24 Ocak 2012 Salı

Tatil Keyfi


Dün kızımla keyifli bir gün geçirdik. Önce yeni açılan alışveriş merkezindeki sinemada Çizmeli Kedi'yi izledik. 3 boyutlu olduğu için ilk başta çok endişeliydi. Zaten ilk söylediğimde 5 boyutlu olanlardan zannetmişti (daha önce onu götürdük de çok korkmuştu yarım bırakıp çıkmıştık), korkmuştu ve gitmek istememişti. Sonra onu evdeki televizyon gibi olduğunu gözlük takıp televizyondan izler gibi olduğunu söyleyince kabul etti. Ama film başlayana kadar endişesi hep vardı. Zaten film sırasında da gözlüklerini sık sık çıkarttı, özellikle de kötü karakterler çıkınca. Zaten sinemaya da alışkın değil çocuk, bu gittiği ikinci film. Artık bundan sonra bu faaliyeti daha sık yapmak lazım. İstanbul'da tiyaro, Bandırma'da sinema...
Sinemadan sonra ben bir kahve içtim o da ısrarlarıma rağmen pasta ya da tatlı yemeyip, sinemanın büfesinden aldığı sürpriz yumurtasını yedi. Ben kahve keyfi yaparken o da yumurta keyfi yaptı :)) Ardından indirimi fırsat bilip, biraz alışveriş yaptık. Dönüşte de arabada uyudu zavallım, öğle uykusuna alışık olunca dayanamadı maalesef.
Eve döndüğümüzde Emre hasretle bizi bekliyordu babaannesiyle. Aslında keşke onu da alabilseydim..Neyse zaman hızlı geçiyor, yakında ikisiyle beraber sinemaya gitmeye başlarız herhalde.


22 Ocak 2012 Pazar

Yarıyıl Tatili Başladı

Bir hafta sonunu daha geride bıraktık. Babamız olmadığı için fazla bir aksiyon olmadı ama yine de babaannemizin   burada olması sayesinde en azından alışveriş merkezi ziyareti yapabilme şansımız oldu yoksa özellikle Emre evde deliye dönecekti. Havalar çok soğuduğu için onu hiç dışarı çıkarma şansımız olmuyor. O da evde sürekli oyun oynamaktan sıkıldı, televizyona sardı. Hem de ne sarma...Televizyonun başından ayıramaz olduk. Ben ki Elif'de televizyon seyretme konusunda ne kadar hassas davranırdım. Ama Emre çok çetin ceviz çıktı. Televizyonu kapatınca nasıl kıyameti koparıyor bir görseniz. Elif bu kadar değildi. Belki onun şansı, Elifin bu yaşlarında apartmanda yaşıtı bir arkadaşının olması ve bakıcılarının da arkadaş olmasıydı. Bu sayede birbirlerine gidip geliyorlar ve Elif hiç sıkılmıyordu. Ama Emre'nin böyle bir şansı olmadı maalesef. Çocuk bütün gün evde, hep aynı oyuncaklar, hep aynı oyunlar. Haliyle çok sıkılıyor. Ona da hak veriyorum. Mesela sürekli televizyon için ağlayan çocuk, cumartesi günü alışveriş merkezine gidip oradaki eğlence merkezinde eğlenip eve döndükten sonra ve bugün (ertesi gün) hiç de televizyon seyretme isteği duymadı. Demek ki benim onu alıp sık sık dışarı çıkarmam gerekli ama burada öyle kötü bir hava var ki, ne zaman dışarı çıksa hasta oluyor. Ben ki aslında çocukları eve tıkmaya çok karşıyımdır ama Bandırma'da yaşamaya başlayınca bu konudaki fikrim biraz değişti.

