Elif'in ishali 2. gün de devam edince doktoru aramadan evvel, internette araştırma yaptım. Bebek Doktoru, bu konuda oldukça geniş kapsamlı bir site. Gebelik süreci, bebek ve çocuk gelişimi, bebek beslenmesi, hastalıklar, aşılar gibi konularda birçok bilgiye ulaşabiliyorsunuz. Tabi ishal yarın da devam ederse muhakkak doktora danışacağım.
Bir canın dünyaya gelişi ne kadar sıradan ama ne kadar da yaşam ötesi, ne kadar mucizevi.
10 Kasım 2007 Cumartesi
Elif'in İlk Adımları


Artık birkaç saniye süreyle kendi başına ayakta durmaya başladı. Hatta bugün ilk defa 2 adım attı. Elinden tutup yürütünce de eskiye göre daha sağlam basıyor. Taklitleri de gün geçtikçe artıyor. El salla deyince el sallıyor, alkış deyince kendince!! alkış yapıyor :)
Geçen gece yatırdıktan sonra bir kusma kustu anlatamam. Yatağı, üstü başı mahvoldu. Yemekte de balık yedirmiştik. Artık kokuyu siz tahmin edin. Bir de yeni banyo yaptırmıştık. Neyseki devam etmedi, herhalde ağır geldi. Ancak ertesi gün yani dün ishal oldu. Altını değiştirmekten fenalık geldi valla. Bugün azaldı ama hala tam geçmediği için patates ve pirince devam ediyoruz.
Havalar da çok soğudu. Radyotörü yakıp, bir göz odaya kapanıyorduk. Sema Teyzesinin ördüğü hırkaları değiştirip değiştirip giydiriyoruz. Neyse ki bugün kaloriferle yanmaya başladı. Biraz da olsa soğuk kırıldı. Ama ben biraz grip olur gibiyim. Kendime çok iyi bakmam lazım.
Labels:bebek
anne,
bebeğim-yürüyor,
bebek,
bebek-beslenmesi,
bebek-gelişimi,
blog,
ilk-adımlar
4 Kasım 2007 Pazar
Bırakın Kendisi Yesin
Bebeğiniz yemiyor diye üzülüyor musunuz? Belki de bebeğiniz kendi kendine yemek istiyordur. Bunu hiç düşündünüz mü? Elif bazen çok iştahla yerken bazen de hiç yemeyen bir bebek oluveriyor. Ne yapsak ağzını bıçak açmıyor. Böyle durumlarda yiyecekleri önüne koyuyoruz. Bir de bakıyoruz kendisi önündekileri yiyor. Yani ben günlerdir yemiyor diye yazmıştım ya size, meğer yiyiyormuş çocuk. Ama kendisi yerse. Anne için sonradan temizlemesi gerçekten çok büyük eziyet ama bırakın bebeğiniz kendisi yesin. Bu öneriyi bize doktor söylemişti. Ona fırsat verin demişti. Eline alsın, baksın, ne yediğini tanısın demişti. Gerçekten de çok mantıklı. Bu nedenle biz yaklaşık 1 aydır bazen kendisinin yemesine fırsat veriyoruz. Mesela köfte ya da tavuk gibi çok sulu olmayan yiyecekleri gayet güzel götürüyor. Siz de bebeğinize kendi kendisinin yemesi için fırsat verin.
Labels:bebek
anne,
bebek,
bebek-beslenmesi,
bebek-gelişimi,
diş-çıkarma,
iştahsızlık
2 Kasım 2007 Cuma
Yoksa Diş mi Geliyor?


Son günlerde iştahı pek azaldı. Dün neredeyse bütün gün sabah kahvaltısıyla durdu desem yeridir. Tabii arada bir emziriyorum ama sütüm artık eskisi gibi değil. Bugün de meyvesini ve öğle yemeğini çok az yedi. Geceleri de sık sık uyanır oldu. Bir de ishal çıkıyor bazen. Acaba diş mi çıkaracak ki? Parmağımla şöyle bir yokluyorum ama daha önce hiç deneyimim olmadığı için pek anlamıyorum. Yemek yemek istemediği vakitlerde zorlamıyorum. Çünkü anlıyorum ki aç değil. Aç olsa zaten huysuzluk yapar, ama keyfi de o kadar yerinde ki...Tabii bütün gün babaannesinin kucağında düşmüyor. Ahh anneee, çok söylüyoruz bu kadar çok kucağına alma diye, bırak emeklesin kendi kendine takılsın diye ama bizi dinleyen mi var??? Elif çok fena alıştı çook. O gittikten sonra sıkıntısını ben çekeceğim.
