04 Kasım 2009 Çarşamba
Ateşli Günler
Babamız Konya'ya gitti ve biz de hemen atladık feribota İstanbul'a geldik. Birkaç gün ablamlarda kaldık. Orada Kaan ile Elif ilk iki gün o kadar çok oynadılar ve eğlendiler ki artık sonraki günlerde aynı odada bile birbirlerini görmezden geliyorlardı, bıktılar herhalde :)))
Buarada pazar günü öğleden sonra Elif'in ateşi birden bir yükseldi. Akşam 39.9'a ulaştı. 4 saat arayla Calpol ve İbufen verdim ama nafile. Ilık sularla sildik. O gece saat 3:30'a kadar gözümü kırpamadım. Nihayet biraz düştü, tabii düştü derken 38.5 oldu. Ertesi sabah ateşi hala devam etti bir de kusması oldu. Hemen doktora götürdük. İStanbul'daki doktor amcamızı uzun zamandır ziyaret etmemiştik. Ama Elif'i hemen hatırladı. Elif muayenede çok uslu durdu, tabii hiç hali yoktu ki zavallının. Sonra tahliller. Ama elinden kan alırlarken öyle bir ağladı ki, ikimiz de salya sümük olduk. Tahlillerde önemli birşey çıkmadı. Neyse ki doktormuz da antibiyotği hemen dayamadı. İki gün İbufen kullanın dedi bir de Umca adında bağışıklığı kuvvetlendirici ve grip tedavisini destekleyici bir solüsyon verdi. Pazartesi gecesini de yine ateşle geçirdik ama dün kendini daha iyi hissetti. Dün gece ilk defa ateşsiz bir gece geçirdik. Ama İbufen'e altı saat arayla hala devam ediyorum. Bugün de sağlığı daha iyi. Sadece yorgunluğu var, biraz halsiz. Tabii Elif'in hastalığı beni de çok yordu. Geceleri uykusuz kaldım, hastanelerde yorgun düştüm. Havalar da kötü gidiyor zaten, evde dinleniyoruz. Bir de Elif'in huysuzlukları olmasa....
Buarada hamileliğimin 20 haftasını geride bıraktım. Yarın kontole gideceğim. Daha önceki yazımda Kadıköy Şifa'ya gitmeye karar vermiştim ama Şifa'nın muayene ücretleri acayip yüksek. 235 TL. Nasıl bir muayene bu anlamadım. Memorial karşıda olduğu için onu da listemden çıkardım, özel sağlık sigortamın geçtiği hastanelere bakınca Yeditepe Üniversitesi Hastanesi gözüme çarptı. Muayene ücretleri Profesör ise bile 180 TL. Ama ne doktor ne de hastane hakkında fikir sahibiyim. Neyse yarın için randevu aldım, artık yarın gözüm tutarsa ona göre karar veririm. Buarada bu hastane hakkında bilginiz varsa benimle paylaşırsanız çok sevinirim. İkinci bebeğimizin cinsiyetini yazmadığımı farkettim. Erkek...Evet ikincisi erkek geliyor. Karnım da oldukça belirginleşti.
Geçen seferki hamileliğimde çatlak kremlerine dünya kadar para vermiştim, Lierac, Bonal vs...Ama acayip çatlak oluştu. Bu sefer sadece badem yağı sürüyorum. Gerçi badem yağı biraz zahmetli oluyor, sürünce emmesi için biraz beklemeniz gerekiyor. O nedenle genelde akşamları televizyon seyrederken kullanmayı tercih ediyorum.
Gönderen
Acqua
zaman:
14:24
1 yorum
Bu kayda verilen bağlantılar
Labels:bebek gebelik, hamilelik, hastane, kadın doğum, çatlak kremi, çocuk doktoru, çocuklarda ateş
27 Ekim 2009 Salı
Düğün
23 Ekim 2009 Cuma
Annelere Özel Bir Blog
Bugün size yeni bir blogdan sözetmek istiyorum. Yazdan beri üzerinde çalıştığım, ancak daha yeni yeni oturuşan bloğum. Bu seferki kişisel deneyimlerimi yazdığım bir blog değil, bu seferki mümkün olduğunca profesyonel olmaya çalıştığım, araştırmaya dayalı, bilgi verici bir blog. Annelere Özel. Evet tamamiyle anne adaylarına ve annelere yönelik olarak geliştirdiğim blogda annelik, bebek beslenmesi, bebek ve çocuk sağlığı, çocuk psikolojisi, hamilelik, sağlık ve güzellik ve benzeri konularda yazılmış yazılara ulaşabilirsiniz.
