11 Ocak 2009 Pazar

Zor Bir dönem

Bugünlerde Elif ile çok büyük bir mücadele içindeyiz. Babamız daha sabırlı ama maalesef ben onun kadar sabırlı olamıyorum. Bez değiştirmek, bir yere gitmek için giyinmek, yemek yemek herşey ama herşey sorun oluyor. Israr edince kıyametler kopuyor. Kendi haline bırakıyoruz çoğu zaman. Evin içinde bodisi ile dolaşıp duruyor bir süre. Bizim ev de öyle sıcak değil, ama üşümek nedir bilmiyor ki....Bıraksan öyle gezer saatlerce. Ama anne yüreği işte, dayanamıyorum. Bazen pes edip kaçıyorum ortamdan. Babasının ikna etmesini bekliyorum.
Dün çok sıkıntılı bir gündü hepimiz açısından. Daha öğle yemeği ile başladı gerginliğimiz. Babamız ısrarla kendisinin yemesi için uğraşınca ben çıktım mutfaktan artık döke saça iki lokma birşeyler yemiş. Akşam da dışarı çıkacaktık, giyinirken yine bir gerginlik. Biz gidiyoruz, sen gelmiyor musun diye sorunca; siz gidin ben gelmiycem cevabı alıyoruz. 1 saate yakın uğraşlarımız sonucu ikna ettik ve elbisesini giydi. Arabaya binerken bu sefer tutturdu ön koltuğa oturacağım  diye. Neyse birşekilde yemek yiyeceğimiz yere geldik. Orada arkadaşı Mercan da vardı. Çok güzel oynadılar ama yemek yok. Israr ettim nafile. Gittiğimiz restoranın bayanlar tuvaletine çocuklar için ayrı bir bölüm yapmışlar. Küçük bir tuvalet ve küçük bir lavabo. Elif buraya eskiden beri bayılıyor. Sürekli orada ellerini yıkamak, sifonu çekmek, oturmak istiyor. İlk başta müsade ediyorum tabii, hevesini alsın diye ama ne bitmek bilmez bir heves bu. Elif'i sürekli tuvalletten topluyoruz. Tabii bir süre sonra gereksiz mızmızları ve karşı çıkışlarıyla ben yine geriliyorum. Babasına bırakıp sessizce masamda oturmaya başladım. Yoksa ağlayacaktım artık. Neyse eve giderken artık çok geç olmuştu. Arabada uyudu Elif. Eve geldiğimizde yavaşça üstünü değiştirmek istediğimde ayıldı maalsef ondan sonra da yatana kadar yine kök söktürdü. Artık kendi kendime "allahım sen aklımı koru, sen bana sabır ver" diye dua etmeye başladım.
Ne kadar zor bir dönemmiş bu böyle. Benim de sinirlerim mi gerilmiş nedir bilmiyorum. Dün akşam rüyamda da çok gerildim. Çıkmayan sokaklarda kayboluyorum, labirent gibi bir yerlerde dolanıp duruyorum, bir minibüs geçiyor onu kaçırdığım için çok pişman oluyorum, bir türlü evime ulaşamıyorum, ağlamaya başlıyorum. İçinde bulunduğum ruh halini ne de güzel yansıtıyor değil mi? 
Neyse dün akşam eşimle biraz konuştuk, tartıştık, çözüm yolları bulmaya çalıştık. Onun etkisiyle mi nedir bilmem bugün ben düne göre daha sakindim. Ama Elif aynı Elif.....Geçecek....Sabır.....

6 Ocak 2009 Salı

Kendi Kendimize Yeme Sorunumuz

Çok nadir dışarıda olduğumuz zamanlarda hazır meyve suyu içmesine izin veriyorum

2009 soğuk başladı, öyle de devam ediyor. Her sene olduğu gibi ısıtıcılarla idare ediyoruz yine. Ama bir göz odaya kapanma gibi şansımız yok maalesef. Elif evin her yerinde. 
Babamızın sınavı bittiğinden beri artık Elif ile daha fazla vakit geçirmeye başladı. Elif ve tabii ki ben de bu durumdan oldukça memnunuz. Artık haftasonları ne yapsak diye planlar yapabiliyoruz.

