. Şimdi herşeye biraz daha dikkat ediyorum. Fazla yormuyorum kendimi. En önemli olay da Elif. Artık onu ayaktayken kucağıma alamıyorum. Ama o da sağolsun öyle anlayışlı davranıyor ki, hiç beni kucağına al demiyor bana. Bazen yere birşey düşünce "anne sen eğilme, ben alırım, bebek var ya" demez mi... İşte öyle mutlu oluyorum ki öyle anlarda...
Elif'e hemen söyledik. Şimdilik anlıyor gibi gözüküyor, geliyor, öpüyor, seviyor. "Kardeşim doğunca ınga diyecek, altına bez bağlayacağım, gezdireceğim" gibi sözler söylüyor ama doğduktan sonra nasıl olur bilmiyorum. Şimdi o küçük dünyasında neler düşünüyor tam bilemiyorum.
Cinsiyeti henüz belli değil, bunun için 1 ay daha sabretmem gerekiyor.
Geçen hafta 1 haftalığına İstanbul'a gittik, ablamda kaldık. Elif, kuzeni Kaan ile bol bol oynama fırsatı buldu. Acayip eğlendiler. Hatta gideceğimiz günün sabahı Kaan çok keyifsizdi. Bizimkisi için hiç farketmiyor, nereye götürüsen oraya geliyor...:) İstanbul havası bana da iyi geldi. Hamilelikten olsa gerek, bazı duygu kargaşaları yaşıyorum. İsteksizlik, halsizlik, memnuniyetsizlik falan. Hafif bir depresyon geçiriyor gibiyim sanki...Oysa Erdek'in de öyle güzel zamanı ki...Deniz bir harika ama ağustos ayının başından beri içimden denize girmek gelmiyor. Nasıl birşey bu yaaa.....Geçecek inşallah. Evimize bir yerleşelim bakalım....

9 Ağustos 2009 Pazar

Tatilden Döndük

Sema teyzesinin aldığı bebeği çok sevdi

Bir haftalık bir moladan sonra yeniden Erdekteyiz. Sonunda resim de koyabildim.
Elif'in iştahı kuşadasındayken çok kötüydü neyse ki şimdi eskiye döndü. Ancak bu sefer de ben biraz rahatsız olduğum için evden çıkamıyorum, babamız da biraz tembellik yapıyor evde takılıyor. Bu sefer Elif azdıkça azdı...Sürekli koltukların tepelerinde, omuzlarda, birşeyleri karıştırmakta falan...Bu gece babası onu biraz lunaparka götürdü. Herhalde orada enerjisini biraz boşaltır. Yoksa bu gidişin sonu fena. Hiçbirimizin gücü yetmiyor onu durdurmaya.
Ben rahatsızım diyorum ama aklınıza açık büfelerden yiyip rahatsızlandığım gelmesin. Tam tersine evde olmadığı kadar sağlıklı beslenmeye çalıştım orada. Rahatsızlığımın sebebini başka bir yazımda anlatacağım. Paylaşacak bazı şeylerim var. Azıcık sabır.



3 Ağustos 2009 Pazartesi

Kuşadasında Tatil Keyfi

Sizlere Kuşadasın'dan yazıyorum. Apar topar bir tatil planı yapıldı ve kendimizi burada buluverdik. Hava güzel, deniz güzel...Keyfimiz yerinde...Bir de Elif yemek yese...
Buraya geldiğimizden beri sadece sabah kahvaltıları yapıyor, onun dışında yemek saatlerinde ağzına hiçbirşey koymuyor. İlk gün yol yorgunudur dedik fazla üzerine düşmedik ama 4 gün oldu değişen birşey yok. Çok can sıkıcı bir durum. Denizden de soğumaya başladı. Erdek'teyken de yavaş yavaş isteğini kaybetmişti. Burada artık kaçar oldu. Hem de denize girmek istemiyorum diye söylüyor. Çok zorlamak istemiyorum korkusu iyice yerleşmesin diye ama bu güzel denizden de faydalanmasını istiyorum doğrusu.
Burada akşamları mini disco yapıyorlar, küçüklü büyüklü çocuklar amfitiyatroda dans ediyorlar müzik eşliğinde. Elif'i de bir heves götürdük ama kesinlikle çocukların yanına gidip dans etmedi. Aslında canı istiyor anlıyorum ama illa ki bizi istiyor. Bu konuda oldukça çekingenmiş meğer. 3 gecedir hala aralarına karışmıyor, yan tarafta bireysel takılmayı tercih ediyor.
Babaannemiz burada bize oldukça yardımcı. Özellikle de akşamları Elif'i odasına alıp uyutması bizim için gerçekten çok rahat oldu. Böylece hem Elif vakitli uyumuş oluyor hem de biz eğlenmeye devam ediyoruz. Tabii eğleniyoruz derken aslında çok yorgun oluyoruz ama yine de geç saatlere kadar oturuluyor işte, sohbet muhabbet.