Labels:bebek
anne,
bebek,
bebek-beslenmesi,
bebek-gelişimi,
diş-çıkarma,
ilk-diş,
süt-dişi
30 Ekim 2007 Salı
Elif'ten Haberler
Son zamanlarda sanki bizi daha bir anlar oldu. Konuşurken bizi dinliyor, bazen laf bile dinliyor inanmazsınız :) Bir süredir hareketlerimizi taklit etmeye başladı. Mesela artık babasının arkasından el sallıyor, ya da biz tel sarar diye ellerimizi döndürünce o da başlıyor ellerini döndürmeye. Hatta bazen çok alakasız bir zamanda aklına geliyor herhalde, başlıyor ellerini çevirmeye. Banyo işimiz çok zorlaştı. Artık ben tekbaşıma kesinlikle yaptıramıyorum, çünkü küvetinde oturmuyor, sürekli kalkmak istiyor. Ayakta tekbaşına durabilse ne ala, ama duramıyor, onu yıkayalım derken her yer sırılsıklam oluyor. Bir de artık giyinmekten, soyunmaktan pek hoşlanmıyor. Artık sinirlenmelere de başladı. Sinirlendiği zaman elleriyle ayaklarıyla tepki gösteriyor, bağırıyor. Büyüdükçe kaprisleri de başlayacak herhalde. Bana çekerse yandık valla.
9. ayını doldurmaya az kaldığı için artık rahatlıkla tavuk ve balık veriyorum. Dün akşam levrek yaptık, valla bayıla bayıla yedi. Hatta bizimkisi çiğ soğanı bile sevdi desem size??? Sebzelerle de, içinde et olduğu müddetçe arası gayet iyi. Ağzının tadını biliyor. Diyarbakırlı olmaya başladı galiba :)))
Pazar günü Sevilannem geldi, ikimiz için de çok iyi oldu. Hem ben biraz nefes aldım, hem de Elif ile sürekli meşgul olduğu için Elif hanımın keyfine diyecek yok. Babaannesine de hemen alışıverdi kerata. Hatta bugün benim kucağımdayken babaannesi kucak açtı, gel bana dedi, Elif de hemen atladı valla. Buarad diğer çocuklara karşı da acayip ilgili. Geçen gün yemeğe gittik, orada da küçük kızlar vardı oyun oynayan. Gözlerini hiç onlardan ayırmadı, sonra kızlar da Elif'in yanına geldiler, artık bizimkisi mest oldu.
Labels:bebek
bebek,
bebek-banyosu,
bebek-beslenmesi,
bebek-gelişimi
25 Ekim 2007 Perşembe
İştahsızlık Sorunu
İştah, bir yemeğin zevkle, neşeyle ve arzu edilerek yenmesidir. Lokmayı uzun süre ağzında çeviren, tabağındaki yemeği bir türlü bitiremeyen bir çocuk karşısında önce aklımıza fiziksel bir rahatsızlığın var olup olmadığı gelmeli.Örneğin; yüksek ateş, kulak ağrısı, boğaz ağrısı, nefes almayı güçleştiren nezle-grip gibi üst solunum yolları enfeksiyonları gibi bir rahatsızlık çocuğun sofrada nazlanmasına neden olur. Böyle durumlarda doktor kontrolünden geçirilen çocuğa, önerilen biçimde yiyecek verirken çocuğun isteklerini de dikkate almak en uygun yol.Hastalık sırasında çocuğu yemek yemeye zorlamanın hiçbir yararı yok. İştahla ilgili olarak ebeveynlerin bilmeleri gereken en önemli şey çocukların bireysel farklılıklar gösterdikleridir. Bu nedenle de başka çocuklara bakarak, onların yemek yeme davranışı ile kendi çocuğunuzun yemek yemesini kıyaslamak, çocuğunuzun daha az yediğini düşünmenize neden olabilir.
