Haftasonu burada çok güzel bir hava vardı. Cumartesi günü Nevruz falan dinlemedik, çıktık dışarı gezdik, zaten ben sabahtan mesai yaptım. Pazar günü de birden karar verdik çağırdık bazı arkadaşları beraber Pirinçlik denilen bir yer var, orada mangal yapmaya gittik. Elif ve Yiğit için çok eğlenceli bir zaman oldu. Bizler için de öyle, kapalı havalardan sonra bu güneş gayet iyi geldi. İyi ki de gitmişiz, bugün yağışlı ve soğuk bir gün oldu. Pirinçlik'te küçük çaplı bir hayvanat bahçesi de vardı. Elif bu sayede hindileri, kazları ve tavşanları gördü. En kısa zamanda da Gaziantep hayvanat bahçesine gitmeyi planlıyoruz.
Dişimiz nihayet patladı. Oldukça zor bir süreç oldu ama neyse şimdi biraz rahatladık. Daha çıkmayan 3 köpek dişimiz var, herbiri böyle olursa yandık.
Tuvalet konusunda da moralim çok bozuk. Öğrenmedi desem haksızlık olacak çünkü çişim geldi diyor ve tuvalete yapma konusunda da sıkıntımız yok. Ama illa ki altına az ya da çok kaçırıyor. Her tuvalete gidişimizde iç çamaşırlarımızı değiştirmek zorunda kalıyoruz. Evdeyken biraz akıllansın diye bazen ıslak bırakıyorum ama dışarıda bırakamıyorum tabii. Dışarı çıktığımızda bavul gibi çantayla çıkıyorum. 3-4 külot, 2-3 tane eşorfman altı falan görseniz. Bir sürü yol denedim. Hiç umursamadım, görmemezlikten geldim olmadı; uyardım olmadı; kızdım olmadı..Ne yapacağımı şaşırmış durumdayım. Ama bez bağlamaya hiç mi hiç niyetim yok. Uğraşacağım her seferinde değiştireceğim....Gerçi bezin rahatlığı hçbirşeyde yokmuş, onu anladım ama yine de bırakmışken başa dönmek istemiyorum. Bir de bizimkisi sosyetik, öyle çayıra çimene falan da yapmıyor. O nedenle arabada lazımlık taşıyoruz...Dışarıdaki tuvalet faslımızı görmeniz gerek çok komik oluyoruz ama ben çok yoruluyorum tabii. Islatma sorunumuz olmasa sorun değil ama çamaşır değiştirmek dışarıda çok zor oluyor. Şimdilik durum böyle...
Bir canın dünyaya gelişi ne kadar sıradan ama ne kadar da yaşam ötesi, ne kadar mucizevi.
23 Mart 2009 Pazartesi
Güzel Bir Haftasonu
Labels:bebek
alt-ıslatma,
diş çıkarma,
süt dişi,
tuvalet alışkanlığı,
tuvalet eğitimi
9 Mart 2009 Pazartesi
Elazığ Gezimizden Notlar
Cuma akşamı Almanya'ya giden arkadaşlarımızla son bir yemek yedik. Kızları Mercan da Elif'in en sevdği arkadaşlarından biri. Maalesef onu çok özleyecek. O akşam çok eğlendiler. Koltukların üzerinde zıplamaktan ter içinde kaldılar.

Elif ve Mercan

Yolda giderken
Ertesi sabah ise kahaltı ederken birden aklımıza esti Elazığ'a gittik. Ne zamandır gidelim görelim diyorduk, ama ya hava müsait olmuyordu ya da haftasonu birşeyler çıkıyordu. Ama uzun süredir Diyarbakır'da olmaktan da sıkılmıştık artık. Bir yerlere gidelim gezelim istiyorduk. Neyse karar verdik ve 1 saat içinde yola çıkmıştık bile. 2 saatlik bir mesafe Elazığ ama biz hiç durmadan Keban'a gidince yarım saat daha uzadı. Elif bu süre çerisinde biraz uyudu, biraz şarkı söyledi, biraz bakındı ama hiç sesi çıkmadı. Keban'a geldiğimizde yemek vakti olduğu için ilk önce dere kenarındaki bir alabalık restoranına gittik. Ondan sonra da baraja ulaştık. Baraj bendine çıktık. Hava biraz rüzgarlı olduğu için çok fazla duramadık. O arada Fırat üniversitesinden bir grup fotoğrafçılık klübü öğrencisi de geldi. Hepsi Elif'i görünce basın ordusu gibi resimlerini çekmek istedi. Elif bu durumdan biraz rahatsız oldu. Her resimde somurtuktu, ama gençler ona yine de bayıldı.