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Elif'ten Hikayeler

Çok sıcak günlerden sonra şimdi buraları püfür püfür esmeye başladı dünden beri. Hatta o kadar esiyor ki, denize bile girip girmemek konusunda tereddüt ediyorum. Dün girdik çivi gibiydi. Bugün de yine serin gibi görünüyor. Elif'in de burun akıntısı tam geçecekken yeniden başlıyor.
Babamız cuma günü izne çıktı. Onun sürekli yanımızda olması her açıdan çok iyi oluyor. Şimdi amcamız ve kuzenim Aylin de buradalar. Elif'in keyfine değmeyin. Tabii şımarıklığına da...
Geçenlerde amcasının evinde uyanmıştı, uyanınca gördüğü rüyayı anlatmış, uzay gemisinde anne-baba ve bebekler...Gözümde canlandırmaya çalıştım nasıl bir şey olabilir diye çok güldüm...
Son günlerde kafasından hikayeler yazıp anlatmaya başladı. Öyle anlamlı şeyler değil tabii. Bir adam gelmiş, şöyle demiş, böyle yapmış, uçağa bnmiş, uçmuş gitmiş, köpekler gelmiş vs.. Bunun gibi şeyler. Ama öyle bir anlatıyor ki sanırsın ki sanki çok ciddi bir mesele. Tabii biz sabırla ne kadar anlamsız da olsa onu dinliyoruz, ilgileniyoruz, soru soruyoruz. Bu dönemde sorduğu sorulara sabırla ve mantıklı bir şekilde cevap vermek ve anlattığı şeyleri dinlemek çok önemli. Ona bir birey olarak değer verdiğinizin göstergesidir.
Tuvalet sorunumuz hala devam ediyor. Eskisi kadar sık olmamakla birlikte yine de hala altına kaçırmaları oluyor. Kendisi de artık olduça farkında. Bazen ıslaksa bakmamı istemiyor. Eğer kuruysa da mutlu olup gülmemi istiyor.
Geçen yazımda 2 gün kakaya çıkmadığından basetmiştim ya, sonra çıktı ama biraz zorlanarak hatta alışkın olmadığı için korktu ve ağlamaya başladı. O gün annemlerdeydik. Ertesi gün yine annemlerde otururken eve gidelim diye huysuzlanmaya ve ağlamaya başladı. Önce anlamadım ama sonra baktım bir sıkıntısı var. Meğer kakası varmış. Ama dün burada çok canı yandığı için psikolojik olarak etkilenmiş demek. Evde yapmak istedi. Ben de onu poposuna krem sürerek daha rahat çıkacağı konusunda ikna ettim, böylece eve gitmemize gerek kalmadı. Sonra şarkılar türküler falan rahat rahat yaptı neyse. Sonraki günlerde de korkusu biraz devam etti ama biz bu süreci oldukça neşeli bir hale getirerek onu rahatlatmayı başardık şimdi geçti gibi.

