çocuk doktoru etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuk doktoru etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mayıs 2010 Perşembe

Emre Hastanede

Elif hastalığını atlattı gibi, antibiyotik almama konsunda ısrarını sürdürünce kontrole gittik. Neyse ki doktor antibiyotiklik durumu kalmadığını söyledi. 5 günlük bir şurup verdi.
Gelelim Emre'ye. Bu yazımı hastaneden yazıyorum. Bugün 4. günümüz. Emre'nin öksürüğü kesilmeyince ve emmeyi bırakınca pazartesi sabaha karşı Memorial Ataşehir acile getirdik. Bronşiolit teşhisi kondu. Oksijen seviyesi oldukça düşüktü. İlk gün sürekli oksijen verildi. İlaçlarla da akciğerlerini açtılar. Akşama doğru biraz daha kendine geldi. Doktorumuz Murat Bey ve hemşireler gerçekten çok ilgili. Ve doktorumuz bugün müjdeli haberi verdi. İnşallah yarın çıkacağız. Hastane gerçekten çok konforlu ama günler bir odada gerçekten çok sıkıcı geçiyor. Sıkıntıdan kendimi yemeye verdim. Ciddi ciddi kilo aldım herhalde.
Sonuçta Emrecik bizi gerçekten üzdü. Küçük olması dezavantajdı. Hastalık hızlı bir şekilde ilerledi. Solunum sorunu çektiği için uzun bir süre emmek de istemedi. Onu ağzında oksijen maskesi ve elinde serumla uyurken gördükçe içim parçalanıyordu. O kadar küçük ki ve o kadar yorulmuştu ki, yapılan müahelelere gıkı çıkmıyordu. İyileştiği sesinin çıkmasından da anlaşılıyor zaten. Emmesi de esk haline döndü. İnşallah kaybettiği kiloları da alacak oğluşum.

1 Mayıs 2010 Cumartesi

Hastalıktan Kırılıyoruz


Bir haftadan fazladır hastalıktan başımızı kaldıramıyoruz. İlk önce Elif ateşlendi 3 gece yüksek ateşle yandı. Sonra bende ses kısıklığı ile başlayan boğaz enfeksiyonu. Ve maalesef Elif'i uzak tutamadık Emre de şimdi hasta oldu. Ama öyle böyle değil, aslında doktora göre ciddi bir durum yok, ciğerlerinde biraz hırıltı varmış o kadar. Ama genel görünüm öyle değil. Öksürük krizi gelince çocuk nefes alamıyor, kızarıyor. Özellikle dün hepimizi çok korkuttu. Neredeyse acile gidecektik. Bugün yine doktora gittik, doktor burnunu iyice temizledi sonra ilaçlı buhar ve soğuk buhar verildi. Ama durumunda pek de değişiklik yok gibi ya da belki daha kötü durumda olacaktı bilemiyorum artık. Emmesi de zorlaştı tabii, birazcık emip bırakıyor. Gözü de çapaklandı. Eye Clear diye bir solüsyonla temizliyorum. Burnu için de bol bol serum fizyolojik sıkıyorum. İlaç olarak da Sekrol veriyorum yarım ölçek. Bir de sesi kısıldı zavallımın. Ağlıyor ama sesi çıkmıyor, hiç böyle birşey görmedim ben.

Elif'e de en sonunda antibiyotik verdi doktor. Ama Zinnat o kadar acı bir antibiyotikmiş ki sadece iki sefer verebildim. Bir daha almayı reddetti. Ama nasıl bir inat. Kesinlikle ikna etmek mümkün değil. Zorla da ağzına tıkınca tükürdü, sonuç olarak Elif 1-0 galibiyetle bitirdi geceyi. Bugün doktor ilaç değişikliği yaptı. Eğer bunu da almazsa tek çare iğne....

Gitme zamanı da geldi artık. Aslında bu hafta gitmeyi planlıyorduk ama çocuklar bu durumda olunca haftaya erteledik. Eğer herşey yoluna girerse haftaya evimize döneceğiz.

