03 Şubat 2010 Çarşamba

Elif 3 Yaşında



31 Ocak Pazar günü Elif'in 3. yaşgününü kutladık. Kendi aramızda sakin bir kutlama yaptık bu sene. Tabii gönlümden şöyle kızımın eğleneceği bir doğumgünü geçerdi ama bu sene şartlar böyle oldu. Ona internetten bir elbise aldım. (Markafoniyi belki duymuşsunuzdur. Dünya markalarına ait her türlü ürünü,saat, takı, giyim, kozmetik, parfüm vs, belirli sürelerle çok indirimli satan bir site. Ben de ilk defa alışveriş yaptım. Ama gerçekten aldığım elbiseyi çok beğendim. Neredeyse hergün yeni bir kampanya oluyor. Siteye davet sistemi ile üye olabiliyorsunuz. Eğer düşünürseniz bana email adresinizi verirsiniz ben de size davet gönderirim.) Tabii elbise Elif'in pek ilgisini çekti diyemeyeceğim. Şansına babaannesi de elbise almış :)))

Markafoni'den aldığım elbise



Son günlerde boyama işine pek merak sardık. Oturup sehpada uzun uzun boyama kitaplarını boyuyor. Öyle eskisi gibi de değil artık. Bazen hiç taşırmadan ya da çok az taşırarak boyamaya başlayınca kendisinin de hoşuna gitti. Bir de dün ona makas aldım. Şimdi kağıtları kesip kesip duruyor.
Babaannemizin burada olması sayesinde televizyonu eskisi kadar çok izlemiyor. Çünkü babaannesi onunla istediği heran oyun oynuyor. Onu çok güzel oyalayabiliyor. Böylece sürekli televizyon seyredeyim gibi bir isteğimiz olmuyor.
Bu sabah yine heryer bembeyaz uyandık. Sabahtan yine biraz yağdı ama şimdi güneş açtı, heryer çamur içinde. Ben de bu havada doktora kontrole gittim. Cuma günü 34. haftam bitiyor. Herşey yolunda, oğluşum 2.400gr. olmuş. Şu son günlerde hızla büyüdü galiba çünkü son birkaç gündür karnımın iyice gerildiğini ve daha da ağırlaştığımı hissediyorum. Geceleri de çok uykusuzum. Elif de gecenin bir vakti yanımıza gelince ben hiç uyuyamıyorum. Sırtüstü hiç yatamıyorum, tansiyonum düşüyor; sağa sola dönünce de ağrım oluyor, yastıklar koyuyorum ama bu sefer de yatakta çok kalabalık olduğumuz için heran düşecekmiş gibi endişe içinde oluyorum.
Ben de buarada kendime yeni bir iş-uğraş buldum. Artık kendime ait bir e-ticaret sitem var. Tabii e-ticaret sitesine sahip olmak normalde bu kadar kolay olmuyor ama benim dahil olduğum sistemde bu iş gerçekten çok kolay. Sipariş, kargo, fatura işleri ile ben ilgilenmiyorum. Daha çok yeni hayata geçtiği için bazı eksikleri olmasına rağmen kendini hızla geliştiriyor. Bu da neymiş böyle diyor ve Alışveriş Cambazı adlı entegre e-ticaret sitemi ziyaret etmek istiyorsanız tıklayınız. Sitenin üst tarafındaki linkleri tıklayarak da dahil olduğum sistem hakkında detaylı bilgi edinebilirsiniz. Distribütör olmak için de http://www.birelinnesivar.net/Network/uyeol.asp?pinno=3389 linkini tıklayabilirsiniz. Ben şimdiden gelir elde etmeye başladım bile. Eğer işinizi ciddiye alırsanız siz de sürekli bir gelir elde edebilirsiniz. Evhanımları ve kendi işini yapmak isteyen ancak sermayesi yetersiz olan tüm girişimciler için çok uygun bir sistem olduğunu düşünüyorum. Bu sistem öyle diğer network sistemlerinden farklı işliyor. Nasıl mı, detayları okuyunca anlayacaksınız. Sesime kulak verin derim :)) Bu devirde evinizde oturduğunuz yerden para kazanmak kadar rahat birşey var mı????
Eğer distribütör olmazsanız siteme müşteri olarak beklerim sizleri :)))