19 Temmuz 2009 Pazar

Erdek'ten Selamlar

Uzun çook uzun zaman oldu farkındayım...Yazın hep böyle oluyor zaten...Ama öyle yoğun bir tempo içine girdik ki...Haziran'ın başında evimizi yolladıktan ve misafirhaneye taşındıktan sonra çok farklı bir yaşantı içine girdik, internet ile olan bağlantım kesildi diyebilirim. Sonra 3 gün süren bir yolculuktan sonra Diyarbakır'dan Erdek'e geldik. Burada sezonluk bir daire tuttuk. Tabii daire sezonluk olunca internete ancak belli yerlerde girebiliyoruz. Ama Elif ile birlikte internet kafeye gelip bir şeyler yazmak hiç mümkün olmuyor. Şimdi de çok vaktim yok, Elif babası ile dışarıda gezinirken ben de bir iki satır yazayım da kendimi unutturmayayım dedim.
Buarada sizlerle güzel bir haber de paylaşmak istiyorum. Haftaiçinde sanırım 15 temmuz çarşamba idi, habertürk gazetesinde bloğumuzun tanıtımı yapılmış. Benim de haberim yoktu, bir arkadaşım okumuş. Web'in anneleri diye bir yazı vardı, orada Bebek Büyütüyorum'dan da bahsediyorlardı. Çok hoşuma gitti tabii. Ama bloğumu çok ihmal ettiğim bir döneme gelmesine de çok üzüldüm.
Elif'in burada keyfi yerinde ama düzenimiz ve huyumuz çok değişti. Geceleri 11'den önce yatmaz oldu. Anneanne ve babaanne ile birlikte olunca şımardı. Hiç söz dinlemez oldu. En nefret ettiğim şey sokaklarda herşeye ağlayan çocuklardı. Ne yazık ki başıma geldi. Her lunapark dönüşünde avaz avaz ağlıyor. Şu anda en etkili tekniğimiz onu orada ağlarken bırakıp biraz uzaklaşmak onu bırakıp gittiğimizi görünce hemen susuyor.
Bugünlerde sağlık açısında biraz problemli günler geçiriyoruz desem yeridir. Yaklaşık bir haftadır poposunda bir kaşıntı vardı. İlk önce pişik zannettik, desitin, hametan gibi kremler sürdüm. Ama nafile özellikle de akşamları başlayan ve gerçekten de çocuğu çok rahatsız eden bir kaşıntı. kaşıntı ile birlikte kızarıklık da...Sonra Bandırma'da çocuk doktoruna götürdük. Kıl kurdundan şüphelendi. Tahlil yaptırmamızı istedi ama bizimkisi inadına mıdır nedir bilmem 2 gün kakasını yapmayınca biz de tahlil yaptırmadan ilaç verdik. Doktorun dediğine göre ilacı akşam veriyorsun sabah da çocuk kakasını yapıyor ve kurtları ya da diğer parazitleri döküyor. Ama bizimkisi bugün hiç kaka yapmadı...Bakalım sorun devam edecek mi..
Sabah kaka yapmasını beklerken daha uyanmadan akşam burnunun kanamış olduğunu farkettik. Öyle böyle değil bayağı da kanamış. Yatak bile kan olmuş. İlk önce çok üzerinde durmadık. Ama sonra kahvaltıda diğer burnu da ciddi bir şekilde kanamya başlayınca acile koştuk. Doktor kılcal damar çatlaması olduğunu söyledi. Son günlerde nezleydi herhalde ondan olsa gerek. Burnunun kurumaması gerekiyormuş. Deniz de iyi gelir deyince biz de doktordan hemen sonra denize soktuk. Neyse herşey yoluna girdi ama sabah gerçekten çok heyecanlandık. Çünkü ilk defa burnu kanıyordu ve tampon koymamıza müsade etmiyordu, manzarayı siz düşünün artık.
Deniz ile aramız iyi. Yüzmeyi seviyor ama bize sarılarak. Kolluk denedik dengesini sağlayamadı, simit denedik kendini güvende hissetmiyor herhalde, simitte olduğu halde bize tutunmak istiyor, bıraktığın anda kıyamet kopuyor. Öyle böyle ama denizden çıkmak da istemiyor.
İnternet lafewden yazdığım için şuanda resim paylaşamıyorum. Aslına bakarsanız fazla resim çektiğimiz de yok. Mümkün olunca resim de koyarım.
Herkese iyi yazlar diliyorum....