Kelime hazinemiz gün geçtikçe zenginleşiyor, ama hala cümle kuramıyoruz. Yeni kelimelerimiz, terlik, ayakkabı, ahtapot, akordiyon, büyük baba, pilav (şimdilik aklıma bunlar geliyor). Suya hala cicı, babanneye hala mamaanne demeye devam. Karanlık için de bir kelime uydurdu ama şimdi anımsayamadım. Bir de şunu anladım ki balık kelimesine de goccu diyor, ne alaka bilmem :)

Elif de cuma günü karnesini aldı. Aslında onun okulu kreş olduğu için kapanmıyor ama çocuk sayısı çok azaldığı için ben de yarıyıl tatili süresince biraz esnek davranacağım. Mesela yarın onu sinemaya götürmeyi planlıyorum. Şu Çizmeli Kediyi izleyenler çok eğlenceli bulmuşlar. Bir de biz görelim bakalım.




20 Ocak 2012 Cuma

Yumurta Kafalar


Bu resimdeki yumurtalıkları babamız almıştı. Nasıl makbule geçti anlatamam. İkisini de öyle güzel oyaladı ki.. Emre akşam yemeğini yerken biraz isteksizdi, bu yumurta kafalar sayesinde bütün tabağını sildi süpürdü. Ve ablamız, nedense son zamanlarda yumurta yemekten hiç hoşlanmayan ablamız, dün sabah sırf bunlarda yumurta yiyebilmek için kahvaltısını evde yapmak istedi. Ve gayet de güzel bir şekilde bitirdi yumurtasını. Aklınızda bulunsun. Biz Tekzen'den aldık başka yerlerde de vardır belki.

9 Ocak 2012 Pazartesi

Çocuklarla Yılbaşı

Yazamadım bir süredir, yeni yılınızı bile kutlayamadım. Ama İstanbul'a gittiğimizde bilgisayara hiç giremiyorum desem yeridir. Sonra gelince de ihmal ettiğim işler biriktiği için onlarla uğraşmaktan kendi bloğuma vakit ayıramadım. Geç de olsa yeni yılınızı kutlarım, umarım 2012 yılı hepinize sağlık, başarı, mutluluk, huzur ve barış getirir.


Bahsettiğim gibi yeni yıla İstanbul'da girdik bu yıl. Anneannemizin evinde keyifli bir akşam yemeği, müzik, dans, eski yılların anısına tombala falan derken bir baktık ki 2012'e girmişiz. İki çocuklu olunca artık gözüm hiç dışarılardaki ya da arkadaşlardaki eğlencelerde değil. Derdim çok yorulmadan geceyi geçirip Emre ile erkenden uyanmaktı. Valla böylesi de gayet iyiydi. Saat 12'e annem ve babamla kim bilir en son ne zaman girmiştim.



Yılbaşı en çok çocuklara yarıyor zaten. Günler öncesinden başlayan süsleme telaşı, hediye merakı...Ama babaannemiz ve amcası sabırsız oldukları için günler öncesinden verdiler aldıkları hediyeleri, teyzemiz de yılbaşı gecesi bizimle olamayacağı için o da bir gün önce vermişti zaten, bu nedenle yılbaşı gecesi öyle çok fazla hediye telaşı olmadı.
Biz bir cd çalar aldık ikisine. Geçen gelişimizde Elif'in gittiği bir tiyatro vardı. Kozzy Kültür Merkezinde Sevimli Periler. Oyundan sonra oyundaki müzikleri içeren birer cd vermişler çocuklara. O gün bugündür hergün o cd'yi dinliyoruz. Aslında çok da keyiyfli, eğlenceli. Ama bunu hergün günde 4-5 kez yapınca biraz bıkkınlık oluyor. Tabii bende. Onlar gayet memnunlar. Emre daha uyanıyor, gözünü açmasıyla "aç" demesi bir oluyor. Biz de bu cd'yi rahat rahat odalarında dinlesinler diye böyle bir hediye düşündük.



İstanbul sonrası eve dönüş yaptığımızda korkunç bir gerçekle karşılaştık. Kaloriferlerimiz arıza yapmış. Yani hiç yanmıyor değil ama o kadar hafif ki ellerimizi zor ısıtıyoruz.Tam da havada kar soğuğu varken olacak şey mi şimdi bu. Zaten biz yokken başlamış, biz geleli bir haftayı geçti hala yapılamadı. Firma ile garanti konusunda sorun yaşıyorlarmış efendim. Hasta olmadan şu süreci bir atlatsak çok iyi olacak. Sarıldık, sarmalandık, ısıtıcılar falan günlerdir bu haldeyiz. 

