bebekle tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebekle tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Eylül 2010 Perşembe

Ek Gıdalara Başladık


Bayram öncesinden beri oldukça yoğun bir tempoda koşturup duruyorum. Bayramda tüm aile Erdek'te toplandık. Ablam, kuzenlerim, arkadaşlarım vs..Çoluk çocuk, kalabalıktık ama hava da çok güzel olduğu için çok güzeldi. Gerçi babamızın bayram öncesinde başlayana faranjiti bayramda da geçmeyince onun için çok da keyifli geçemedi. Bayram dönüşünde ise babamızı Ankara'ya uğurladık. Ama bu sefer iki çocukla tek başıma gerçekten çok zorlandım. Elif her ne kadar gündüzleri kreşte de olsa, Emre artık o kadar hareketlendi ki, oturmaktan ve tek başına kalmaktan hiç hoşlanmıyor. O nedenle o uyanıkken hiçbir iş yapamıyorum.

Bizim çocuklar
Bayram öncesinde 6. ay kontrolümüze gitmiştik. Emre'nin biraz kilo vermiş olduğunu gördük çok üzüldüm. Doktor d-vit yerine supravit verdi bir ölçek. Bir de dişleri için d-flor. Bilmiyorum flor çok gerekli mi? Elif'de hiç kullanmamıştım. Meyve pürelerine bir süredir başlamıştık, artık ikindide yarım kahve fincanı kadar yoğurt veriyorum, bir de gece yatmadan önce sütlü pirinçli mama. Yarın da artık sebze çorbasına başlayacağım. Üzüldüğüm , iki seferdir evde yoğurt yapmaya çalışıyorum ama olmuyor nedense. Bugün yine denedim şansımı bu sefer biraz daha sıcakken mayaladım ama bilmiyorum artık.







Geçenlerde internetten yukarıda gördüğünüz meyve emziğini aldım. Filenin içine meyveyi koyuyorsunuz, bebeğiniz onu emiyor, ısırıyor. File meyvelerin çıkamaycağı kadar sık merak etmeyin. Böylece hem meyveleri güvenle eline verebiliyorsunuz, bebeğiniz hem dişlerini kaşıyor hem de oyalanıyor.


Bu sabah aşıya gittik. Dün Hepatit B aşısını yaptırmıştım, bugün de karma ve pnömokok yapıldı. Şimdi bir süre aşımız yok artık...

Emre bayram öncesinden beri artık desteksiz rahatlıkla oturabiliyor. Tabii zaman zaman dengesini kaybettiği oluyor o nedenle ben yanlarına yine yastık koyuyorum ki başını çarpmasın. Bir de artık sürüne sürüne istediği yere gidiyor. Özellikle de halının dışına çıkıp da parkeye geldiğinde rahatlıkla kayabiliyor, tutabilene aşk olsun :)




Elif ise okula gidip geliyor. Dün biraz sorunumuz oldu. Aslında evden çıktık herşey yolunda, okula girdi, terliklerini giydi beni öptü gitti. Sonra birden yanıbaşımda bacağıma yapışmış buldum. Ne olduğunu tam olarak anlayamasam da sanırım bütün çocukların mutfakta kalabalık bir şekilde olması onu tedirgin etti, çekindi diye düşünüyorum. Ama ne inat, ne dediysem ikna edemedim, giydi ayakkabılarını çıktı dışarıya. Sonra eve geldik, ben onunla sürekli konuşuyorum falan, en sonunda matarası okulda kaldı diye çok ağladı ben de almak istiyorsa okula devam etmesi gerektiğini, hala bir şansı olduğunu söyledim. Saat 10 gibi tekrardan gittik okula. Arada sırada bunları yaşamamız normal. Elif çok sosyal, girgin bir çocuk gibi görünse de kalabalık ve bilmediği ortamlarda çok çekingen oluyor. Bir de yaramaz çocukların olduğu ortamlardan hiç hoşlanmıyor. Umarım zamanla bu konuda kendini geliştirebilir.