28 Ocak 2010 Perşembe

Kar ve Elif'in Hastalığı

Bu sabah manzaramız


Karlar tam eriyor derken dün öğleden sonra başlayan kar yine heryeri bembeyaz yaptı. Dışarıda çok güzel bir manzara var. Ve biz maalsef eve kapanmak zorundayız. Çünkü Elif biraz hasta. Cumartesi gecesi kar ve fırtınaya rağmen babası ile dışarı çıktıkları için pazar akşamından beri burun akıntısı ve öksürük ile mücadele ediyoruz. Halbuki şimdi rüzgar da yok, tam çıkıp gezmelik, oynamalık hava....
Nezle ve öküsürk Elif'i biraz keyifsizleştirdi ilk başta. İlaçların da etkisiyle sürekli bir uyku halindeydi ve iştahsızdı. Bir yandan da nasıl sakin, nasıl uslu...Şimdi kendini daha iyi hissediyor, zaman zaman cadılıkları tutuyor:)) ama iştahımız hala tam gelmedi. Ona öğün aralarında bol bol ıhlamur ve ballı süt içiriyoruz. Öğünlerde de sıcak çorba...Tabii o yiyene kadar ne kadar sıcak kalabilirse....
Ben de gün geçtikçe ağırlaşmaya devam ediyorum. 33 haftam bitiyor yarın. Artık eğilip kalkmak gerçekten çok zor oluyor. Soğuklardan ve Elif'ten korumaya çalışıyorum kendimi, çünkü bu hamileliğimde burnum bir tıkandı mı geçmek bilmedi, aynı duruma düşeceğim diye çok endişeleniyorum.

Elif'in fotoğraf denemelerinden biri

Anneannemizin aldığı çamaşır makinası ile oynamayı seviyor

23 Ocak 2010 Cumartesi

Bandırma Bugün Bembeyaz

Dün akşam başlayan kar yağışı oldukça etkili oldu ve dün geceden beri burası bembeyaz. Ne zamandır bunu bekliyorduk. Ama maalesef rüzgar da beraberinde olunca dışarısı çok soğuk, çıkıp da kardan adam yapamadık henüz. Gerçi seyretmesi bile keyifli....
Buarada perşembe günü babaanemiz geldi yanımıza, tam zamanında gelmiş bir gün geç gelse havadan dolayı gelemeyecekti herhalde. Babaanne gelirken tabii eli boş da gelmemiş Elif bu durumdan çok memnun oldu. İlk hevesle anneannesinin yolladığı çamaşır makinesi ile bebeğinin elbiselerini yıkadı. Yıkadı derken gerçekten de yıkıyordu. İçine su koyuyorsun çalışmaya başlıyor, suyunu boşaltıyor, öyle gerçeğine yakın birşey yani...Babaannemiz de eğlenceli bir kutu oyunu getirmiş. Kartları diziyorsun sonra gözlerini kapatıyorsun bazı kartların arkasını çeviriyorsun, hangilerinde değişiklik yaptığını soruyorsun. Hafıza çalıştırıcı, dikkat geliştirici eğitici bir oyun yani...
Babaannemizin gelmesiyle biz de biraz nefes aldık. Çünkü Elif son zamanlarda artık hiç yanımızdan ayrılmaz olmuştu. Oyun bile oynarken sürekli bizi de dahil etmek istiyor, her an tepemizde birşeyler yapıyordu. Şimdi babaannesiyle oynuyor arada sırada, biz de oturup bilgisayar başında işlerimizi yapabiliyor ya da tv izleyebiliyoruz. Bilgisayar başında iş demişken, size bu konudan kısa bir süre sonra bahsedeceğim.
Babamızın başına dikiş atıldığını da sizinle paylaşamamıştım. Geçen cuma günü küçük bir iş kazası geçirdi ve başına dört dikiş atıldı. Bu nedenle bir hafta istirahat almıştı. Neyse ki yara herhangi bir sıkıntı vermedi. Sadece başını kollamaya çalıştı. Biz de ailece evde beraber vakit geçirme imkanı bulduk. Benim de ağırlaştığım şu dönemde gerçekten iyi geldi....Dün dikişlerini aldırdı, pazartesi mesaiye devam. Neyse ki bu sefer de babaannemiz olaca yanımda. Sağolsun çok yardımcı oluyor her konuda.

