Bugünlerde Elif ile çok büyük bir mücadele içindeyiz. Babamız daha sabırlı ama maalesef ben onun kadar sabırlı olamıyorum. Bez değiştirmek, bir yere gitmek için giyinmek, yemek yemek herşey ama herşey sorun oluyor. Israr edince kıyametler kopuyor. Kendi haline bırakıyoruz çoğu zaman. Evin içinde bodisi ile dolaşıp duruyor bir süre. Bizim ev de öyle sıcak değil, ama üşümek nedir bilmiyor ki....Bıraksan öyle gezer saatlerce. Ama anne yüreği işte, dayanamıyorum. Bazen pes edip kaçıyorum ortamdan. Babasının ikna etmesini bekliyorum.
Dün çok sıkıntılı bir gündü hepimiz açısından. Daha öğle yemeği ile başladı gerginliğimiz. Babamız ısrarla kendisinin yemesi için uğraşınca ben çıktım mutfaktan artık döke saça iki lokma birşeyler yemiş. Akşam da dışarı çıkacaktık, giyinirken yine bir gerginlik. Biz gidiyoruz, sen gelmiyor musun diye sorunca; siz gidin ben gelmiycem cevabı alıyoruz. 1 saate yakın uğraşlarımız sonucu ikna ettik ve elbisesini giydi. Arabaya binerken bu sefer tutturdu ön koltuğa oturacağım diye. Neyse birşekilde yemek yiyeceğimiz yere geldik. Orada arkadaşı Mercan da vardı. Çok güzel oynadılar ama yemek yok. Israr ettim nafile. Gittiğimiz restoranın bayanlar tuvaletine çocuklar için ayrı bir bölüm yapmışlar. Küçük bir tuvalet ve küçük bir lavabo. Elif buraya eskiden beri bayılıyor. Sürekli orada ellerini yıkamak, sifonu çekmek, oturmak istiyor. İlk başta müsade ediyorum tabii, hevesini alsın diye ama ne bitmek bilmez bir heves bu. Elif'i sürekli tuvalletten topluyoruz. Tabii bir süre sonra gereksiz mızmızları ve karşı çıkışlarıyla ben yine geriliyorum. Babasına bırakıp sessizce masamda oturmaya başladım. Yoksa ağlayacaktım artık. Neyse eve giderken artık çok geç olmuştu. Arabada uyudu Elif. Eve geldiğimizde yavaşça üstünü değiştirmek istediğimde ayıldı maalsef ondan sonra da yatana kadar yine kök söktürdü. Artık kendi kendime "allahım sen aklımı koru, sen bana sabır ver" diye dua etmeye başladım.
Ne kadar zor bir dönemmiş bu böyle. Benim de sinirlerim mi gerilmiş nedir bilmiyorum. Dün akşam rüyamda da çok gerildim. Çıkmayan sokaklarda kayboluyorum, labirent gibi bir yerlerde dolanıp duruyorum, bir minibüs geçiyor onu kaçırdığım için çok pişman oluyorum, bir türlü evime ulaşamıyorum, ağlamaya başlıyorum. İçinde bulunduğum ruh halini ne de güzel yansıtıyor değil mi?
Neyse dün akşam eşimle biraz konuştuk, tartıştık, çözüm yolları bulmaya çalıştık. Onun etkisiyle mi nedir bilmem bugün ben düne göre daha sakindim. Ama Elif aynı Elif.....Geçecek....Sabır.....