22 Aralık 2011 Perşembe

Biraz Ağır Oldu belki ama Ne yapayım Durum Bu..

Bir önceki yazımın başlığı çok mu ağır oldu acaba diye düşünüyorum. Ne de olsa bütün doktorları zan altında bırakmamak lazım. Mesela ben çocuk doktorumuzdan memnunum. Ama şuana kadar bir tek ondan memnun kaldım maalesef. Sadece ben değil buradaki birçok arkadaşım da aynı şeyden şikayetçi. Yanlış teşhisler, yanlış ilaçlar vs...İyi bir doktor ve iyi bir hastane ya da sağlık kuruluşu yok maalesef burada. Bir özel hastanemiz var, adı özel. Devlet hastanesinden pek de farklı göremiyorum, üstüne bir de para ödüyoruz maalesef...Emre'ye hamileyken gittiğim kadın doğum doktorum kayıt falan tutmuyor, bana soruyordu "sana bu ay ne testi yapacaktık" diye. Böyle bir şey var mı allah aşkına??? O yüzden başlığım için kimse kusura bakmasın...

21 Aralık 2011 Çarşamba

Bandırma'nın Doktorları...Aman Ha...Burada Hasta Olmak Tehlikeli

Geçen hafta zorlu bir hafta oldu. Perşembe akşamı 15 kişilik bir arkadaş toplantısını başarıyla atlatmanın derin huzuru ve rahatlaması ile uyudum. Cuma günü Emre'nin kulak akıntısını doktora gösterelim dedik. Daha önce bahsetmedim sanırım, iki hafta önce kulağından bir akıntı geldi akşam saatlerinde biz de hemen acile götürdük. Doktor baktı kulak kiri dedi ve bizi eve yolladı. Çarşamaba günü akıntı tekrardan başlayınca cuma günü KBB uzmanına gösterdim. Meğer diğer dangalak (çok afedersiniz ama daha fazlasını hakediyor aslında) doktorun kulak kiri dediği şey iltihabmış. Çocuk çok ciddi bir orta kulak iltihabı geçirmiş ve sonunda kulak zarı delinmiş. Ben tabi bunu duyunca başladım ağlamaya. Bu doktor da ayrı bir angut!!! Konuşmuyor hiç, insan birşey söyler değil mi o anda. Ben sandım ki oğlum "sağır" oldu. Ben sordum da o zaman söyledi iyileşebilen birşey olduğunu. Meğer akıntı durunca kulak zarı kendini yenilermiş. Eğer size de böyle biri aniden kulak zarı delinmiş derse hemen panik olmayın benim gibi. Çok vahim bir durum değilmiş. Ama tedavi süreci önemli bir de bu enfeksiyon sık sık tekrarlarsa o zaman işitme kaybı falan olabilirmiş. Ben açıkçası buradaki doktorlara hiç güvenmediğim için Bursa'ya götürdük Emre'yi. Oradaki doktor daha çok içime sindi. Şimdi antibiyotik kullanıyoruz, haftasonu kontrole götüreceğiz. Emre'nin kulağı ile uğraşırken bir de Elif'in öksürüğü şiddetlendi ve şekil değiştirdi. Hep gıcık tutmuş gibi öksüren çocuk c.tesi sabahı nefes darlığı çekmeye başladı. Onu da hemen çocuk doktorumuza götürdüm, bronşit olmuş. İlkleri yaşadığımız bir haftasonu oldu anlayacağınız. Neyse şimdi ikisinde de durum kontrol altında ama bizi hem fiziksel olarak hem de psikolojik olarak çok yordu gerçekten.

http://www.annelereozel.com/cocuklarda-orta-kulak-iltihabi/