1 Eylül 2009 Salı

Yeni Bir Ödül: Kreativ Blogger



Çok fazla vaktim yok ama şimdi yazmazsam arayı çok açacağım dedim. Öncelikle beni bu ödüle layık gören sanal arkadaşım Sudamlam'a teşekkür ediyorum.

Ödülün kuralları gereği kendimle ilgili 7 ilginç özelliği belirtmem gerekiyormuş. Şimdi düşünüyorum da çok da ilginç bir insan değilim herhalde.

  • Sevdiğim insan uğruna yaşadığım şehiri ve herkesi geride bırakıp, hiç bilinmeyenlere yelken açtım....
  • Bu yolculuk sırasında minik kuşumu dünyaya getirdim, yetmedi, bir minik kuşum daha yolda...
  • Yemek konusunda çok seçiciyimdir. Domates yemem. Dereotu, maydonoz, roka, tere ağzıma sürmem. Kuzu etinin kokusuna bile dayanamam.
  • Kahvaltı benim için günün en önemli öğünüdür. Reçelim, az yağlı peynirim ve zeytinyağım olmazsa kahvaltı yapmış saymam kendimi.
  • Ev içinde genel olarak tembel ve uyuşuk olmama rağmen seyehati çok severim.
  • Ev dekorasyonuna çok ilgim vardır ancak evimi hiç de hayal ettiğim şekilde dekore etmeyi başaramadım.
  • Kendi mağazamı açmaya çok hevesliyim. Bir gün mutlaka olacak...
Biraz düşününce her insan ilginç yönü çıkıyor galiba.

Ben de aşağıda isimlerini verdiğim arkadaşlarımı mimliyorum.
Son olarak da kuralları belirteyim:

1. Ödülün logosunu bloguna eklemek.
2. Ödülü aldığın kişinin linkini, ödülle ilgili yazına yazmak.
3. Hakkındaki 7 ilginç şeyi listelemek.
4. Sevdiğin 7 blogu listelemek.
5. Ödülü göndereceğin bloglara mesaj bırakmak gerekiyormuş

29 Ağustos 2009 Cumartesi

İkinci Bebeğimiz Yolda

Daha önceki yazımda sizinle paylaşacak bazı şeylerim olduğunu söylemiştim. Elifçik artık büyüdü. Ona evde bir kardeş lazım diye düşündük. Ve Elif'in kardeşi kısmet olursa mart ortası gibi aramıza katılacak. Şimdilik daha çok küçük 3 ay bile olmadı. İkincilerde bazı şeyler daha bir farklı oluyor sanki. Hamile olduğumu bir türlü benmseyememiş olacağım ki, hiçbirşey olmamış gibi yaşantıma devam ettim. Aslında zaten böyle olmalı ama ben biraz abartıp, tatilde jetski, ardından hız teknesi ile dalgalı denizde tur atınca işler hiç de düşündüğümüz gibi gitmedi. Düşük tehlikesi geçirdim. İğneler oldum, hormon hapları kullandım ve sürekli istirahat yaptım 2 hafta boyunca. Hormon haplarına (progestan) hala devam ediyorum. Önümüzdeki hafta kontrole gidince doktorumun keseceğini ümit ediyorum. Şimdi herşeye biraz daha dikkat ediyorum. Fazla yormuyorum kendimi. En önemli olay da Elif. Artık onu ayaktayken kucağıma alamıyorum. Ama o da sağolsun öyle anlayışlı davranıyor ki, hiç beni kucağına al demiyor bana. Bazen yere birşey düşünce "anne sen eğilme, ben alırım, bebek var ya" demez mi... İşte öyle mutlu oluyorum ki öyle anlarda...
Elif'e hemen söyledik. Şimdilik anlıyor gibi gözüküyor, geliyor, öpüyor, seviyor. "Kardeşim doğunca ınga diyecek, altına bez bağlayacağım, gezdireceğim" gibi sözler söylüyor ama doğduktan sonra nasıl olur bilmiyorum. Şimdi o küçük dünyasında neler düşünüyor tam bilemiyorum.
Cinsiyeti henüz belli değil, bunun için 1 ay daha sabretmem gerekiyor.
Geçen hafta 1 haftalığına İstanbul'a gittik, ablamda kaldık. Elif, kuzeni Kaan ile bol bol oynama fırsatı buldu. Acayip eğlendiler. Hatta gideceğimiz günün sabahı Kaan çok keyifsizdi. Bizimkisi için hiç farketmiyor, nereye götürüsen oraya geliyor...:) İstanbul havası bana da iyi geldi. Hamilelikten olsa gerek, bazı duygu kargaşaları yaşıyorum. İsteksizlik, halsizlik, memnuniyetsizlik falan. Hafif bir depresyon geçiriyor gibiyim sanki...Oysa Erdek'in de öyle güzel zamanı ki...Deniz bir harika ama ağustos ayının başından beri içimden denize girmek gelmiyor. Nasıl birşey bu yaaa.....Geçecek inşallah. Evimize bir yerleşelim bakalım....