8 Nisan 2010 Perşembe

Emre 1 Aylık Oldu, Elif Biraz Hasta


Zaman geçiyor ve Emre bir aylık oldu bile. Onu da Elif'in doktoruna, Memorial'ın Suadiye polikliniğindeki Murat Bey'e götürdük. 5 kilo olmuş, boyu da 57.5 cm. Gelişiminde herhangi bir problem yok, hepatit b aşısını da oldu. Ardından kalça ultrasonuna girdi. Onda da sorun çıkmadı neyse ki. Geçen hafta da işitme testini yaptırmıştık. Anlayacağınız herşey yolunda gidiyor.
Yeni yeni uykuya dalmakta zorlanmaya başladı. Dünden beri tam uyudu diyorum bir de bakıyorum ki gözlerini açmış yine. Direniyor direniyor sonra uyuyunca da saatlerce kendine gelemiyor. :)
Elif bugün babaannesinde. Yine evde heyheyleri tutunca babannesi aldı götürdü. Ancak sabahtan biraz kusması olmuştu. Babaannesinde bütün gün devam etmiş bir de ishal olmuş akşam. Sabah kahvaltıda yine kusunca babaannesi doktora götürdü. Üşütmeye bağlıymış. Medpamid vermiş doktor. En son konuştuğumda keyfi yerindeydi, bana telefonda anlatıp duruyordu.
Kardeşine ne zaman alışacak bilmiyorum. Yanımdayken ona sürekli kardeşini rahatsız etmemesini, canını acıtmaması gerektiğini söylemekten ben bıktım, o duymaktan bıkmadı.
Kafamdan neler geçiyor bir bilseniz. Aklım sürekli Elif ile meşgul. Fazla mı üstüne gidiyorum diyorum bazen ama yaptığı şeyler sessiz kalınack şeyler değil ki...Bir de artık kimseyi dinlemez oldu. Elif diyorum çoğu zaman ona bile bakmıyor, disiplin falan kalmadı. Disiplini yeniden sağlamaya çalıştığımda da evde kıyametler kopuyor. Sonra diyorum ki kendi kendime "unutma Gamze Elif senin biriciğindi bir zamanlar şimdi ona böyle davranmaya hakkın yok" diyorum. Evet o benim biriciğimdi, bunu düşününce hep ağlamaya başlıyorum, hala o benim biriciğim ama neden ona böyle davranmak zorunda kalıyorum? Bazen Elif'e kardeş istemekle hata mı yaptık acaba diyorum. Elif yalnız kalmasın isterken acaba psikolojisini mi bozacağız diye korkar oldum.
Haftasonu babamız gelecek inşallah sabırsızlıkla onu bekliyorum. Ona bu dönem o kadar ihtiyacım var ki....İyi ki varsın aşkımm...Bi de bizi bırakıp Konya2ya gitmesen keşke...Haftasonlarını beklerken teselli buluyordum. Şimdi nasıl geçecek 3 hafta???