1. Öncelikle, iştahsızlığın arkasında fiziksel veya ruhsal sebep olup olmadığını araştırın ve rahatsızlık varsa tedavisini sağlayın.
2. Varsa aile içindeki problemleri çözün. Gerekirse aile danışmanlığı ve psikolojik destek alın.
3 .Çocuğun sofrada oyalanması ve yemeğini ağzında bekletmesi karşısında sabırlı olun. Yemek miktarını artırmak için zorlama ve baskı yapmayın.
4. Çocuğun öğün aralarında kırıntılarla beslenmesini, abur-cubur, fast food atıştırmasını engelleyin.
5 .Düzenli saatlerde öğüne alışmasını sağlayın.
6. Öğünde yemeyen çocuğa arkasından koşarak kaşık kaşık bir şeyler yedirmeye çalışmayın. Yemeğin sofrada yenmesini alışkanlık haline getirin.
7 .‘Kardeşin bitirdi, sen hâlâ yemedin’ gibi kıyaslamalar yapmayın.
8 .Yemesi karşılığında takdir edin; fakat ödüle alıştırmayın.
9 .Çocuğun tabağına yiyebileceği kadar yemek koyun, bazen de azar azar yemek koyarak tabaktaki yemeğin her bitişinde onu takdir edin. Her çocuğun belirli bir mide kapasitesi vardır. Çocuğun mide kapasitesi zorla değil; teşvik edici davranışlarla geliştirilebilir. İsteksiz, zorla yenen gıdaların daha sonra çıkarıldığı sıktır.
10 .Sofrada yemek hakkında olumsuz konuşmayın.
11 .Sürekli aynı yemeği pişirmeyin.
12. Besinleri karbonhidrat, protein ve sebzelerden dengeli olacak şekilde içeriği zenginleştirerek tüketmeye gayret edin.
13 .Sofranızı şenlendirin, yemek sırasında olumsuz, üzücü ve rahatsız edici olaylardan söz etmeyin, çocuğun yaramazlıklarını ve hoşlanmadığınız yanlarını dile getirmeyin, eleştirme, ayıplama ve suçlamadan uzak durun, sıkıcı, kuralcı ve uzun konuşmalardan kaçının, ikaz gerekiyorsa espriyle beraber sempatik bir biçimde yaparak sofranın neşesini kaçırmayın. Bu arada çocukla konuşmak, şakalar yapmak, hikayeler anlatmak yemeği zevkli hale getirebilir.
14 .Aşırı miktarda inek sütü vermeyin. Ağırlıklı inek sütüyle beslenen çocuklar tok olduklarından diğer gıdalara direnç gösterirler. Bu dengesiz beslenme ve genellikle kansızlığa da zemin hazırlar. Ayrıca ileri yaşamda alerjik hastalık ve diyabet riskinin arttığı söylenmektedir. Diğer ek gıdaları daha fazla alması için inek sütünü bir veya iki öğüne indirmek faydalı olabilir.
15 .Çocuğun bireysel gelişimini destekleyin. Onu sofrada özgür bırakarak kaşığıyla kendi yemesini teşvik edin.
16 .Azarlama, eleştiri ve şiddetten sakının. Cezalandırılan çocuk tepkisini size yemek yemeyerek gösterebilir.
17 .Yemekleri iyi pişirin, lezzetli olmalarına özen gösterin, servisi normal sıcaklıkta yapın. Tatsız tuzsuz, iyi pişmemiş, kalitesiz yemeğin iştahla yenmesini beklemeyin.
18 .Uygun hava şartlarında çocukları ev hapsinden kurtarın. Açık havada gezinti ve spor yapmalarını, yemeklerini de bu ortamda yemelerini sağlayın. Yüksek oksijenli, temiz hava ve yeşil doğa, hayatı monotonluktan kurtarır, metabolizmayı canlandırır, iştahı açar.
19 .Muhtemelen çocukken sizinde iştahsız olduğunuzu ve anne babanızın sizin için endişe ettiğini düşünün.
20. İştah şurubu adı altında satılan ilaçlardan uzak durun
Labels:bebek
bebek,
bebek-beslenmesi,
çocuk,
iştahsızlık,
yemeyen-bebek
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)