22 Ağustos 2010 Pazar

Meyve Pürelerine Başladık

Bugün Emre'ye ilk ek gıdasını verdik. Elma püresi...Yaklaşık 2 kaşık verdik. Ama daha önce tattırdığımız karpuz ve soğan gibi çok sevmiş görünmedi, belki de ağzına biraz pütür geldiği için yadırgamış da olabilir. Önümüzdeki günlerde anlarız. Birkaç gün elma ile devam edeceğim, sonra şeftaliye geçmeyi düşünüyorum.
Geçtiğimiz hafta eşim izindeydi. Biz de sık sık Erdek'e gittik. Sonra birden ani bir kararla Altınoluk ve Asos'a gittik. İki gecelik gezimiz çok ani ama bir o kadar da keyifli idi. Ama ani derken gerçekten çok aniydi. Erdek'e annemlere gitmiştik, belki bir gece de kalırız diye yanımıza birşeyler almıştım. Sonra kalmaktan vazgeçtik ve denize gitmeye diye arabaya bindik, bir baktım ki Edincik tarafına doğru yol alıyoruz. Nereye diye sorduğumda "Asos" cevabını aldım ve şok oldum tahmin edersiniz ki...Hemen kafamdan hesap kitap yapmaya başladım, Emrenin ve Elif'in neleri var yanımda diye. Kıyafetleri idare edecek gibiydi. Takmadım hiçbirşeyi kafama, yola devam ettik. Altınoluk'a vardığımızda 22:30 olmuştu, bir pansiyonda kaldık o gece. Ertesi gün de denize girdik sabahtan, sonra Asos'a doğru devam. Asos'a varmadan Kadırga Koyunda kalın demişti kuzenim. Ama biz kadırga koyunun tam olarak neresi olduğunu bilemedik bulduğumuz ve beğendiğimiz bir otele yerleştik. Villa der Mar adında küçük bir otel. Samimi bir ortamı vardı. Havası ve Denizi muhteşemdi. Orada da bir gece kaldık. Eşyalarımız bizi daha fazla idare edecek gibi olmadığından dönüşe geçtik. Ben normalde haftasonu Erdek'e annemlerin yanına bile giderken kocaman bir çanta hazırlayan bir insanımdır. Hala nasıl oldu da bu tatile böyle daldım şaşırıyorum ama dediğim gibi öyle keyif aldım ki...Eşyamız olmadığı için herhalde telaşemiz de olmadı. Bu tatil hiç unutamayacağım bir anım olarak kalacak. Maalesef fotoğraf makinemiz yanımda değildi :((( Herşey sadece bizim hafızalarımızda kalacak...
Elif de yarın kreşe başlayacak. Tüm malzemelerimizi hazırladık. Nevresim takımı, diş fırçası, macun, terlik, matara vs.vs....Elif'ten çok ben heyecanlıyım. Umarım herşey yolunda gider. En çok endişe duyduğum konu da uyku...Bir şekilde uyusa bile uyandığında nasıl olacak....Çünkü Elif öğle uykusundan çok korkarak uyanıyor. Çılgınlar gibi bağırıyor, bazen ben yanında olsam bile annemi istiyorum diyor, beni bile gözü görmüyor. Okulda bu durumun değişmesi için büyük umutlar beslediğim kadar çok büyük de endişelerim var. Zaten eğer okulda da devam ederse İstanbul'a bir çocuk psikoloğuna götürmeyi planlıyorum.