4 Kasım 2009 Çarşamba

Ateşli Günler

Babamız Konya'ya gitti ve biz de hemen atladık feribota İstanbul'a geldik. Birkaç gün ablamlarda kaldık. Orada Kaan ile Elif ilk iki gün o kadar çok oynadılar ve eğlendiler ki artık sonraki günlerde aynı odada bile birbirlerini görmezden geliyorlardı, bıktılar herhalde :)))
Buarada pazar günü öğleden sonra Elif'in ateşi birden bir yükseldi. Akşam 39.9'a ulaştı. 4 saat arayla Calpol ve İbufen verdim ama nafile. Ilık sularla sildik. O gece saat 3:30'a kadar gözümü kırpamadım. Nihayet biraz düştü, tabii düştü derken 38.5 oldu. Ertesi sabah ateşi hala devam etti bir de kusması oldu. Hemen doktora götürdük. İStanbul'daki doktor amcamızı uzun zamandır ziyaret etmemiştik. Ama Elif'i hemen hatırladı. Elif muayenede çok uslu durdu, tabii hiç hali yoktu ki zavallının. Sonra tahliller. Ama elinden kan alırlarken öyle bir ağladı ki, ikimiz de salya sümük olduk. Tahlillerde önemli birşey çıkmadı. Neyse ki doktormuz da antibiyotği hemen dayamadı. İki gün İbufen kullanın dedi bir de Umca adında bağışıklığı kuvvetlendirici ve grip tedavisini destekleyici bir solüsyon verdi. Pazartesi gecesini de yine ateşle geçirdik ama dün kendini daha iyi hissetti. Dün gece ilk defa ateşsiz bir gece geçirdik. Ama İbufen'e altı saat arayla hala devam ediyorum. Bugün de sağlığı daha iyi. Sadece yorgunluğu var, biraz halsiz. Tabii Elif'in hastalığı beni de çok yordu. Geceleri uykusuz kaldım, hastanelerde yorgun düştüm. Havalar da kötü gidiyor zaten, evde dinleniyoruz. Bir de Elif'in huysuzlukları olmasa....
Buarada hamileliğimin 20 haftasını geride bıraktım. Yarın kontole gideceğim. Daha önceki yazımda Kadıköy Şifa'ya gitmeye karar vermiştim ama Şifa'nın muayene ücretleri acayip yüksek. 235 TL. Nasıl bir muayene bu anlamadım. Memorial karşıda olduğu için onu da listemden çıkardım, özel sağlık sigortamın geçtiği hastanelere bakınca Yeditepe Üniversitesi Hastanesi gözüme çarptı. Muayene ücretleri Profesör ise bile 180 TL. Ama ne doktor ne de hastane hakkında fikir sahibiyim. Neyse yarın için randevu aldım, artık yarın gözüm tutarsa ona göre karar veririm. Buarada bu hastane hakkında bilginiz varsa benimle paylaşırsanız çok sevinirim. İkinci bebeğimizin cinsiyetini yazmadığımı farkettim. Erkek...Evet ikincisi erkek geliyor. Karnım da oldukça belirginleşti.
Geçen seferki hamileliğimde çatlak kremlerine dünya kadar para vermiştim, Lierac, Bonal vs...Ama acayip çatlak oluştu. Bu sefer sadece badem yağı sürüyorum. Gerçi badem yağı biraz zahmetli oluyor, sürünce emmesi için biraz beklemeniz gerekiyor. O nedenle genelde akşamları televizyon seyrederken kullanmayı tercih ediyorum.