21 Mayıs 2009 Perşembe

İlgilenenlere Tavsiye Edilir

Blog yazmak gerçekten bir tutku haline dönüşebiliyor. Searchforblogging adlı bir bloğa sahip olan Mert, şimdi de bütün blog yazma hevesinde olanlar ve bu işi profesyonelce yapmak isteyenler için tecrübelerini aktardığı bir proje hazırladı. MBA (Mert'in Blog Akademisi). Mert bu konuda merak edeceğiniz herşeyi açıklıyor. İlgilenenler için güzel bir fırsat olabilir. Detayları okuyun

17 Mayıs 2009 Pazar

Bu Seferki Durağımız Midyat

Bu haftasonu yine boş durmadık ve Midyat'a gittik. Hani şu gümüşleri ile meşhur Mardin'in ilçesi. Bizim burada herkes gidiyor, alıyor da alıyor. Diyarbakır'dan gitmeden görmemiş olmayalım dedik. Gerçekten de dedikleri gibi çok uygun fiyata çok güzel şeyler var. İnsanın aldıkça alası geliyor. Elde avuçta ne varsa verdik, boşalttık ceplerimizi eve döndük :)) Hava çok güzeldi, bu sene buralara çok yağmur yağdığı için yollar da yemyeşildi. Heryerde kırmızı gelincikler ve mor çiçekler vardı. Dönüşte Mardin'de de yemek yedik ve Mardin'e son kez bir baktık. Gece bir başka oluyor bu şehirin görüntüsü.
Mardin


aldığım takılardan sadece birkaçı


Midyat'a gitmeden önce Engelliler Haftası sebebiyle düzenlenen futbol organizasyonu vardı. Ben de özel eğitim merkezinde çalışan bir psikolog olarak, çocuklara destek olmak amacıyla orada kısa da olsa bulundum. Çocuklar için gerçekten eğlenceli bir gün olacak gibiydi. Müzikler, halk oyunları gösterileri vs...
Elit Terapi Özel Eğitim Merkezi Futbol ve Yakan Top Takımı

12 Mayıs 2009 Salı

Türk Yıldızlarının Gösterisinde

Karınca Tatlısı


Elif'e her ay düzenli olarak aldığımız Meraklı Minik dergisinde bu ay çok sevimli bir tatlı tarifi gördüm, sizlerle paylaşmak istedim. Hem sağlıklı hem de lezzetli partik bir tatlı.

Karınca Tatlısı

6 adet kuru kayısı
50gr. dut durusu
50gr. kuru üzüm
50gr. yulaf ezmesi
50gr. ince çekilmiş ceviz
2-3 yemek kaşığı bal ya da süt
1 elma
kürdan

Hazırlanışı:
Kayısı, dut ve üzümleri ince ince doğrayın. Bunları yulaf ezmesi ile birlikte rondodan geçirin. Karışıma süt ya da balı ilave edin. Karışım hamur haline gelinceye kadar yoğurun. Ardından küçüklü ve büyüklü toplar hazırlayın. Topları çekilmiş cevize bulayın.
Her bir karınca için iki büyük ve bir de küçük top gerekiyor. Bu topların herbirine kürdandan bir çift bacak yapın. Bacaklarının altına da küçük toplardan ayak yapın.
Elmadan iki küçük daire ve bir de minicik bir dikdörtgen kesin. Bunları aralarına bal sürerek karıncanın yüzüne yapıştırın. Yuvarlak elmaların üstüne üzüm de yapıştırın gözlerini tamamlayın. Antenlerini de yine kürdanlarla yapın.

Afiyet Olsun



10 Mayıs 2009 Pazar

Anneler Günü

Tüm annelerimizin ve anne adaylarının anneler günün kutlarım. Benim kutladığım üçüncü anneler günüm. Bu sene kızım bana her ne kadar anlamını anlamasa da "anneler günün kutlu olsun" dedi. Bunu duymak beni inanılmaz mutlu etti. Kimbilir daha ileriki senelerde neler hissedeceğim....Allah isteyen herkese bu duyguyu tatmayı nasip etsin.