29 Temmuz 2010 Perşembe

Yorucu Yaz Günleri




Biliyorum çok ihmal ettim. Ama her yaz olduğu gibi bu yaz da çok koşuşturmacalı geçtiği için günlerce bilgisayara bile giremediğim zamanlar oluyor. Haftaiçi Bandırma'da ev işleri ile uğraşıp, haftasonu da Erdek'te tatil yapıyorum. Geçen haftalarda eşimin iki haftalık izni vardı, Erdek'e taşındık yine, arada da Ayvalık yaptık 3 gece. İki çocukla tatile çıkmak öncesinden bile yorucu oluyor. Valizi hazırlarken hem beynim hem ayaklarım patladı...Bir de öyle pratik bir insan değilim ki...Bazıları 3 günlük tatil için üstüne 2 tişört bir şort alır yeter, ben öyle olamıyorum maalesef. Neyse ki yine de 4 kişi bir valiz ve bir çantaya sığışabildik :) Sarımsaklı plajında bir otelde kaldık. Olivera Zeytinci resort Hotel...Oteli beğenmedim, eskiydi biraz ama bir sıkıntımız da olmadı..Denizi muhteşemdi, akvaryum gibi. Marmara denizinden sonra biraz tuzlu ve biraz da soğuktu ama temizliği herşeye değerdi bence. Emre'nin de ayaklarını soktuk biraz. İlk önce soğuk geldi ağladı ama sonra alıştı. Aşıları bitmiş olsaydı sokacaktım ama cesaret edemedim. Elif ise bol bol yüzdü.
Şeytan Sofrası

Elif bu yaz başında pek isteksizdi denize girme konusunda. Üzülmüştüm çok, niye böyle oldu diye. Ama sonra bir açıldı, şimdi artık kolluklarını takıp bizimle açıklara kadar gelebiliyor. Ve sudan çıkmak bilmiyor. Aynı benim çocukluğum gibi morarıyor dudakları ama hala çıkmak istemiyor.
Emre de zavallım hep kumsaldan bakmakla yetiniyor şimdilik. Artık bu yaz böyle geçsin bakalım. Ağustosun 6'sında 5. ayımız bitecek. Kilo alımı öyle eskisi gibi değil, ama hala tosuncuk. Yalnız gecelerimiz çok zor geçmeye başladı. Birkaç hafta öncesine kadar akşam 8'de yatırdığım, gece 2'de kalkan çocuk gitti yerine her iki saatte bir kalkan hatta geceleyin uykusu ayılıp da bana gülücükler saçan bir çocuk geldi. O yüzden sabahları biraz perişan bir vaziyette uyanıyorum. Buaralar Pharmaton adında yorgunluğa karşı bir vitamin kullanıyorum. Elif de de aynısını kullanmıştım, onunla ayakta kalabiliyorum bu zor günlerde.
Emre biz tatile çıkmadan önce dönmeye başladı. Şimdilik hala kolunu kurtaramıyor ama ne zaman yatırsam hep dönüyor, ya da kucağıma alsam hep eğilmek istiyor. Sanki otursa daha rahat mı edecek ne???? Elif'deki gibi çok hijyen olmamız mümün oluyor maalesef. Evde hijyen konusunda daha çok yol katetmesi gereken biri var malum...Çıngırakları falan bir bakıyorum yerde, bir bakıyorum Emre'nin ağzında...Ama anladım ki hijyen şartlarına dikkat etmesek de birşey olmuyormuş. Gerçi Elif'de de ilk başlarda çok titizleniyordum ama sonra baktım olmayacak rahat davranmaya başlamıştım. Özellikle de babasının o ilk pet şişeyi eline verişindeki duygularımı hiç unutmuyorum. Bari şişenin altını ağzına sokmasın diye yalvarırdım eşime. O tabii bana göre o kadar rahattı ki..Emre'de bazı şeylere alışmam o nedenle daha kolay oluyor. Elif mikroplara karşı dayanıklıydı, inşallah Emre de öyle olur. Gerçi Emre'nin biraz allerjik bir bünyesi varmış. Doktor zaman zaman sıkıntılar yaşayabileceğimizi söyledi. Hatta geçirmiş olduğu bronşiolit bile allerjik bünyesi ile ilgiliymiş. İleride yine tekrarlayabilir dedi. Bir de şu değişik tatları tattırma davası var. Elif de hiçbirşey tattırmamıştık, sonra ek gıdalara başladığımızda çok sıkıntı çekmiştim. 7.5 aya kadar ek gıda almamıştı. O nedenle Emre'ye bazı meyveleri tattırmıştım. Kavun, karpuz gibi...Ama doktor onu da yapmayın dedi, allerjisini tetikleyebilir dedi.
Haftasonu yine Erdek'teyiz. Bana yine bir süreliğine mola...