9 Ağustos 2009 Pazar

Tatilden Döndük

Sema teyzesinin aldığı bebeği çok sevdi

Bir haftalık bir moladan sonra yeniden Erdekteyiz. Sonunda resim de koyabildim.
Elif'in iştahı kuşadasındayken çok kötüydü neyse ki şimdi eskiye döndü. Ancak bu sefer de ben biraz rahatsız olduğum için evden çıkamıyorum, babamız da biraz tembellik yapıyor evde takılıyor. Bu sefer Elif azdıkça azdı...Sürekli koltukların tepelerinde, omuzlarda, birşeyleri karıştırmakta falan...Bu gece babası onu biraz lunaparka götürdü. Herhalde orada enerjisini biraz boşaltır. Yoksa bu gidişin sonu fena. Hiçbirimizin gücü yetmiyor onu durdurmaya.
Ben rahatsızım diyorum ama aklınıza açık büfelerden yiyip rahatsızlandığım gelmesin. Tam tersine evde olmadığı kadar sağlıklı beslenmeye çalıştım orada. Rahatsızlığımın sebebini başka bir yazımda anlatacağım. Paylaşacak bazı şeylerim var. Azıcık sabır.



3 Ağustos 2009 Pazartesi

Kuşadasında Tatil Keyfi

Sizlere Kuşadasın'dan yazıyorum. Apar topar bir tatil planı yapıldı ve kendimizi burada buluverdik. Hava güzel, deniz güzel...Keyfimiz yerinde...Bir de Elif yemek yese...
Buraya geldiğimizden beri sadece sabah kahvaltıları yapıyor, onun dışında yemek saatlerinde ağzına hiçbirşey koymuyor. İlk gün yol yorgunudur dedik fazla üzerine düşmedik ama 4 gün oldu değişen birşey yok. Çok can sıkıcı bir durum. Denizden de soğumaya başladı. Erdek'teyken de yavaş yavaş isteğini kaybetmişti. Burada artık kaçar oldu. Hem de denize girmek istemiyorum diye söylüyor. Çok zorlamak istemiyorum korkusu iyice yerleşmesin diye ama bu güzel denizden de faydalanmasını istiyorum doğrusu.
Burada akşamları mini disco yapıyorlar, küçüklü büyüklü çocuklar amfitiyatroda dans ediyorlar müzik eşliğinde. Elif'i de bir heves götürdük ama kesinlikle çocukların yanına gidip dans etmedi. Aslında canı istiyor anlıyorum ama illa ki bizi istiyor. Bu konuda oldukça çekingenmiş meğer. 3 gecedir hala aralarına karışmıyor, yan tarafta bireysel takılmayı tercih ediyor.
Babaannemiz burada bize oldukça yardımcı. Özellikle de akşamları Elif'i odasına alıp uyutması bizim için gerçekten çok rahat oldu. Böylece hem Elif vakitli uyumuş oluyor hem de biz eğlenmeye devam ediyoruz. Tabii eğleniyoruz derken aslında çok yorgun oluyoruz ama yine de geç saatlere kadar oturuluyor işte, sohbet muhabbet.