Keban Barajında
Kebandan sonra Elazığ merkeze, kalacağımız yere ulaştık. Biraz dinlendik, yemeğimizi yedik akşam da çok eskiden İstanbulda komşumuz olan tanıdıklarımıza uğradık. Gecemiz de eski günleri yadederek geçti anlayacağınız.
Ertesi gün kavaltımızı ettik. Sonra biraz merkezde dolaştık. Kapalıçarşı dedikleri yerden biraz alışveriş ettik. Bizim cevizli sucuk diye bildiğimize burada Orcik diyorlar ve çok çeşitli şekillerde yapıyorlar. Biraz orcik, biraz pestil, biraz kuru kayısı ve dut gibi şeyler alıp, Harput'a doğru yola koyulduk. Harput Elazığ'ın ilk yerleşim alanıymış. Aslında çok güzel ve heybetli bir kale ama kale duvarlarından çok azı ayakta kalabilmiş.
Alacalı Cami, Ulu Cami de camilerinden bazılarıydı. Ulu Cami'nin minaresi o kadar eğik duruyor ki, yakın bir zamanda düşecekmiş gibi geliyor insana.
Harput Ulucami
Ardından da Meryem Ana kilisesini ziyaret ettik. Yer altında küçük bir kilisydi.
Dönüşte hava bayağı bir kararmıştı, ha yağdı ha yağacak derken yağmura yakalanmadan ulaştık Diyarbakır'a. Elazığ'ın havasından sonra burası o kadar ılıman geldi ki...
Sonuç olarak güzel ve değişik bir haftasonu geçirdik. Ben Elazığ'ı gerçekten beğendim. Elif de çok keyif aldı. Elazığ'daki bir alışveriş merkezinde Diyarbakır'da maalsef hiç olmayan güzel bir oyuncakçı bulduk. Oradan bazı oyuncaklar aldık. Eve gelince ilk işi onları açmak oldu tabii.

Yeni oyuncağımız
14 Şubat 2009 Cumartesi
Elif'in Yeni Oyuncakları
Nihayet babamız Konya'dan döndü. Tabii bu duruma benim kadar Elif de çok sevindi. Kapıyı bir açışı vardı görmeliydiniz. Babasını öptükten sonraki ilk cümlesi ise "bana ne getirdin" oldu.
Babasının Elif'e ilk sürprizi 40 parçalık patates kafa idi. Elif bayıldı tabii. 40 parçanın içine bir girdi bir daha çıkamadı :)))) Ardından da iki adet yap-boz almış. Elif yap-bozları çok sevdiği için bunlara da hemen atladı tabii. Ama bu seferkiler biraz zorladı onu. Gerçi birkaç güne kalmaz bunları da öğrenir. Birkaç gün birlikte yapıp, mantığını kavratabilirsek iş tamamdır.

bu yapboz da 12 parçalık, parçaları oldukça büyük ve resmin üzerine parçaları koyuyorsun
Tuvalet eğitimimiz gayet iyi durumda. Artık geceleri uyanıp tuvaletini yapıyor. Sabahları da kuru kalkıyor. Sabahları kuru kalktığı için kendisi de çok mutlu oldu. Ben de ilk günlerde onu çikolata ile ödüllendirdim. İşin sırrı sanırım yatmadan önce kırk kere "çiş gelince beni uyandır, sakın altını ıslatma bak sonra gece gece soyunmak giyinmek çok zor oluyor" demekte ve ertesi sabah kuru kalktığında ise son derece sevinçle karşılamak ve onu ödüllendirmek.
Herşey iyi güzel ama büyük tuvaletimizde biraz sorun yaşıyoruz. Elif hiç kabız olmazdı. Ama bu tuvalet olayından sonra sık sık kabız olmaya başladı. Acaba psikolojik mi diye düşünüyorum. Gerçi düşündüğüm zaman tuvalete gitmeye ve oturmaya çekinmiyor ama yine de onun küçük dünyasında kmbilir neler oluyor bilemiyorum. Onu hiçbir zaman zorlamıyorum da. Sebzesini ve meyvesini çok güzel yediği halde, kabızlık sorunu yaşıyoruz. Bakalım nereye kadar???