13 Ocak 2010 Çarşamba

Elif'in Kısalan Saçları

Keseyim mi, kesmeyeyim mi karar veremiyordum. Çok güzeldi ama o kadar uzamıştı ve o kadar karışıktı ki...Sonunda geçen akşam banyo sonrasında makası aldım elime kesiverdim uçlarından. Gerçi pek uçlarından olmamış...Biraz kısaltmışım...Ama rahat ettik ikimiz de. Hem karışıklığı daha rahat açılıyor hem de daha çabuk kuruyor.

Elif'in saçları artık omuzlarında

Son zamanlarda hayal gücü iyice arttı. Sürekli birlikte oyun oynamak istiyor. "Şimdi sen çocuk olmuşsun ben de senin annenmişim" ya da "şimdi sen Lampinin annesi ol ben de Roo, sen beni kurtaracaksın" bugünlerde aramızda en sık geçen diyalog. Ya da bebeğinin annesi oluyor, bebeğinin neler yaptığını bana anlatıyor. Bebeğinin yaptıkları ise kendi yaptıkları. Ben ona nasıl davranıyorsam o da bebeğine aynı şekilde davranıyor, aynı şeyleri söylüyor.
"suyunu çok az içiyor o nedenle kabız oldu", "akşam ona kitap okuyorum, sonra üstünü örtüyorum gidiyorum, yanımda kal diye ağlıyor", "yemeklerini çok az yiyor büyüyemeyecek, abla olamayacak", "parka çıkınca eve gelmeyeceğim diye ağlıyor", "benim karnımda bebek var ama yine de tulalete sen oturt diye tutturuyor, çok zorlanıyorum"... Bu cümlelerden neler yaşadığımıza dair bazı şeyleri anlıyorsunuzdur herhalde :)))

Şarkıcılık konusunda annesine çekmiş

08 Ocak 2010 Cuma

Kedi Dili ile Tiramisu



Bu tarifi yılbaşı gecesi için yapmıştım. Çok lezzetli oldu sizlerle de paylaşmak istedim.

Malzemeler:
1 paket kedi dili (pastanelerde ya da marketlerin ithal ürünler satan kısımlarında bulabilirisiniz)
1 kutu labne peyniri
2 çorba kaşığı nescafe
1.5 bardak süt
4 çorba kaşığı un
2 çorba kaşığı şeker + 5 kesme şeker
2 yumurta
1 paket vanilya
Kakao

Hazırlanışı:

Bir kupaya 5 kesme şeker ve nescafeyi koyun iyice karıştırın. Önceden bir tepsiye dizmiş olduğunuz kedi dillerini bu suyla iyice ıslatın.
Kreması için: Unu, sütü, yumurtaların sarısını mikserde çırpın. Tencerede karıştırarak pişirin. Pişmesine yakın şekeri ve vanilyayı ilave edin. İyice koyulaşınca ateşten alın ve soğumaya bırakın. Soğuyunca labne peynirini ekleyin ve yine mikserde çırpın. Karışımı önce kekin ortasına bolca koyun sonra üzerine yine ıslatılmış kedidillerini dizin ve kalan karışımı da üzerine dökün. Bir spatula ya da bıçak yardımıyla en üste koyduğunuz kremayı düzeltin. Bu haliyle birkaç saat buzdolabında bekletin. Servis yapacakken üzerine tel süzgeç ile kakao ekleyin.
Afiyet Olsun.