14 Aralık 2008 Pazar

Bayram Tatilimiz


Uzun zaman oldu bloğumu güncelleyemeyeli. Şimdi burada gereksiz yere saymak istemiyorum ama inanın geçerli mazaretlerim var.
Bayram tatilini fırsat bilip Elif ile birlikte İstanbul'a kaçıverdik. Babamızın işleri nedeniyle burada kalması gerekiyordu maalesef. Ancak İstabul'a gitmeden hemen önce Elif çok kötü bir kaza atlattı. Sehpadan düştü ve gözü morardı. Ama öyle böyle değil. düştüğü gece sadece gözünün çaprazı idi, buzlar koyduk, losoniller sürdük ama yine de ertesii gün kalktığımzda morluk gözünün altına kadar yayılmıştı, neredeyse içine girecek yani. Tüm bayram süresince zavallımın gözü renkten renge girdi. Döndüğümüzde artık birşey kalmadı neredeyse. Ama havaalanında başlayan sorular tüm bayram süresince devam etti. Artık fenalık geldi cevap vermekten. Son günlerde gözüne vurdum morardı demeye başladım :))))

Bayramın ilk günü Elif'in gözü bu haldeydi

Geçen yıl bu bayramda dedemiz de bu fotoğraftaydı :(

İstanbul'da zaman çabuk geçti tabii ki. Zaten bayram telaşesi, ziyaretler, alışveriş falan derken bir baktık ki dönüş vakit gelmiş. Hepimiz için ama en çok da Elif için çok keyifli bir tatil oldu. Bu sefer kuzeni Kaan'la bol bol vakit geçirebildi. Onun dışında Serra, Ömer, Derin, Deniz ve Can'la da çok güzel oynadı. Tatilimiz kısa olduğu için bu sefer anneannemiz başta olmak üzere kimse Elif'e doyamadı. Artık yaza kadar gelme şansımız olmayacak sanırım. Artık Elif'e doyamayan buraya gelir :)))

Anneannemizde bayram sabahı

Dedesinin canları

Dişlerimiz dişlerimiz ah o dişlerimiz. Size taa ne zaman yazmıştım sanırım diş geliyor diye, o gün bu gündür hala gelen giden yok, sıkıntısı da yok ama ne bileyim geç kalmış gibi geliyor, endişeleniyorum. İstanbul'da biraz üşüttük de sanırım. Çok az belli belirsiz bir öksürüğü vardı, bu sabah bayağı çoğalmıştı. Gerçi sonrasında yine azaldı ama öğle yemeğinde ona sıcacık bir tarhana çorbası yaptım, o da afiyetle yedi. Akşamüstü de ıhlamur hazırlayacağım. Neyse ki bitki çayları ile aramız çok iyi. Umarım ilaca gerek kalmadan atlatırız.
Elif'e İstanbul'dan bol bol kitap ve boya kalemleri aldım. İkea'ya gittik birgün, oradan da çok sevimli oyuncaklar...Bir de oyun hamuru aldım. İki yaş için diyor üzerinde, ben de deneyeceğim bakalım, hamur zamanı gelmiş mi gelmemiş mi. Ancak aldıklarımız bavullarımıza sığmadığı için ayrı bir koli yapmak zorunda kaldık. Oyuncaklarımız ve hamurlarımız arkadan gelecekler.

Piyano sevgimiz hala devam ediyor

27 Eylül 2008 Cumartesi

Bayram Öncesi

Burada bahar mevsimi yaşanmıyor. Geçenlerde iş dönüşü sıcaktan klimayı açıyordum, ertesi gün hava bir soğudu, iş çıkışı kaloriferi açmak zorunda kaldım. Ertesi gün ise yine süt liman bir hava, dün ise yine kara kış geldi. Bugün de devam ediyor. Bayram alışverişinde değiştirilmesi gereken bir takım şeyler vardı, son güne bırakmayalım dedik, bu sabah halledelim dedik, hallettik ama nasıl bir yağış vardı. Şemsiyemiz vardı ama babamız sağolsun Elif'e yağmuru tatttırmak için onu şemsiyesiz bıraktı. Bizimkisinin keyfi yerinde ama ya benim keyfim????? Zaten nezle olmuş bu sabah, burnu çeşme gibi. Neyse hasta olursa babası bakar artık :)))

Dişimiz de hala çıkamadı. Elif de dünden beri bir sinir, sıkıntı. İştahı da gitti. Çıksa da rahatlasak.