Yılbaşında Elif'e hediye edilen bebek buaralar elinden düşmüyor

Uzun süredir yemek yeme konusunda kendisi yesin diye uğraşıyoruz, bir türlü yanaşmıyor. Çok nadiren çok sevdiği bir yemek varsa, mesela makarna gibi onu yiyiyor ancak başka hiçbirşeyi yemiyor. En fazla 2-3 kaşık alıp inmek istiyor. Babamız ile bu konuda biraz tartışıyoruz. O kendisi yemediği müddetçe, bizim yedirmememizi, masadan aç kalkmasını istiyor. Ben ise bir anne olarak maalesef ki, ben yedireyim ama yeter ki yesin derdindeyim. Yani anlayacağınız bazen aç aç kalkıyor masadan ve yatana kadar birşey yemediği oluyor. Allahtan yatmadan önce süt içiyor da içim biraz rahat ediyor.
En sevdiği yemek yayla çorbası ve makarna. Özellikle de yayla çorbası benim kurtrıcım oluyor. Ne zaman ki yemek yemediği  bir döneme giriyor, terbiyeli bir yayla çorbası yapıyorum. İçine kimi zaman küçük top köfte kimi zaman da nohut koyuyorum. Bazen tavuk suyuna yapıyorum. Bayıla bayıla yiyiyor. Böylece gıdasını da tam olarak almış oluyor.

3 Ocak 2009 Cumartesi

2009'a Merhaba Dedik


Hepinizin yeni yılını tekrardan kutlarım. 2009 Diyarbakır'da çok soğuk başladı ve hala öyle devam ediyor. Yılbaşından 2 gün önce başlayan kar yağışı her yeri bembeyaz yapmıştı. Tam erimeye başlamıştı ki yılbaşı gecesi ilerleyen saatlerde yeniden yağmaya başladı. Çok fazla olmasa da yine de beyaz oldu denebilir. Uzun süredir yılbaşını karlı geçirmemiştik. Çok soğuktu ama çok da eğlenceli idi bizim yılbaşı gecemiz. Elif de çok eğlendi. Bakıcı ablamız da bizimle geldi, böylece Elif'in uykusu gelince onları 11 gibi eve bıraktık, Elif de salon köşelerinde uyumak zorunda kalmadı. Ben de 1'e kadar eğlenmeye devam ettim, babamız ise 4'de gelmiş. Ben iyi ki erken yatmışım çünkü sabah 8 olmadan Elif hanım ayaktaydı. Ben ise sürüngen bir vaziyette ))) Öğleden sonra ise hepimiz bir yatmışız ki 2.5 -3 saat uyumuşuz. Ama o uyku gerçekten çok iyi geldi hepimize.
Yen yıl hediyesi olarak Elif'e bir kol saati aldık. Çok sevdi şimdilik, uykudan kalkınca bakıyorum saatini arıyor hemen. Elif ile ben babamıza bir kazakaldık, onlar da bana bir elbise aldılar. Yeni yıla çok cici hediyelerle girdik.


Öksürüğü sonunda geçti gibi ancak çenesindeki tahriş en ufacık bir nemlenmede hemen belirgin oluyor. Cildiye doktoru bir arkadaşımız bunun salyası aktığı için olduğunu söylemişti. Özellikle de uykuda salyası aktığı zamanlarda oluyor. Sırtüstü yatırmaya alıştırın diyor ama ne mümkün!!! Hemen kaplumbağa vaziyetine geliyor. Momecon diye bir krem vermişti çocuk doktorumuz, kızardığı zamanlarda onu sürüyorum. Ama yer yapacak diye korkmaya başladım.
Renklerin birçoğunu artık biliyor. Kırmızı, mavi, mor, turuncu ve yeşili artık karıştırmadan söyleyebiliyor. Bir de 9'a kadar saymasını öğrendi sonunda. Son günler de hafıza çalışmaları yapıyoruz. Daha önce eşleştirme oyunu oynadığımız kartlarımızı şimdi ters çeviriyoruz ve neyi hangi kartta olduğunu bulmasını istiyoruz. Bazen inanılmaz bir performans sergiliyor, 5 kart kouyoruz mesela hepsini biliyor, ama bazen de hiçbirini bilemiyor. Daha çok yol almamız lazım anlaşılan.

