15 Ocak 2008 Salı

Dedemizi Kaybettik


Pazar günü öğleden sonra çok acı bir haberle hepimiz sarsıldık. Kayınpederim, Elif'in sevgili Fehiman dedesi, ani bir kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. O kadar ani oldu ki, hepimiz neye uğradığımızı şaşırdık. Murat da apar topar akşam uçağı ile İstanbul'a geldi. Dün cenazesi vardı. Elif'i de götürdük camiye, dedesini uğurlasın diye. Maalesef babaannemiz kötü durumda. Üzüntüden diye tahmin ediyoruz, beli ve bacakları inanılmaz derecede ağrıyor. İğnelerle ancak kendine gelebiliyor. Elif'i getiriyoruz yanına, ama can acısı bu gözü hiçbirşey göremiyor ki... Asıl bundan sonrası için Elif ona moral olacak inşallah.

Sevgili babacığım, nur içinde yat, seni çok özleyeceğiz. Elif'i de merak etme, büyüyünce ona senden hep sözedeceğiz.

12 Ocak 2008 Cumartesi

Daha Ne Kadar Sürecek Bu Uykusuzluk?

Elif ile Kaan

Geçenlerde arkadaşım Gaye ile birlikte Nautilius'a gittik. Elif ile en rahat gidilebilecek yerler alışveriş merkezleri oluyor çünkü istediğimiz yerde rahat rahat oturabiliyoruz. Sigara dumanı nedeniyle cafeleri tercih edemiyorum. Şu sigara içme yasağı en kısa zamanda uygulamaya geçse de rahat etsek.


İstediğimiz yerde rahat rahat oturabiliyoruz diyorum ama Elif'i arabasından indirdikten sonra oturmak ne mümkün...Gaye Kaan'ın, ben Elif'in peşinde. Bizimkiler yer cücesi gibi ortalıkta koşuyorlar. Herkesin maskotu oldular.


Gaye ve 16 aylık oğlu Kaan

Bugün de huysuzluğu üzerindeydi. Sabahtan beri mızmızdı. Gece de zaten yine uykusuz geçmiş, benim de sinirler bozuktu. En sonunda bıraktım onu annemlere, ben gittim Bağdat caddesine kendime birşeyler almaya. Ama tabii herzamanki gibi kendime birşey alamadım, Elif'e aldım. Mothercare'de %50 indirim vardı. Elif'e iki tane kazak, bir pantolon ve bir de baharlık bir bluz aldım.
Buarada uykusuzluğumuz hat safhada. Dün gece sabaha karşı o kadar çok ağladı ki, en sonunda o yatağında ağlarken ben de kendi yatağımda yorganı çektim ağlamaya başladım. Ne olacak bunun sonu bilmiyorum. Her geçen gün sinirlerim biraz daha zayiıflamaya başladı. Diş çıkarıyordur inşallah diye sabrediyorum.

10 Ocak 2008 Perşembe

Kabus Geceler

Uzun süredir vakit darlığından Elif'in yürüdüğü videoları ekleyemiyordum. Sonunda başardım.

Yaklaşık bir haftadır oturduğu yerden kendi kendine de kalkabiliyor. Koltuktan inmeye başladı ama bu konuda hala çok temkinliyim, çünkü hala kafa üstü gitme tehlikesi de devam ediyor. Herhalde yakında tırmanmalara da başlar.

Ocak başından beri kendi kendine uyumaya alıştırdım. İlk gün çok zor geçti, yaklaşık 20 dakika ağladı ama diğer günler ağladığı süre inanılmaz derecede kısalmıştı. Şimdi hala 2-3 dakika içinde uyuyabiliyor ancak geceleri uyandığında uyumak bilmiyor. O zaman kucağıma alıp sallamak, emzirmek falan da işe yaramıyor. Şu son 4-5 gündür gecelerimiz kabus gibi geçiyor. Öyle çok ağlıyor ki, herhalde yukarıdaki komşumuz saydırıp duruyordur. Tabii bende uyku falan yok. Umarım gelip geçici bir sıkıntıdır. Yoksa doktorların dediğine göre kendi kendine uyumaya alıştığı zaman artık eskisi gibi sık sık uyanmazmış. Biz bunun rahatlığını henüz yaşayamadık. Ama inancım var :)))

9 Ocak 2008 Çarşamba

Bağışıklık Sistemi mi? O da Ne?