Annelere Özel'e bir uğramanız, blog hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmanız, önerilerinizi sunmanız benim için gerçekten önemli. Görüşmek üzere....
Annelere Özel'e bir uğramanız, blog hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmanız, önerilerinizi sunmanız benim için gerçekten önemli. Görüşmek üzere....
22 Ekim 2009 Perşembe
Yeni Evimizden Merhaba
Uzun zamandır yazamıyorum. Aranızda merak edenleriniz de olmuş sağolsunlar. Merak edilecek bir durum yok, sadece taşındık...Çok telaşeli bir süreç oldu tabii. Evimiz komple yenilenmişti güya ama yine de eksiği gediği hiç bitmedi. Hala bile sorunlarla uğraşıyorum. Duş teknemden şakır şakır su akıyor, usta geliyor yapmak için daha beter ediyor. Banyo yapmak eziyet oldu. Mutfağımın tavanı hala kurumadı küf içinde...Yani hangi birinden bahsedeyim. Bugün gerçekten sinirlerim çok bozuldu.
Allahtan Elif'im var evde beni teselli eden. Yoksa kimseden fayda yok, teselli yok. Ama Elif yanıma gelip de "öpiyim annecim" dediğinde, ona sarıldığımda dünyanın en şanslı ve en mutlu insanı olduğumu düşünüyorum.
Evimize taşınınca, Elif bir süre odasında yatmak istemedi. Hem bütün yaz aramızda yatınca alışkanlık oldu herhalde, hem de düzen değişikiliğinden evi yadırgadı sanırım. Akşamları çok uğraştık ama uzun bir süre korkuyorum odamdan diyerek hep aramızda yattı. Korkuyorum dediğinde çok ısrar edemiedik tabii ama onu ikna etmek için çok konuştuk. Yeni yeni odasında yatmaya başladı ama yine de hala gecenin bir vakti aramıza geliyor, sabahları bağırışları ve tekmeleriyle uyanıyoruz. Geçenlerde karnıma öyle bir tekme salladı ki uykudayken, artık o yanımızdayken hep tetikte olmak zorundayım.
Hala tekbaşına uyuması için onu ikna edemiyoruz. Buaralar müzik dinleyerek uyutuyoruz. Ama kardeşi gelene kadar alıştırmamız lazım yoksa hepimiz için çok zorlu geceler bizi bekliyor olacak.
Buarada hamilelik gayet iyi gidiyor. En son üçlü test de yaptırdım. Ama en sonki muayenden sonra bir daha Gürsel beye gitmeme kararı aldım. Çok ilgisiz, alakasız. Muayeneye girmem çıkmam 10 dakika içinde oldu bitti. Hiçbir bilgi vermiyor, bana soruyor ne yapmıştık diye. Ben hatırlatıyorum bazı şeyleri. Böyle doktor olur mu ya...Önümüzdeki hafta İstanbul'a gidiyorum. Kasım başında da Şifa hastanesinde muayene olacağım. Bandırma'da da başka bir doktor bulacağım artık. Çünkü her ay İstanbul'a gitmem mümkün olmayacaktır herhalde.
Allahtan Elif'im var evde beni teselli eden. Yoksa kimseden fayda yok, teselli yok. Ama Elif yanıma gelip de "öpiyim annecim" dediğinde, ona sarıldığımda dünyanın en şanslı ve en mutlu insanı olduğumu düşünüyorum.
Evimize taşınınca, Elif bir süre odasında yatmak istemedi. Hem bütün yaz aramızda yatınca alışkanlık oldu herhalde, hem de düzen değişikiliğinden evi yadırgadı sanırım. Akşamları çok uğraştık ama uzun bir süre korkuyorum odamdan diyerek hep aramızda yattı. Korkuyorum dediğinde çok ısrar edemiedik tabii ama onu ikna etmek için çok konuştuk. Yeni yeni odasında yatmaya başladı ama yine de hala gecenin bir vakti aramıza geliyor, sabahları bağırışları ve tekmeleriyle uyanıyoruz. Geçenlerde karnıma öyle bir tekme salladı ki uykudayken, artık o yanımızdayken hep tetikte olmak zorundayım.
Hala tekbaşına uyuması için onu ikna edemiyoruz. Buaralar müzik dinleyerek uyutuyoruz. Ama kardeşi gelene kadar alıştırmamız lazım yoksa hepimiz için çok zorlu geceler bizi bekliyor olacak.