Buarada Ela'nın annesi sevgili Asuman, benim bloğumu sevdiği bloglar arasında ilan etmiş. Bu beni çok mutlu etti. Ben de bu oyuna katılıyor ve sevdiğim blogları yazıyorum:
1- Pratik Anne
5- Sudamlam
6- Duru
7- Pencere Cini
Oyunun kurallarından da bahsedeyim:
1. Seni ödüllendiren blog yazarının linkini vermek,
2. Bu ödülü başka 7 blog sahibine linklerini vererek göndermek,
3. Seçilen blog yazarlarını durumdan haberdar etmek.
Labels:bebek
anne,
baba,
bebek,
bebek gelişimi,
oyuncak,
tuvalet alışkanlığı,
tuvalet eğitimi,
yap-boz
11 Şubat 2009 Çarşamba
Resimlerle Elif
5 Şubat 2009 Perşembe
Uykusuz Geceler
Tuvalet eğitimimiz şimdilik iyi gidiyor. En azından evdeyken gündüzleri sorun yaşamıyoruz. Öğlen uykusundan da artık kuru kalkmaya başladı. 3 gecedir de bez bağlamıyorum, tabii 3 gecedir de altımızı ve yatağımızı ıslatıyoruz. Bu da ikimiz için çok yorucu oluyor. Gecenin bir vakti çarşafları değiştir, pijamaları değiştir.... Bu gece belli bir saatte uyanıp onu tuvalete götürmeyi düşünüyorum. Genelde herkes bunu tavsiye ediyor. Bakalım artık. Ama son günlerdeki uykusuzluğumuz beni çok yoruyor. Vitaminlerle ayakta durmaya çalışıyorum.
Yarın da babamız Konya'ya gidiyor. Bir hafta Elif ile yalnız olacağız. Haftaiçi sorun değil, bakıcı ablamızla rahat geçer, ama haftasonunu kara kara düşünüyorum. Umarım hava güzel olur da en azından yürüyüşe çıkabiliriz.
Grip halimiz geçiyor gibi. Burun akıntısı ve öksürüğü iyice azaldı. Peditus'u çok kısa bir süre kullandım çünkü çok huzursuzuk yaptı. Öksürük için de çok kısa süre yine Levoprant kullandım, ardından ıhlamur, ballı süt ve zencefilli ballarla yani doğal yollarla gidermeye çalıştım. Özellikle zencefilli bal çok iyi geliyor. Bir tatlı kaşığı bala çay kaşığının ucuyla zencefil koyuyorum, içirene kadar çok zor oluyor ama yine balın tadını alınca çok da kötü olmadığına karar veriyor.
1 Şubat 2009 Pazar
Elif 2 Yaşında

Ve Elif artık 2 yaşında. 31 Ocak tam da cumartesi gününe denk geldiği için kutlamamızı gününde yapabildik. Bu yıl ailelerden uzakta bir kutlama yaptık. Buradaki eş dostlarımızla geçirdik. Çağırdıklarımız sadece Elif'in beraber oynadığı, sevdiği çocuklar ve aileleri oldu. 17 kişiydik, çok kalabalıktık ama çok da keyifli idi. Özellikle benim için çok yorucu oldu tabii. Çünkü son birkaç gecemiz Elif ile çok uykusuz geçti. Kutlama akşamı da uyuyup dinlendiğimi söyleyemeyeceğim.




Elif'e çok cici kıyafetler geldi. Birbirinden şık elbiseler, kırkalar, kazaklar vs. Komik olan her gelen hediyesini verdi de biz anne ve babası olarak Elif'in hediyesini vermeyi unuttuk. Biz de ona eğitici bilgisayar almıştık. Ancak vermemiz biraz geç saat olunca çok da ilgisini çekmedi. Bugün çok daha ilgilendi. Umarım artık bizim bilgisayara musallat olmayı bırakır.

Buarada Elif çok fena grip oldu. Burun akıntısı hiç durmuyor, öksürük başladı. Nezlesi öyle kötüydü ki bugün öğlen uykusundan uyandıktan sonra gözlerini açamıyordu garibim. Sürekli bir uyku hali, başını kaldıramıyordu. Uyku hali biraz da verdiğim ilaçtan Peditus'tan olsa gerek herhalde. Ama onu o halde görmek insanı çok üzüyor gerçekten. Bu akşam erkenden uyudu, umarım gecemiz rahat geçer ve sabah da daha iyi kalkar. Hastalıktan olsa gerek, zaten çok az olan iştahımız iyice gitti. Bugün sadece kahvaltı ile durdu. Dün de birşey yemedi. Çok sevdiği sütünü bile tam içmiyor, bırakıyor. Bu iştahsızlık böyle devam ederse ciddi bir sorun olacak gibi görünüyor. Çünkü en sevdiğimiz yayla çorbasını bile içmez oldu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