29 Ocak 2009 Perşembe

Tuvalet Alışkanlığı Kazandırma Çalışmalarımız

Bir haftayı biraz aşkındır tuvalet alışkanlığı kazandırmak için uğraşıyoruz. Bana kalsa benim rahatım yerindeydi, yazdan önce düşünmüyordum ancak bakıcı abamızın gazıyla başladık. Şimdilik gayet iyi gidiyor. Her ikisini de söylüyor artık. İlk zamanlarda da hemen söylüyordu ancak tuvalete gidene kadar biraz kaçırıyordu. Son günlerde tutmayı da başarıyor. Ancak henüz dışarıda denemedik. Dışarı çıkarken hala bez bağlıyorum, ama ona geldiğinde haber vermesi için tembih ediyorum. Tabii henüz söylediği olmadı. Bir de uykusunda bağlıyorum ancak öğlen uykularında bezi ıslanmadan kalkıyor, sanırım tuvaleti geldiği için uyanıyor çünkü son günlerde öğlen uykularımızın süresi çok kısaldı ve hiç de uykusunu almış gibi uyanmıyor. Bir süre daha böyle devam eder sonra düzelir diye düşünüyorum. Yakında uykuda da bezini takmayacağım ama kendimi buna hazır hissetmem lazım. Özellikle de geceleri nasıl olacak merak ediyorum.
Tuvalet eğitiminde en önemli nokta çocuğun buna hazır olması. Eğer bezini çıkarmak istemiyor, tuvalete ya da lazımlığa oturmak istemiyorsa hiçbir şekilde zorlanmaması lazım. hazır olduğunu anladığınız ve çalışmalara başladığınızda da çok sabırlı ve anlayışlı olmanız gerekiyor. Biz bir hafta boyunca hergün bir makine kıyafet yıkadık. Bu çok normal bir süreç. Gidene kadar kaçırdığı ya da tamamiyle altına yaptığı zamanlarda hiç kızmamak, ona durumu sabırla anlatmak ve hoşgörmek gerekiyor. Bir süre ona sürekli hatırlatmak da önemli. Çünkü çocuklar dalıp unutabiliyorlar, her 5-10 dakikada bir sormak gerekiyor bazen de o söylemeden direk tuvalete götürmek gerekiyor. Tüm bunlar için sizin de hazır olmanız önemli bir etken.
Dün 2 yaş muayenesi için doktora gittik. Boyu 89cm, kilosu 13.5 olmuş. Bir de tahlil yaptırdık, kansızlık sorunu var mı yok mu diye, neyse ki herşey yolunda. Şimdi 2 yaşında yapılması gereken Hepatit A aşımızı yaptıracağız ancak dün gece ateşlendiği için birkaç gün erteledim. Hepatit A aşısı 6 ay arayla yapılan bir aşı, 2.5 yaşında bir doz daha yapılacak.
Ateşlenmesinden bahsedecek olursak ne olduğu konusunda pek fikrim yok. Birden geceleyin çıktı ateşi. Calpol vermedim, sadece body ile bıraktım ve ılık su ile kompres yaptım. Sabah biraz vardı yine, kahvaltıdan sonra calpol verdik biraz. Sonrasında birşey kalmadı. Biraz üşüttü herhalde diye düşünüyorum çünkü bugün biraz burnu da aktı. 
Şimdi artık cumartesi günü yapacağımız doğumgünü partisi için hazırlıklar yapıyorum. Bugün pasta ve yaprak sarma siparişimizi verdim. Yarın iş dönüşünde böreği ve poğaçaları hazırlamayı düşünüyorum. Cumartesi günü de fırına vereceğim. Partimiz 16:30 gibi başlayacak. Ailemizden kimse olmadığı için sadece Elif'in görüştüğü ve anlaştığı arkadaşlarını ve ailelerini çağırdık. Sanırım 15 kişiye yakın olacağız, o nedenle çok telaş ediyorum. 

14 Ekim 2008 Salı

Yeni Eğlencemiz: Benekli


Atları çok seviyor Elif. Nerede bir at görse bayılıyor. En sonunda internetten ona sallanan bir at aldık. Çok sevindi tabii. Ona "Benekli" ismini verdik. Bugün dünkü kadar hevesli olmasa da yine binmeye devam etti. Bakalım hevesi ne zaman geçecek?

İştahımız son günlerde yine gitti. Diş çıkarma gibi bir belirti de yok ama biraz soğuk almış, burnu akıyor, belki de ondandır diyorum. Nasıl ki burnunuz tıkalıyken yemek yemek istemezsiniz, bebeker ve çocuklar da böyle durumlarda iştahsız olabiliyorlar. Ben de çok üstüne gitmiyorum. Çünkü normalde iyi yiyen bir çocuk. Hatta bakıcı ablamız öyle iyi yediriyor ki, 2 ayda oldukça kilo aldığını ben bile farkedebiliyorum.

Yazın bırakmış olduğumuz vitamine yine başladık. Sıcakarda Supravit önermişti doktorumuz, suda çözülüyor diye. Öncesinde Minadex kullanıyorduk, yağda çözülüyormuş. Ben yaz sonunda Supravite başlamıştım şimdi yine Minadexe döndüm. Gerek var mı yok mu emin değilim aslında. Çünkü meyvesini ve sebzesini gayet iyi yiyor. Tabii D vitamini takviyesi gereklidir ama multivitaminden emin değilim. Bu ay sonunda doktora gidince soracağım.