Buarada hamilelik gayet iyi gidiyor. En son üçlü test de yaptırdım. Ama en sonki muayenden sonra bir daha Gürsel beye gitmeme kararı aldım. Çok ilgisiz, alakasız. Muayeneye girmem çıkmam 10 dakika içinde oldu bitti. Hiçbir bilgi vermiyor, bana soruyor ne yapmıştık diye. Ben hatırlatıyorum bazı şeyleri. Böyle doktor olur mu ya...Önümüzdeki hafta İstanbul'a gidiyorum. Kasım başında da Şifa hastanesinde muayene olacağım. Bandırma'da da başka bir doktor bulacağım artık. Çünkü her ay İstanbul'a gitmem mümkün olmayacaktır herhalde.
Gönderen
Acqua
zaman:
13:52
3
yorum
Bu kayda verilen bağlantılar
Labels:bebek bandırma, doktor, hamilelik, taşınma, çocuklarda uyku
23 Eylül 2009 Çarşamba
Hangi Hastane
Bir bayramı daha oldukça keyifli bir şekilde geçirdik. Ablamlar da buraya geldi. Kaan ile Elif için tam bayram oldu. Birlikte çok güzel oynadılar. Havalar da düşündüğümüz kadar kötü gitmedi, akşamları biraz serin oluyordu tabii ama gündüzleri gayet güzel güneşli geçti. Hatta kuzenim ve eşim denize bile girdiler, o kadar yani...Dün de tekne turu yaptık hep beraber. O mis gibi deniz kokan rüzgar yok mu????
Bayram bitince Erdek de boşaldı tabii. Bugün hava da güzel, sahil yolu sakin, deniz desen uykuda. Bu manzaraya doyum olmaz. İnsan bazen böyle küçük bir yerde sakinlik ve huzur içinde yaşama ihtiyacı duyuyor sanırım.
Karnım da gün geçtikçe büyüyor. Hatta kendime hamile pantolunu almak zorunda bile kaldım. Elif de kardeşini çok benimsedi. Geliyor kardeşini seviyor, onunla çikolatasını paylaşıyor. O doğunca onun ablası olacağını söyleyip duruyor. Dün meraklı minik dergisinin eylül sayısında zürafa konusu işleniyordu. Zürafanın annesi hamile, sonra kardeşi doğuyor. Onu okumak o kadar hoşuna gitti ki....Bugün de şöyle bir olay geçti:
Ben alışveriş yapmak için dışarı çıkmıştım. Ellerim dolu bir şekilde 5 katı çıktım tabii çok yorgun hissediyordum kendimi. Sonra Elif parka gitmek istedi. Ben de yorgun olduğumu akşamüstü götürebileceğimi söyledim. Sonra bana "ama kardeşim hasta değil ki" diye bir yorum yaptı. O anda kötü hissettim kendimi. Aklından artık neler geçiyor kimbilir. Ben de hemen yorgunluğumun kardeşinden dolayı olmadığı konusunda onu ikna etmeye çalıştım. Böyle bir fikre kapılırsa hepimiz için gerçekten çok zor ve üzücü olur.
İlkinde olduğu gibi doğumumu yine İstanbul'da yapmak istiyorum. Geçen sefer Memorial hastenesini tercih etmiştim. Ancak hem çok memnun kalmamamdan dolayı hem de annemlere çok uzak olmasından dolayı bu defa Anadolu yakasında bir hastane seçeceğim. Yakınlarımdan Kadıköy Şifa hastanesinin metini çok duyar oldum. Sanırım orayı tercih edeceğim. Tabii önemli olan doktor. En kısa zamanda bir doktor belirlemeliyim. Belki Ekim'de İstanbul'a geleceğim, o zaman kararımı vermiş de olacağım. Sizlerin de bu konudaki fikirleriniiönemsiyorum, yorumlarınızı bekliyorum.
Bayram bitince Erdek de boşaldı tabii. Bugün hava da güzel, sahil yolu sakin, deniz desen uykuda. Bu manzaraya doyum olmaz. İnsan bazen böyle küçük bir yerde sakinlik ve huzur içinde yaşama ihtiyacı duyuyor sanırım.
Karnım da gün geçtikçe büyüyor. Hatta kendime hamile pantolunu almak zorunda bile kaldım. Elif de kardeşini çok benimsedi. Geliyor kardeşini seviyor, onunla çikolatasını paylaşıyor. O doğunca onun ablası olacağını söyleyip duruyor. Dün meraklı minik dergisinin eylül sayısında zürafa konusu işleniyordu. Zürafanın annesi hamile, sonra kardeşi doğuyor. Onu okumak o kadar hoşuna gitti ki....Bugün de şöyle bir olay geçti:
Ben alışveriş yapmak için dışarı çıkmıştım. Ellerim dolu bir şekilde 5 katı çıktım tabii çok yorgun hissediyordum kendimi. Sonra Elif parka gitmek istedi. Ben de yorgun olduğumu akşamüstü götürebileceğimi söyledim. Sonra bana "ama kardeşim hasta değil ki" diye bir yorum yaptı. O anda kötü hissettim kendimi. Aklından artık neler geçiyor kimbilir. Ben de hemen yorgunluğumun kardeşinden dolayı olmadığı konusunda onu ikna etmeye çalıştım. Böyle bir fikre kapılırsa hepimiz için gerçekten çok zor ve üzücü olur.