28 Aralık 2008 Pazar

Cinisli'den Yeni Yıl Fırsatları

Yeni yıl için sevdiklerinize ya da kendinize daha hediye almadınız mı? O halde Cinisli'nin hediyelik seçeneklerindeki %50 ve Pirelli yataklarındaki %25 indirimden yararlanma fırsatını kaçırmadınız. Bol seçenek ve uygun fiyatlarla sevdiklerinizi, kendinizi ve evinizi sevindirin. Size en yakın Cinisli mağazasını öğrenmek için tıklayın.

25 Aralık 2008 Perşembe

Mutlu Yıllar

İstanbul'a gittiğimizde oyun hamuru almıştım Elif'e. Geçen gün onları çıkardım, ne yapacağını merak ettim. Düşündüğümden daha ilgili çıktı. Ama öncesinde asla yenmeyeceğini ve sadece masanın üzerinde yapabileceği konusunda onu çok uyardım. Neyse ki kurallara uydu ve çok keyifli vakit geçirdik. Aslına bakarsanız ben ondan daha fazla oynadım. O sıkılıyor başka şeylerle ilgileniyor ben hala onu da yapayım, bir de bunu yapayım diye bırakamıyorum. Ne zevkli birşey :)))



Bu hafta babamızın sınav haftası. Haftalardır evden çıkıp arkadaşlarında çalışıyordu. Yüzünü göremiyorduk desem yeridir. Kahvaltıdan sonra çıkıyor, gece 1 gibi geliyordu. Salı günü itibariyle sınavlar başladı. Yarın da sona erecek inşallah. Artık kazandı kazanmadı derdini geçtik, sadece bitsin istiyoruz. Hepimiz çok bunladık. Ailecek vakit geçirmeyi özledik valla. 
Elif, şarkı repertuarına yenilerini eklemeye devam ediyor. Bayramdan geldiğimizden beri Rafet El Roman'ın "aşk, bir kalbin içinde ağlıyor aşk" şarkısını söylüyor. En sevdikerinden biri de kendisinin "mustafa" diye adlandırdığı "İzmir'in dağlarında çiçekler açar, altın gümüş orda sırmalar saçar. Bozulmuş düşmanlar yel gibi kaçar. Yaşa Mustafa kemal Paşa yaşa, adın yazılacak mücevher taşa" marşı. Marşlar konusunda hızlı gidiyoruz zaten, "ey vatan" marşını da neredeyse hepsini söylüyor. Sırada mehter var :)))

Elif ile Alpar doktorculuk oynuyorlar

Havalar iyice soğudu, eve kapandık ve Elif artık çok sıkılıyor. Apartmandaki bazı çocuklarla komşuculuk oynamaya başladılar. Benim bile henüz evine gidemediğim komşulara bakıcı ablasıyla gidip geliyor. Komşuluk ilişkileri benden daha iyi yani...Başka türlü zaptetmek mümkün olmuyor. Baba da olmayınca zaman hiç geçmek bilmiyor gerçekten.
Yeni yıl planlarımız da yapıldı bile. Babamızın işyerinde kutlayacağız herzamanki gibi. Gerçi 2 senedir ben İstanbul'daydım hep. Bakalım bu sene Elif ile nasıl olacak. Çünkü Elif 12'ye kadar hayatta dayanamaz. Nerede ve nasıl uyutacağız onu düşünmeye başladım şimdiden. Ama eminim ki hepimiz için eğlenceli bir gece olacak. Çekiliş yapılacakmış, o nedenle her gelen hem bayan hem de baylara yönelik hediye getirecekmiş. Haftasonu çıkıp yılbaşı alışverişi yapmamız gerekiyor. Babamızın hediyesi hazır aslında. Bir de Elif'e birşeyler almamız lazım. Oyuncaktan yana kullanacağız hakkımızı bu sefer.
Yeni yıla kadar fırsat bulup da yazamayabilirim hepinizin yeni yılını şimdiden kutluyor, yeni yılın herkese sağlık, huzur, mutluluk, başarı ve barış getirmesini diliyorum. Seneye görüşmek üzere...