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Elif'ten Hikayeler

Çok sıcak günlerden sonra şimdi buraları püfür püfür esmeye başladı dünden beri. Hatta o kadar esiyor ki, denize bile girip girmemek konusunda tereddüt ediyorum. Dün girdik çivi gibiydi. Bugün de yine serin gibi görünüyor. Elif'in de burun akıntısı tam geçecekken yeniden başlıyor.
Babamız cuma günü izne çıktı. Onun sürekli yanımızda olması her açıdan çok iyi oluyor. Şimdi amcamız ve kuzenim Aylin de buradalar. Elif'in keyfine değmeyin. Tabii şımarıklığına da...
Geçenlerde amcasının evinde uyanmıştı, uyanınca gördüğü rüyayı anlatmış, uzay gemisinde anne-baba ve bebekler...Gözümde canlandırmaya çalıştım nasıl bir şey olabilir diye çok güldüm...
Son günlerde kafasından hikayeler yazıp anlatmaya başladı. Öyle anlamlı şeyler değil tabii. Bir adam gelmiş, şöyle demiş, böyle yapmış, uçağa bnmiş, uçmuş gitmiş, köpekler gelmiş vs.. Bunun gibi şeyler. Ama öyle bir anlatıyor ki sanırsın ki sanki çok ciddi bir mesele. Tabii biz sabırla ne kadar anlamsız da olsa onu dinliyoruz, ilgileniyoruz, soru soruyoruz. Bu dönemde sorduğu sorulara sabırla ve mantıklı bir şekilde cevap vermek ve anlattığı şeyleri dinlemek çok önemli. Ona bir birey olarak değer verdiğinizin göstergesidir.
Tuvalet sorunumuz hala devam ediyor. Eskisi kadar sık olmamakla birlikte yine de hala altına kaçırmaları oluyor. Kendisi de artık olduça farkında. Bazen ıslaksa bakmamı istemiyor. Eğer kuruysa da mutlu olup gülmemi istiyor.
Geçen yazımda 2 gün kakaya çıkmadığından basetmiştim ya, sonra çıktı ama biraz zorlanarak hatta alışkın olmadığı için korktu ve ağlamaya başladı. O gün annemlerdeydik. Ertesi gün yine annemlerde otururken eve gidelim diye huysuzlanmaya ve ağlamaya başladı. Önce anlamadım ama sonra baktım bir sıkıntısı var. Meğer kakası varmış. Ama dün burada çok canı yandığı için psikolojik olarak etkilenmiş demek. Evde yapmak istedi. Ben de onu poposuna krem sürerek daha rahat çıkacağı konusunda ikna ettim, böylece eve gitmemize gerek kalmadı. Sonra şarkılar türküler falan rahat rahat yaptı neyse. Sonraki günlerde de korkusu biraz devam etti ama biz bu süreci oldukça neşeli bir hale getirerek onu rahatlatmayı başardık şimdi geçti gibi.