Hasankeyf

Bu haftasonu oldukça yoğun geçti. Hiç evde değildik desem yeridir. Cumartesi günü Batman'a gittik. Önce Hasankeyf'e uğradık. Ardından da bizim yaklaşık 4 sene önce Kardeşini Seç kampanyasından seçmiş olduğumuz İsmail adında bir kardeşimiz vardı. Yıllardır haberleşmeye devam ediyoruz. Mektupla başladı sonra biz ona bazı şeyler (kitap, kırtasiye malzemeleri, eğitici oyunlar vs.) gönderdik. Annesi de çok iyi bir insan çıktı, hep bizi arayıp soruyordu. Elif doğduğunda Batman'dan kalkıp gelmişlerdi. Biz de Diyarbakır'dan ayrılmadan onları bir ziyaret edelim dedik, hem de yakın bir akrabalarının düğünü varmış, ona da davetliydik. Gittik çok iyi bir şekilde karşılandık. Akşam da kına gecesi vardı. Düğün ertesi günmüş, biz onu göremedik. Değişik bir kültür, değişik adetler, değişik bir eğlence anlayışı, gerçekten çok farklı bir deneyim oldu. Bir daha nerede göreceğim kürt düğünü....

İsmail ve abisi Hakan


İsmail'in kardeşi Hatice ile Elif çok eğlendiler

Bugün de türk yıldızlarının gösterisi vardı, oraya gittik. Güzel, güneşli bir gündü. Çok harika bir gösteri oldu. Elif de izlemeye doyamadı, Yiğit'le bir eğlendiler ki sormayın...Oradan da mangala
gittik, keyifli bir mangal sefasından sonra eve döndük akşam 8 gibi. Tabii Elif bugün sadece 15dak. uyuduğu için dönüşte daha arabaya biner binmez uyuyakaldı, pijamalarını giydirdim hiç uyanmadı bile, bayılmış resmen....

Türk yıldızlarını izlerken

Babamız nöbetçi olduğu için anneler günü sebebiyle maalesef ailecek bir şey yapma imkanımız olmadı ama filodaki mangal keyfi de gayet iyi sayılırdı. Bu kadar yoğun bir tempoda eşimin hediye alacak fırsatı olmadığı için hediyem yarına kaldı artık :))
Buarada cuma sabahı başımıza gelen olaydan bahsetmeden edemeyeceğim. Geçenlerde size lojmanda çıkan ve sonu çok kötü biten yangından sözetmiştim. Cuma sabahı 7:30'da da bizim apartmanımızda yangın çıktı. Üçüncü katta çıkan yangının dumanı bizim bulunduğumuz beşinci katta yoğunlaşmış. Panik halinde hemen Elif'i kaptığım gibi pijamalarla aşağıya indik. Ama ne iniş..Ben dördüncü kata inerken basamakları görmüyordum resmen. Üç kat boyunca nefes alınacak gibi değildi. Aşağıya indik Elif ile bu sefer babamız bir türlü çıkmadı. Tabii o bazı dairelere haber vermiş, yardım etmiş falan inmesi uzun sürdü. O inene kadar çok huzursuzdum. İtfaiye falan geldi neyse yangın söndürüldü. Ama biz bütün komşular böyle pijamalarla falan sabah sabah sokaklarda...Sonrasında herşey duruldu eve çıkalım dedik ama bizim evde durulacak gibi değildi, koku nasıl sarmış. Her yeri açtık, giyindik ve filoya gittik. Kahvaltımızı orada yaptık, olayın şokunu atlattık sonra hepimiz normal yaşantımıza döndük ama inanın kaç gün geçti hala Elif'in odasında is kokusu hala var. Onun odası baca gibi zaten, en ufacık bir kokuyu çekiyor hemen, neden bilmem. Velhasıl gerçekten çok ciddi bir olay atlattık aslında. Eğer o yangın gece çıkmış olsaydı şimdi size bu yazıyı yazıyor olamayabilirdim. Allah herkesi böyle kazalardan korusun.