14 Aralık 2008 Pazar

Bayram Tatilimiz


Uzun zaman oldu bloğumu güncelleyemeyeli. Şimdi burada gereksiz yere saymak istemiyorum ama inanın geçerli mazaretlerim var.
Bayram tatilini fırsat bilip Elif ile birlikte İstanbul'a kaçıverdik. Babamızın işleri nedeniyle burada kalması gerekiyordu maalesef. Ancak İstabul'a gitmeden hemen önce Elif çok kötü bir kaza atlattı. Sehpadan düştü ve gözü morardı. Ama öyle böyle değil. düştüğü gece sadece gözünün çaprazı idi, buzlar koyduk, losoniller sürdük ama yine de ertesii gün kalktığımzda morluk gözünün altına kadar yayılmıştı, neredeyse içine girecek yani. Tüm bayram süresince zavallımın gözü renkten renge girdi. Döndüğümüzde artık birşey kalmadı neredeyse. Ama havaalanında başlayan sorular tüm bayram süresince devam etti. Artık fenalık geldi cevap vermekten. Son günlerde gözüne vurdum morardı demeye başladım :))))

Bayramın ilk günü Elif'in gözü bu haldeydi

Geçen yıl bu bayramda dedemiz de bu fotoğraftaydı :(

İstanbul'da zaman çabuk geçti tabii ki. Zaten bayram telaşesi, ziyaretler, alışveriş falan derken bir baktık ki dönüş vakit gelmiş. Hepimiz için ama en çok da Elif için çok keyifli bir tatil oldu. Bu sefer kuzeni Kaan'la bol bol vakit geçirebildi. Onun dışında Serra, Ömer, Derin, Deniz ve Can'la da çok güzel oynadı. Tatilimiz kısa olduğu için bu sefer anneannemiz başta olmak üzere kimse Elif'e doyamadı. Artık yaza kadar gelme şansımız olmayacak sanırım. Artık Elif'e doyamayan buraya gelir :)))

Anneannemizde bayram sabahı

Dedesinin canları

Dişlerimiz dişlerimiz ah o dişlerimiz. Size taa ne zaman yazmıştım sanırım diş geliyor diye, o gün bu gündür hala gelen giden yok, sıkıntısı da yok ama ne bileyim geç kalmış gibi geliyor, endişeleniyorum. İstanbul'da biraz üşüttük de sanırım. Çok az belli belirsiz bir öksürüğü vardı, bu sabah bayağı çoğalmıştı. Gerçi sonrasında yine azaldı ama öğle yemeğinde ona sıcacık bir tarhana çorbası yaptım, o da afiyetle yedi. Akşamüstü de ıhlamur hazırlayacağım. Neyse ki bitki çayları ile aramız çok iyi. Umarım ilaca gerek kalmadan atlatırız.
Elif'e İstanbul'dan bol bol kitap ve boya kalemleri aldım. İkea'ya gittik birgün, oradan da çok sevimli oyuncaklar...Bir de oyun hamuru aldım. İki yaş için diyor üzerinde, ben de deneyeceğim bakalım, hamur zamanı gelmiş mi gelmemiş mi. Ancak aldıklarımız bavullarımıza sığmadığı için ayrı bir koli yapmak zorunda kaldık. Oyuncaklarımız ve hamurlarımız arkadan gelecekler.

Piyano sevgimiz hala devam ediyor