19 Temmuz 2009 Pazar

Erdek'ten Selamlar

Uzun çook uzun zaman oldu farkındayım...Yazın hep böyle oluyor zaten...Ama öyle yoğun bir tempo içine girdik ki...Haziran'ın başında evimizi yolladıktan ve misafirhaneye taşındıktan sonra çok farklı bir yaşantı içine girdik, internet ile olan bağlantım kesildi diyebilirim. Sonra 3 gün süren bir yolculuktan sonra Diyarbakır'dan Erdek'e geldik. Burada sezonluk bir daire tuttuk. Tabii daire sezonluk olunca internete ancak belli yerlerde girebiliyoruz. Ama Elif ile birlikte internet kafeye gelip bir şeyler yazmak hiç mümkün olmuyor. Şimdi de çok vaktim yok, Elif babası ile dışarıda gezinirken ben de bir iki satır yazayım da kendimi unutturmayayım dedim.
Buarada sizlerle güzel bir haber de paylaşmak istiyorum. Haftaiçinde sanırım 15 temmuz çarşamba idi, habertürk gazetesinde bloğumuzun tanıtımı yapılmış. Benim de haberim yoktu, bir arkadaşım okumuş. Web'in anneleri diye bir yazı vardı, orada Bebek Büyütüyorum'dan da bahsediyorlardı. Çok hoşuma gitti tabii. Ama bloğumu çok ihmal ettiğim bir döneme gelmesine de çok üzüldüm.
Elif'in burada keyfi yerinde ama düzenimiz ve huyumuz çok değişti. Geceleri 11'den önce yatmaz oldu. Anneanne ve babaanne ile birlikte olunca şımardı. Hiç söz dinlemez oldu. En nefret ettiğim şey sokaklarda herşeye ağlayan çocuklardı. Ne yazık ki başıma geldi. Her lunapark dönüşünde avaz avaz ağlıyor. Şu anda en etkili tekniğimiz onu orada ağlarken bırakıp biraz uzaklaşmak onu bırakıp gittiğimizi görünce hemen susuyor.
Bugünlerde sağlık açısında biraz problemli günler geçiriyoruz desem yeridir. Yaklaşık bir haftadır poposunda bir kaşıntı vardı. İlk önce pişik zannettik, desitin, hametan gibi kremler sürdüm. Ama nafile özellikle de akşamları başlayan ve gerçekten de çocuğu çok rahatsız eden bir kaşıntı. kaşıntı ile birlikte kızarıklık da...Sonra Bandırma'da çocuk doktoruna götürdük. Kıl kurdundan şüphelendi. Tahlil yaptırmamızı istedi ama bizimkisi inadına mıdır nedir bilmem 2 gün kakasını yapmayınca biz de tahlil yaptırmadan ilaç verdik. Doktorun dediğine göre ilacı akşam veriyorsun sabah da çocuk kakasını yapıyor ve kurtları ya da diğer parazitleri döküyor. Ama bizimkisi bugün hiç kaka yapmadı...Bakalım sorun devam edecek mi..
Sabah kaka yapmasını beklerken daha uyanmadan akşam burnunun kanamış olduğunu farkettik. Öyle böyle değil bayağı da kanamış. Yatak bile kan olmuş. İlk önce çok üzerinde durmadık. Ama sonra kahvaltıda diğer burnu da ciddi bir şekilde kanamya başlayınca acile koştuk. Doktor kılcal damar çatlaması olduğunu söyledi. Son günlerde nezleydi herhalde ondan olsa gerek. Burnunun kurumaması gerekiyormuş. Deniz de iyi gelir deyince biz de doktordan hemen sonra denize soktuk. Neyse herşey yoluna girdi ama sabah gerçekten çok heyecanlandık. Çünkü ilk defa burnu kanıyordu ve tampon koymamıza müsade etmiyordu, manzarayı siz düşünün artık.
Deniz ile aramız iyi. Yüzmeyi seviyor ama bize sarılarak. Kolluk denedik dengesini sağlayamadı, simit denedik kendini güvende hissetmiyor herhalde, simitte olduğu halde bize tutunmak istiyor, bıraktığın anda kıyamet kopuyor. Öyle böyle ama denizden çıkmak da istemiyor.
İnternet lafewden yazdığım için şuanda resim paylaşamıyorum. Aslına bakarsanız fazla resim çektiğimiz de yok. Mümkün olunca resim de koyarım.
Herkese iyi yazlar diliyorum....