Tam akşam yemeği için mutfağa girdim ki tüp bitti. Kaç gündür de aklımdaydı, yedek tüp alsam iyi olacak yakınlarda bitebilir diye. Düşündüğüm başıma geldi ve bitti. Yedeği de yok. Tüpçüyü arıyorum sanırım yarım gün çalışıyorlar, kimse cevap vermiyor. Yarın da pazar. Kaldık mı öyle??? İlk defa bu kadar hazırlıksız yakalandım.

Bayramda bu seferlik buradayız. Daha İstanbul'dan geleli 1 ay oldu. Çok da gezdik, yorulduk artık. Evimizde biraz dinlenelim dedik. Belki kurban bayramında gideriz.

Bayram telaşesinden belki yazamayabilirim şimdiden hepinizin Ramazan Bayramını kutlarım. Umarım sevdiklerinizle daha nice bayramlar geçirirsiniz.

20 Ağustos 2008 Çarşamba

Kısa Bir Mola

Cuma günü babamız geliyor, Kapadokya ve Ankara olmak üzere kısa bir tatile çıkıyoruz. Bir müddet yazamayacağım. Haftaya kaldığımız yerden devam edeceğim.

18 Ağustos 2008 Pazartesi

İstanbul'a Geri Geldik

Ve Erdek tatilimiz sona erdi. Artık bir süre İstanbul'dayız. Tam da sıcaklara denk geldik çok kötü oldu. Annemlerin İstanbul'daki evi bile çok feci yanıyor. Neyse ki Elif gündüz uykusunda biraz sıkıntı çekiyor ama geceleri şimdilik iyi gidiyor. Ama bu yaz gerçekten çok faydalı geçti. Elif neredeyse hergün denize girdi sayılır. Bol bol kumlarda yürüdü (kumlarda yürümek içe basmayı düzeltir derler), dışarılarda gezdi, tozdu, eğlendi. Bugünleri Diyarbakır'a gittiğimzde çok arayacak, çok arayacağız.


İştahımız bir gidip bir geliyor. Bu sıcaklarda ben de pek zorlamak istemiyorum çünkü elbet bir öğünü pek güzel yiyiyor. Arada da meyvelerini götürüyor. Artık kendi evimize dönene kadar pek müdahele etmek istemiyorum, çünkü zaten yapacağımız kısa süreli tatilde de düzenimiz bozulacak. Diyarbakır'a döndüğümüzde bakıcı ablamızla birlikte en kısa zamanda bir düzene gireceğiz inşallah.


Kitaplarla aramız çok iyi. Özellikle de öğle uykularında genelde kitap okuyarak uyuyoruz. Yemek yerken de bazen işe yarıyor. Onun dışında bebeklerle oynamayı, bebeğinin arabasını sürmeyi çok seviyor. Bir de tak çıkarlara pek meraklıyız. O nedenle lego almıştık ona. Lego ile de bir müddet oyalanabiliyor. Patates kafa ile de buraya geldiğimizden beri pek ilgilendi. Her bir parçasını adını söyleyerek takmaya çalışıyor. (kulak, göz, şapka, ayak, çanta, burun, gözlük vs.)

Elif ve kuzeni Kaan

Elif ve Kaan

Bugün sabahtan ablamın oğlu Kaan geldi bize. Bakıcısı bugün izinli idi. Elif önce Kaan ile azdı. Ardından da liseden çok yakın bir arkadaşıma gittik. Onun da 2 yaşında bir oğlu var. Gerçi Kaan ancak bizim gitmemize yakın uyandığı için fazla oynayamadılar ama yine de iyi anlaştılar gibi. Özellikle de Kaan'ın çadırı ve motosikleti ile Elif çok ilgilendi.


