20 Aralık 2007 Perşembe

Elif Bayram Gezmesinde


İstanbul maceramız başladığından beri bilgisayar başında oturmaya pek fırsatımız olmuyor. Geçen hafta yaklaşık 3 gece teyzemlerde misafir olduk. Onlara buradan herşey için teşekkür ediyorum. Bizi çok güzel ağırladılar. Nişantaşında gezmek Elif ile ikimize iyi geldi.


Geçen bu süre içerisinde Elif'in yürümesi oldukça gerilemişti. Hiç elimi bırakmaz olmuştu. İki adım atıp düşüyordu. Neyseki Murat geldikten sonra yeniden eski performansına kavuştu. Şimdi hergeçen gün adımlarını arttırmaya başladı. Demek ki babası gitti diye his yapmış garibim. Özlemiş babasını :)


Bugün Kurban Bayramı. Elif'in geçirdiği ikinci bayram. Günümüz anneannemizin evinde başladı. Sonra teyzemiz her bayram olduğu gibi yine anneannemize geldi, onlarla görüştük. Ardından babaannemizin elini öpmeye gittik. Sonra da eski bir aile dostlarına uğradık. Akşam da Poyraz bebeği görmeye gittik. Anlayacağınız hem Elif hem de bizim için oldukça yoğun bir gündü. Bu yoğunluk yarın da son hızıyla devam edecek. Yarın karşı taraftaki ziyaretlerimizi yapmayı planlıyoruz.

Anneannemizin evinde bayramlaşma

Tabii bu gezmeler Elif'in uyku ve yeme düzenini alt üst etti. Uykusunu tam alamıyor, alamayınca huysuzlanıyor ve birşey yemiyor. Sanırım diş sıkıntımız da var, ondan dolayı dünden beri iştahımız kesildi yine.
Babaannemizin evinde bayramlaşma

6 Aralık 2007 Perşembe

Elif Yürüyor


Dünü saymazsak eğer bugün itibariyle Elif yürümeye başladı diyebiliriz sanırım. Tabii yürüyor deyince öyle koşup oynadığını düşünmeyin. Bugün neredeyse 10 adım atarak bana doğru geldi mesela. Bu durum onu da çok keyiflendirdi. Tekrar tekrar yapmaktan hiç sıkılmadı.


Yalnız şunu anladım ki yürümek gerçekten çok zor bir işmiş. Elif ağustos ayından beri emekliyor, eylülden beri de sıralıyordu. Biz de zannettik ki arkasından hemen yürüyüverecek. Ama iş bizim zannettiğimiz kadar basit değilmiş. Belki de araya diş çıkarma süreci girdi diye uzamış da olabilir tabii, çünkü duyduğum kadarıyla çocuklar bir süreç içerisindeyken diğer başka süreçlerde yavaşlama görülebilirmiş. Artık bilemiyorum.


Geçenlerde10.ay muayenesi için doktora gittik. Kilosu yine ortalamanın altında kaldı maalesef. Aslına bakarsanız iştahı fena değildi, ama yine de 2 ayda 470 gr. alması oldukça düşündürücü. Gerçi doktor çok önemli bulmadı. Gelişiminin iyi olduğunu söyledi. Diş çıkarma sürecinde çok ishal olmuştu, belki de o dönemde biraz kilo kaybı olmuş olabilir. Velhasıl kızımız şuan 8.360.


Sonunda beklenen gün geldi ve yarın yola çıkıyoruz. Şimdiden valiz hazırlıklarına başladım. Darmadağınık bir haldeyim. Bir yandan ortada valizler, bir yandan kurumaya çalışan çamaşırlar, bir yandan yıkanan çamaşırlar. Bir yanda da Elif. Artık siz düşünün halimi.


Bundan sonra yazılarıma İstanbul'da devam edeceğim. Çok şükür ki annemler sonunda bilgisayar aldılar, ama internet bağlantısı kurulamamış bir türlü. Umarım önemli bir sorun değildir ve en kısa sürede çözülür.

30 Kasım 2007 Cuma

Geleceğin Gitaristi

Elif'i daha doğmadan müzikle tanıştırmıştım ben. Sanırım şimdi meyvelerini almaya başlıyoruz. :) Artık en ufacık bir müzikle bile oynamaya başladı.