04 Ocak 2010 Pazartesi

Bursa'da Alışveriş


Yeni yıl ile birlikte soğuk hava da geldi. Bu sabah burada ince ince kar yağdı. Ama geldi geçti. Sadece soğuğu kaldı.
Cumartesi günü niyet ettiğimiz gibi Bursa'ya gittik. Mothercare'de ve Chicco'da indirim vardı. Oğluma body ve tulumlar aldım. Artık 0-3 aylık kıyafetlerimiz tamam. 3-6 ay için de birşeyler aldım ama herşeyini tamamlamak için çok da acelem yok. Yazın zaten bol bol body giyecek.
Bursa'ya gitmişken İkea'ya uğramadan olmaz tabii. Ben İkea'da gezinmeyi çok seviyorum. Hem Elif için de çok eğlenceli oluyor. Çocuk reyonunda bol bol oynadı. Sonra da ona bir çadır aldık. Kardeşine yatak alınana kadar çadır için odasında yer varken faydalansın istedik. Ayrıca 4 çekmeceli bir şifonyer aldık. Oğlan gelince sadece Elif'in dolabı yetmeyecek gibi görünüyor. Bolca para harcadıktan sonra yorgun argın döndük Bandırma'ya...İlk işimiz Elif'in çadırını kurmak oldu. Elif de hemen bütün bebeklerini peluş oyuncaklarını dizdi içine. Ama o kadar şimdilik, pek de oynadığı yok gibi :))) Özellikle arkadaşları gelince eğlenirler diye düşünüyorum.

Oğluma aldığım bazı kıyafetler, çok şekerler değil mi? Hırkada Mrs. Chicco yazıyormuş çaktırmayın :))




Elif'in çadırı

Ben de bu hafta içinde burada kontrole gideceğim. 30. haftam bitecek cuma günü. Düşününce oldukça az bir zamanım kaldı. 2 ay kadar....Doktor martın 5 ile 10'u arasında alırız demişti. 2 ay deyince çok heyecanlanıyorum... Diyetime de maalesef pek uyamıyorum son günlerde. Yılbaşı, seyehat falan olunca uymak zor oldu tabii...Bugünden itibaren biraz daha dikkat etsem iyi olacak. Rüyamda yine tahlil yaptırdığımı ve sınırda çıktığını gördüm.

29 Aralık 2009 Salı

2010'a Yaklaşırken


Yeni yıl geliyor ve ben bu sene hiç olmadığım kadar heyecansızım. Evimizi bile hala süslemedik. Yeni yıl için ise hiç plan yapmadık, ilk defa evde bizbize geçireceğiz. İstanbul'a gitsek mi acaba diye düşündük ama ben artık bavul hazırla, bavul boşalt durumlarından oldukça yoruldum. Yol da her ne kadar 4 saat sürse de yine de bu koca göbeğimle kolay olmuyor artık. Ayrıca dışarıdaki kapalı mekanlarda sigara yasağına pek de uyulmadığını gördüm. Bu da benim için sorun yaratacak. Normal bir akşamda Caddebostan'daki balık restoranlarının hepsinde fosur fosur sigara içilebildiğine göre yılbaşında artık heryerde içilir herhalde. Yapabildiğim kadar pratik bir akşam yemeği menüsü hazırlayıp kendi eğlencemizi yaparız.
29. haftam bitmek üzere ve ben hala oğluşuma birşey alamamanın sıkıntısı içindeyim. Bandırma ihtiyaç gidermek konusunda kısıtlı bir yer. O nedenle haftasonu Bursa'ya gideceğiz. Mothercare, Chicco hepsi Bursa'da mevcut. Elif'ten bazı şeyler çıktı ama cinsiyet farklılığından dolayı yetersiz kaldı tabii. Body ve tulum takviyesi lazım. Havlu lazım. Hırkalarımız her zamanki gibi yine Sema teyzemizden geliyor. Bir tanesi bitmek üzereydi zaten, mavi üzeri beyaz ponponluydu, eminim bitince çok şirin olacak. Bebek yatağını hemen almak istemiyorum. Bir arkadaşımın oğlunun beşiği vardı, bir süre onu kullanmayı planlıyorum kendi odamızda, yaz sonuna doğru kendi yatağını alır odasına koyarız.
Kendimi de unutmamam lazım. Doğum sonrası için güzel ve rahat bir pijama almam gerekiyor. Şimdilik aklıma gelenler bunlar, ikinci doğum olmasına rağmen ihtiyaçlar hiç bitmiyor.
Yeni yılınızı şimdiden kutlar, 2010 yılının herkese gönlünden geçenleri getirmesi dileğiyle....