İlkinde olduğu gibi doğumumu yine İstanbul'da yapmak istiyorum. Geçen sefer Memorial hastenesini tercih etmiştim. Ancak hem çok memnun kalmamamdan dolayı hem de annemlere çok uzak olmasından dolayı bu defa Anadolu yakasında bir hastane seçeceğim. Yakınlarımdan Kadıköy Şifa hastanesinin metini çok duyar oldum. Sanırım orayı tercih edeceğim. Tabii önemli olan doktor. En kısa zamanda bir doktor belirlemeliyim. Belki Ekim'de İstanbul'a geleceğim, o zaman kararımı vermiş de olacağım. Sizlerin de bu konudaki fikirleriniiönemsiyorum, yorumlarınızı bekliyorum.
19 Eylül 2009 Cumartesi
09 Eylül 2009 Çarşamba
Erdek'i Sel Aldı
Pazartesi gününden itibaren Erdek'e kış geldi. Özellikle de dün sabaha karşı bastıran yağmur nedeniyle artık sokaklarda in cin top oynuyor. Belediyeden sürekli ananons yaptılar, sağnak yağmur yeniden bekleniyor diye. Biz eve kapandık kaldık. Valla allah zor durumda olanların yardımcısı olsun.
Bugünlerde Elif'ten çok komik hareketler ve sözler çıkıyor. Aklımda tutayım diyorum yine unutuyorum ama aklımda kalan bazılarını paylaşmak istiyorum. Mesela dün akşam sözleri ve müziği kendisine ait olan bir şarkı söyledi. Biz alkışlayınca da bir keyflendi görseniz.
Bu sabah da yanıma geldi bana masal anlatmaya başladı. Masal kahramanlarından kötü olanın adı Elfat, iyi olanın adı da elhal. Nereden uydurdu bilmiyorum :))) Son zamanlarda kitaplara takmış durumda. Eskiden yatarken bir tane okurdum, şimdi artık bir tane yetmiyor, iki tane ben okuyorum sonra yetmiyor kendisi alıp okuyor. Kendi kendine okumaları çok tatlı oluyor. Evdeyken bütün gün elinde kitapla dolaşıyor desem yeridir.
Kendi kendine yemeye de yavaş yavaş alışıyor gibi. Bazen ona aldığımız küçük sandalyesine oturuyor, önüne sehpa çekiyor öyle yiyor bazen de bizimle birlikte sofraya oturuyor. Kendi kendine yiyip bitirdiğini görmek bana nasıl mutluluk veriyor anlatamam.
Bugünlerde Elif'ten çok komik hareketler ve sözler çıkıyor. Aklımda tutayım diyorum yine unutuyorum ama aklımda kalan bazılarını paylaşmak istiyorum. Mesela dün akşam sözleri ve müziği kendisine ait olan bir şarkı söyledi. Biz alkışlayınca da bir keyflendi görseniz.
Bu sabah da yanıma geldi bana masal anlatmaya başladı. Masal kahramanlarından kötü olanın adı Elfat, iyi olanın adı da elhal. Nereden uydurdu bilmiyorum :))) Son zamanlarda kitaplara takmış durumda. Eskiden yatarken bir tane okurdum, şimdi artık bir tane yetmiyor, iki tane ben okuyorum sonra yetmiyor kendisi alıp okuyor. Kendi kendine okumaları çok tatlı oluyor. Evdeyken bütün gün elinde kitapla dolaşıyor desem yeridir.
Kendi kendine yemeye de yavaş yavaş alışıyor gibi. Bazen ona aldığımız küçük sandalyesine oturuyor, önüne sehpa çekiyor öyle yiyor bazen de bizimle birlikte sofraya oturuyor. Kendi kendine yiyip bitirdiğini görmek bana nasıl mutluluk veriyor anlatamam.
Gönderen
Acqua
zaman:
16:56
0
yorum
Bu kayda verilen bağlantılar
Labels:bebek kitap, masal, sonbahar, yağmur, çocuk beslenmesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