7 Ağustos 2008 Perşembe

Babamızın Ardından

Bisikletle evde çok oyalanıyor


Tam da yatağına yatırıp kendi kendine uyumaya alışmıştı ki, artık park yatağından atlayabildiğini farketti. Tutabilene aşk olsun. Öyle canbazlıklar yapıp aşağıya iniyor ki inanamazsınız. Tabii kendi yatağında uyumayınca hemen bizim yatağımıza geliyor, bu sefer uyuması daha uzun sürüyor maalesef. Diyarbakır'a döndüğümüzde acilen yatağının parmaklıklarını çıkartmak gerekecek. Uykusunda düşmesini engellemek için de koruyucu aksesuarlardan alacağız. Aman tanrım kızım büyüyor sanırım !


Geçen haftasonu babamızın izni bitti ve döndü. O gün bugündür Elif'de bir huyusuzluk, bir sinir anlatamam size. Hiçbirşeyden keyif almıyor, sürekli mızmız. Elif'in hiç bu kadar tepki verdiğini görmemiştim. Benim de bazen sinirlerim dayanmıyor maalesef. Sağolsun annemler bana çok yardımcı oluyorlar. Bir de dün akşam kuzenimin çocukları geldi, Ömer ve Serra. Neyse ki onlarla çok iyi anlaşıyor da, gün içinde biraz rahat ediyorum. Ama evde yalnız kaldığımızda başlıyor yine huysuzlanmaya. Denizde de çok iyi duruyor. Kovasıyla küreğiyle, kumlarla, taşlarla kaptırıyor kendini.


Ömer, Elif ve Serra


Elif'in yine bir huysuz anında annem yetişti imdadıma

Geçen gün iki arkadaşım geldi Erdek'e. İkisinin de kızları 2.5 yaşında. Onlar çok uslu olmadıklarını söylüyorlar ama Elif ile kıyasladığımda arada çok fark var. En azından anneleri bir yerde oturduğunda onlar da bebek arabalarında oturuyorlar, ya da indiklerinde annelerini peşlerinden koşturmuyorlar. Onlara baktıkça allahım acaba Elif de bir sene sonra böyle olacak mı diye düşünüyorum. Bazı bazı aklımdan acaba hiperaktivite olabilir mi diye de geçmiyor değil valla.

Fatoş ve Perihan abla ile Erdek'te bir akşam

1 Temmuz 2008 Salı

Erdek'e Geldik



Yaz tatili süresince maalesef daha az yazabiliyorum. Aslında Erdek'e gelmeden bir gün önce babam bilgisayar aldı ama yazlık evimizde internet bağlantısı olmadığı için öyle ha deyince girilemiyor. Çay bahçelerine gitmem gerekiyor ki, bu da ancak Elif uyuduğu zamanlarda mümkün. Ben de o zamanlarda genelde evde uyumayı tercih ediyorum. Burası beni çok yoruyor. Geçen sene de aynı sorunu yaşamıştım. Buradaki ev çok sıcak oluyor, sürekli dışarı çıkmak, merdivensiz bir apartmanın 5.katında oturmak ve deniz, güneş falan derken pestil gibi oluyorum. Tabii Elif'i daha saymıyorum. Ona birazdan geleceğim.


Ağva'daki motelimizden

Ağva'da deniz çok güzeldi

Önce Ağva tatilimizden bahsedeyim. 2 günlük kısa ama çok keyifli bir tatil oldu. Kaldığımız motel, Par Mandalin de çok şirin bir yerdi. Haftaiçi olduğu için kalabalık da değildi. Dere kenarında çok keyifli bir restoranı vardı ancak biz Elif ile o keyfi pek tadamadık tabii. Elif yemek yerken, mama sandalyesinde değilse artık hiç oturmuyor maalesef. En sevmediğim şey elinde kaşıkla çocuk peşinden koşturmak olduğu için, Elif'i böyle birşeye alıştırmak istemedim ve o yanıma geldiği zamanlarda ağzına tıkabildiğim kadar tıkıyordum. Öyle öyle geçti. Sandal sefası da yaptık, bundan sonra gelirsek başka hangi motellere gidebileğimizi kararlaştırdık. Denize de girdik, Elif denizi çok sevdi.