Bağışıklık sisteminin nasıl çalıştığını anlatan bir animasyonu sizlerle paylaşmak istedim. Özellikle çocuklarınız daha büyük yaşlarda ise bu sevimli animasyonla onun eğlenerek öğrenmesini sağlayabilirsiniz.

http://www.pnomokok.com/bagisikliksistemi.html

7 Ocak 2008 Pazartesi


Son zamanlarda iyice anneci oldu. Paçalarımdan ayrılmıyor desem yeridir. İki dakikalığına bile kimseye bırakamıyorum, kıyameti koparıyor. Durmadan kucağıma almam için kollarını açıyor. Almak istemiyorum ama öyle inatçı ki. Dünden beri bel ağrılarım yeniden başladı. Haydi hayırlısı.


İstanbul'a gelmeden önce başlamış olan öksürüğü maalesef hala geçmedi. Doktor öksürük şurubu vermişti, 5 gün kullandık, geçmeyince bir 5 gün daha verdi. Şimdi yine biraz azalıyor ama şurubu kesince ne olur bilmem. Arada verdiğim ıhlamur ve rezene çayları dacabası. Bu seneki boğaz enfeksiyonu çok kötü. Kimi duysam herkes boğazlarından şikayetçi ve çok da uzun sürüyor. Neyse ki Elif'inki ciddi bir sorun değil. Aslında tam da ciğerlere inmemiş ama yine de özellikle geceleri ve sabahları boğulur gibi öksürünce içim rahat etmiyor.


Geçen gün İstanbul'a bu senenin ilk karı yağdı. Ben çok özlemişim. Geçen sene de Aralık başı itibariyla buraya gelmiştim ama havalar hep bahar tadında gitmişti. Elif karı görünce çok şaşırdı. Önce bir anlam veremedi ama sonra onun da hoşuna gitti. Yemeğini bile karı seyrederek yedi. Ne keyif ama :))



dedesi ile karı seyrederken

1 Ocak 2008 Salı

Yeni Yılınız Kutlu Olsun




Yeni yılınızı kutlamakta biraz geç kaldım maalesef ama bilgisayarda küçük bir sorun olduğu için birkaç gündür bloglarımla hiç ilgilenemedim. 2008 yılının herkese sağlık, mutluluk, başarı ve huzur, ülkemize de barış getirmesini dilerim. Umarım bu yeni yılda herşey gönlünüzce olur. Yeni Yılınız Kutlu Olsun.


Yılbaşı gecesi kayınvalidemler annemlere geldiler. Hep beraber ailecek yemek yedik. Elif'in keyfine değecek yoktu maşallah. Tabi bizimkisinin uykusu geldi ve 21:30 civarı uyudu. O uyur uyumaz da biz arkadaşımızın evindeki partiye koştuk. Elif'i anneannesiyle babaannesine emanet ettik. Yılbaşı gecesi arkadaşımız İpek evinde bir parti düzenledi. Ona buradan teşekkür etmek istiyorum, gerçekten çok keyifli bir geceydi. Elif de bize 01:30'a kadar müsade etti. Uzun süredir eğlenceden yoksun yaşayan biri olarak böyle bir eğlence bana acayip iyi geldi.





Buarada Elif'in yürüyüşü gün geçtikçe gelişti. Artık serbestçe dolaşabiliyor. Bu zamanı sabırsızlıkla bekliyorduk ama işin yorgunluğunu hiç hesaba katmamıştık. Geçenlerde alışveriş mekezine gitmiştik. Orada bir dolaşmaya başladı, peşinden koşmaktan yorgun düştüm. Sanırım bundan sonra dışarıda bir yerlere gezmeye gittiğimizde artık eskisi gibi oturmak bize hayal oldu. Neyse ki babamız bu konuda bana gerçekten çok yardımcı oluyor.


Son zamanlarda öğretilen herşeyi çok hızlı kapmaya başladı. Birkaç kere öpücük yollamayı gösterdim, arkasından bir baktım kendiliğinden öpücük yapmaya başladı. Neyin ne işe yaradığını da anlıyor. Tarak deyince ellerini saçına götürüp taramaya başlıyor. Çorap deyince ayaklarına bakıyor.


Bir yandan en sevimli zamanı bir yandan da en zor zamanını yaşıyoruz.