22 Aralık 2009 Salı

Domuz Gribi Aşısı ???

Olmayacağım, olmayacağım diye direndim bugüne kadar. Ama doktorumun konuşması beni çok etkiledi. Şubat ve mart ayında tahmin edilen rakamlar gerçekten gözümü korkuttu. Televizyon çok izlemesem de ne zaman açsam domuz gribi vakaları. Bir de yakınlarımın bitmek bilmeyen ısrarları. Onlarla her konuşmamda iyice geriliyordum. Valla domuz gribinden değil, strese bağlı kalpten gidecektim yakında. Akşam yatıyorum sürekli kafamda. Kabus gibi bir süreçti son bir ay. En sonunda önümüzdeki 3 ayın böyle stresle geçemeyeceğine karar verdim ve bugün aşımı oldum. İçim rahat mı derseniz hayır değil. Ana Çocuk sağlığındaki aşıyı yapan bayan hamileler için olanda da az miktarda adjuvan var demeseydi belki daha rahat olabilirdim. Hani adjuvansızdı bu aşılar !!! Gerçi okuduğum kadarıyla zaten her aşıda adjuvan olurmuş, sadece domuz gribi aşısında daha fazla miktarda bulunuyormuş. O zaman diyorum kendi kendime hamileler için olanda da normal miktarda olduğu kadar vardır belki diye kendimi avutuyorum işte. Ne bileyim. Allaha emanet ettim kendimi...
Hamileliğimin 28. haftası cuma günü bitecek ve ben İstanbul'da başlayan diyet serüvenime oldukça sıkı bir şekilde devam ediyorum. Tabii evde olduğum zamanlar. Ama zaten hava soğuk ve dışarı fazla çıkmıyorum. Öyle komşuculuk olaylarımız da çok yoğun değil neyse ki...
Artık karnım beni birçok şeyde zorlamaya başladı. Özellikle de ev işleri meselesinde. Tabii burda da en büyük etken Elif'in dağınıklıkları. Onları toplamak benim için gerçekten eziyet olmaya başladı. Herşeyi de kendisine toplatamıyorum. Öyle dağınık durmasına da dayanamıyorum. Zaten Elif de şu son günlerde yine bir süreçten geçiyor. En sıkıntı duyduğumuz konu gece uykuları. Gündüzleri eskisi gibi çok uyumamasına karşın akşamları 11 oluyor hala koşturup duruyor. İşin kötü yanı önceden ben yanına yatınca yatardı, uyurdu, şimdi direniyor, uykum yok benim diye diri cadı gibi gezinip duruyor. Ceza da işe yaramadı. Bir akşam o ortalıkta gezinirken yine babası kızdı ve odasının kapısını kilitledi. "artık odana giremeyeceksin" dedik. Sonra da biz yatağımıza yattık. "sen bizi üzdüğün için yanımızda da yatmayacaksın" dedik. Hiç umurunda bile olmadı. "ben de o zaman küçük odadaki koltukta yatar uyurum" demez mi!!!
Biraz önce yemek konusunda yine beni deli etti. Yemiyeceğim diye tutturmasının yanı sıra huysuz davranışlarda da bulununca ben de tabağını kaldırdım. Ağladı, bağırdı geri vermedim. Bir ara bi yokladım istiyor mu acaba diye ama hala oturmayacağım diye diretince ben de onu kendi haline bıraktım. Şimdi mışıl mışıl uyuyor. Ama ana yüreği işte, nasıl da aç karnına yattı uyudu diye içim içimi kemiriyor.
Domuz gribi aşısının gerginliği, ağırlaşmam sebebiyle günlük yaşantımdaki bazı zorlukların ve muhtemelen de yaptığım diyet nedeniyle canımın istediği birçok şeyi yiyememenin getirdiği sıkıntılar sonucu artık Elif'in huysuzluklarına dayanacak sabrımın kalmadığını hissediyorum. Bazen herkesi bırakıp kaçmak, birkaç gün boyunca sadece kendimle başbaşa kalmak istiyorum. Bu duygu son günlerde öyle arttı ki birgün "bu yazıyı otel odasından yazıyorum" diye bir yazı ile karşılaşırsanız hiç şaşırmayın :))))