Ağva'da sandal sefası

Ağva'dan sonra yeğenim Kaan'ın doğumgününü kutladık, 3 yaşına bastı kerata. Ertesi gün de babamızı Diyarbakır'a uğurladık, biz de annemlerle birlikte Erdek'e geldik.


Elif hanım buraya geldiğimizden beri tam bir hiperaktif oldu. İlk önce belki herşey ona yeni geldiği için böyledir diyordum ama aradan bir hafta geçti, hiç mi düzelmez ya??? Herşeye el atıyor, heryere tırmanıyor. Çok tehlikeli hareketlerde bulunuyor. Sürekli sandalyelerin tepesinde, çıksa otursa sorun değil ama ayağa kalkınca tehlikeli oluyor.


Buarada aynı anda 2 azı dişimiz patladı. Dişten midir nedir bilmiyorum ama son zamanlarda pek asabi oldu. Sinirlenince vurmalar, ısırmalar falan görseniz bambaşka bir çocuk oluyor bir anda. İştahımız oldukça azaldı, geçenlerde sadece kahvaltı ile durdu desem yeridir.


Konuşması da aldı başını gidiyor. Kedi, köpek, düştü, kalktı, otur, gel, gir, kapat, kapattım, kumru gibi kelimeler ilk aklıoma gelenler. Bir de isimleri söylemeye başladı. Bana Gamze, babaya Murat, amcasına Mert diyor. Aylin, Emel, Ünal, Ece, Selma, Kaan vs.


Deniz keyfimize de diyecek yok. Denize girmeye bayılıyor. Evimizin önünü maalesef bu sene rıhtıma çevirdikleri için, biraz ilerideki plajdan girmek zorunda kalıyoruz. Genelde sabah erken saatlerde 10 gibi gidiyoruz, 1 saat kalıp dönüyoruz. Bazen de öğleden sonra 4'den sonra gidip 1.5 - 2 saat kalıyoruz. Erdek'e geldiğimizden beri henüz fotoğraf çekemedim ama en yakın zamandakilerden koyuyorum birkaç tane.


17 Haziran 2008 Salı

İstanbul Maceralarımız - 3 (Kısa Bir Tatil)



Babamız birazdan uçağa binecek ve İstanbul'a gelecek. Sabah da mümkün olan en erken zamanda çıkıp Ağva'ya gideceğiz. Babamız bize 2 günlük bir tatil planı hazırlamış. Üçümüz ilk defa tatile çıkacağız. İlk deneyimimizin yakın ve kısa süreli olması iyi olacak diye düşünüyorum. Çünkü Elif ilk defa dışarıda yemek yiyecek. Yanıma ne olur ne olmaz diye kavanoz mamalardan da aldım ama onları yiyeceğini pek sanmıyorum. Ağzının tadını biliyor. Artık köfte, pilav, balık falan idare ederiz, ne de olsa 2 gecelik bir tatil.



2 gecelik ama kocaman bir valiz hazırlamak zorunda kaldım. Bizim giysilerimiz 2 gün için yeterli ama Elif için bazı şeyleri bol bol koymak durumundayım. Bodyler, tişörtler, şortlar, havlusu, ilaçları (ne olur ne olmaz diye ateş düşürücü, dişeti ilacı ve lasonil koydum), bezleri falan derken valiz doluverdi. Sanki bir haftalık tatile gidiyoruz :)))

Elif, Mert ve Can

Geçen pazar günü Güzelce'ye gideceğimizden bahsetmiştim, hatta Elif'e Huggies'e şu suda giyilen mayo bezlerden deneyecektim ama hava o gün biz yola çıktıktan sonra bozdu, hiç havuza girilecek bir hava olmadı aksine oldukça serin bir gün oldu. Ama yine de Elif bahçede çok keyifle oynayabildi.