26 Kasım 2007 Pazartesi

Elif ile Yine Başbaşa

Dün babaannemiz uğurladık. Ona buradan bir kez daha teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Bugün benim için çok zor geçecek sanıyordum ama neyseki düşündüğüm kadar olmadı. Tabii sabah 6'da kalmak zordu. Ama öyle yemeğini güzel yiyip, uykusunu güzel alınca düşündüğüm gibi olmadı. Belki de ben de enerji depoladım ondan da rahat geçmiş olabilir. Bugün burada hava güzeldi, güneşli idi. Biz de beraber dışarı çıktık. Fotoğrafçıda Elif'in resimlerini basıma verdik. Dönüşte de bizimkisi yorulmuş tabii, hemen uyuyuverdi.

Öğrendiği şeyler hızla artıyor. Artık kulağını gösteriyor, dilini göster deyince dilini çıkarıyor, burun konusunda hala biraz zorlanıyoruz ama olsun, tabloyu göster deyince duvardaki tabloları gösteriyor. Müzik duyduğunda da sallanmaya başlıyor hemen.

Haftasonu lokale mangal yapmaya gittik. Orada bir sürü çocuk olduğu için çok eğlendi. Özellikle de müzik başlayınca tavandaki o ışıklı lamba dönünce çok ilgisini çekti. Böyle eğlencelerde piste çıkıp oynamamız yakındır. Müzik duydu mu dayanamıyor valla.
Geceleri 2 saatte bir kalkmalarımız hala devam ediyor. Ne zaman bitecek bu kabus dolu geceler bilmiyorum. Bazılarını duyuyorum sabaha kadar 1 kere falan uyanıyorlarmış. Elif hiç ama hiç o kadar uyumadı yaa....Ne zaman anneni uyutacaksın meleğim benim????

21 Kasım 2007 Çarşamba

Konya'dan İlk Adım Oyuncağı

Murat Konya'ya gittiğinde almış bu ilk adım oyuncağını, o geç döneceği için bir arkadaşla yollamış. Elif pek hevesle oynuyor. Babasını yürüyerek karşılaması için son 2 gün. Bugünlerde de tembelliği üstünde, biraz zor görünüyor. Buarada 2. dişimiz çıktı. Şimdi üstleri bekliyoruz artık. Artık herşeyi anlamaya başladı. Saat nerede diyoruz saati gösteriyor. Baba nerede diyoruz babasının fotoğrafını gösteriyor. En kolay öğrendiklerinden biri de Atatürk, hemen gösteriyor. Aslan kızım benim :) Büyüyünce ona ne marşlar öğreteceğiz biz.

Dün gece biraz sıkıntısı vardı, bütün gece ayakta dikti beni. Karnı mı ağrıyordu tam anlayamadım ama hiç uyutmadı. En son babaannesi sağolsun geldi aldı, yanına yatırdı, ondan sonra ben de biraz uyudum. Sabah da hiçbirşey yokmuş gibi kalkmaz mı :))

Sonunda yoğurt ile arası barıştı. Artık akşamüstleri ve yemeklerde yoğurt verebiliyorum. Ancak muzu hala kabul etmiyor.

Kazadan sonra arabamız servise gittiği için artık bir yerlere de gidemez olduk. Havalar da soğudu, öyle dışarıda rahat rahat gezilmiyor. Evde patlayacağız valla.

20 Kasım 2007 Salı

Sen Kork, Pnömokok Kampanyası

Dünyada her 30 saniyede bir çocuk pnömokok mikrobunun neden olduğu zatürre, menenjit gibi hastalıklar sebebiyle hayatını kaybediyor, her yıl binlercesi de sakat kalıyor.
Dünyada anne-babaların % 66’sı pnömokok hastalıkları hakkında bilgi sahibiyken, Türk anne babalarının sadece % 8’i bu hastalıklardan haberdar. Oysa, pnömokok mikrobunun neden olduğu zatürre, menenjit gibi hastalıklar nedeniyle, her yıl 1 milyona yakın 5 yaşından küçük bebek ve çocuk hayatını kaybediyor. Önlenebilir çocuk ölümlerinin başta gelen sebeplerinden biri olan pnömokok hastalıkları ve bunlardan korunma yollarıyla ilgili ailelerin bilinçlendirilmesi amacıyla Türkiye’nin önde gelen beş derneği bir kampanya başlattı: “Sen Kork Pnömokok!”