dönence etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dönence etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Eylül 2007 Pazar

Oyuncak Seçerken Dikkatli Olun

*Seçeceğiniz oyuncak bebeğinizi eğlendirirken aynı zamanda fiziksel ve zihisel gelişmini de desteklemelidir.
*Seçeceğiniz oyuncak bebeğinizin gelişim dönemine uygun olmalıdır. Kendisinden küçüklere uygun oyuncaklar, ilgisini çekmezken, kendisinden büyüklere uygun oyuncaklar bebeğinizin becerilerini aşacağı için cesaretini kırabilir.
*Oyuncaklar ilgi çekici ve cazip olmalıdır.
*Oyuncaklar, bebeğinizin yutamayacağı büyüklükte parçalardan oluşmalı; keskin kenarı olmamalı, paslanmamalı ve hafif olmalı.
*Bebekler dünyayı ağızları ile tanıdıkları için her türlü nesneyi ağızlarına götürürler. Bu nedenle seçeceğiniz oyuncakta bebeğinizin sağlığına zarar verici kimyasallar ve boyaların kullanılmamış olduğundan emin olun.
*Oyuncaklar çabuk kırılmamalı, dayanıklı olmalıdır.

0-6 ay döneminde parlar renklerde yumuşak küpler, çıngıraklar, kırılmayacak aynalar, hareketli sesli ve ışıklı dönenceler alınabilir.
6. aydan itibaren 1 yaşına kadar olan dönemde diş kaşıyıcıları, toplar, iç içe geçen kaplar, banyo oyuncakları düşünülebilir.
1 yaşından 2 yaşına kadar basit yap-bozlar, peluş oyuncaklar, itilip çekilen oyuncaklar, oyuncak telefon, müzik aletleri, resimli kitaplar alınabilir.

13 Haziran 2007 Çarşamba

Elif 4.5 Aylık


Merhaba, 3. ay kontrolünden beridir sizlere yazamadım. Gerçi bu dönemde de birçoğunuz Elif’i canlı canlı görme imkanı uldu. Okumaktan daha iyi değil mi?

1 Hazirandan beri Diyarbakır’dayız. Havalar ısındı, 33 derecelerde geziyor, ama yine de evler dayanılmayacak kadar sıcak değil henüz. Gerçi haftasonu 37 derece olacakmış. Elif hanım hergeçen gün büymeye devam ediyor. Kilosu herhalde 7’e doğru gidiyordur.


Artık dönmelere başladı. Sırtüstüyken biranda bakıyorsun yüzükoyun oluvermiş. Ama henüz yüzükoyunken sırtüstü olamıyor maalesef. Yüzükoyun dönünce o şekilde kalıveriyor ve başlıyor ağlamaya Akıllanmıyor da illa ki dönemeye ve sonra da ağlamaya devam ediyor.


Bazen kendi kendine uyuyabiliyor. Dönencesini açıyorum ona baka baka daldığı zamanlar oluyor. Ama bu süreç biraz uzun sürüyor tabii…Emziği düşüyor emziğini takıyorum, yuvarlanıyor, doğrulamıyor falan filan…Buarada yatağın içinde saat gibi dönüyor. Bir bakıyorum 3’ü gösteriyor bir bakıyorum 6’yı. Öyle öyle keyif de yapıyor bir yandan. Sonra bir bakıyorum 9’u gösterirken uyuyakalmış.

İstanbul’dayken zaten kavraması çoktan başlamıştı. Şimdi artık kucağımızdayken her şeye atlıyor. Su şişesi çok ilgisini çekiyor. Onunla uzun süre oyalanabiliyor. Telefonda eğer kucağımdaysa kordonu tutuveriyor, ya da telefona uzanmaya kalkıyor.

Yeni yeni sesler çıkarmaya da başladı. Bubu falan diyor. Bir de edepsiz bir bağırışı var ki sormayın. Özellikle şımardığı zaman öyle bağırıyor.

En sıkıntı duyduğum konu yüzükoyun yattığında tembellik yapmasıydı. Neyse ki İstanbul’da başlamıştı kafasını kaldırmaya. Şimdi artık önüne oyuncak koyuyorum o şekilde oynayabiliyor. Göğsünü de kaldırabiliyor, ellerinden yardım alarak.

Gündüzleri kısa ama sık sık uyuyor. Bu beni oldukça rahatlatıyor. Bazen daldırıp 2 saat bile uyuduğu oluyor akşamüstleri. Yani anlayacağınız yine yoruluyorum ama eskisinden biraz daha rahatım.

Bu arada ben de artık spora başladım. Şimdilik sabahları fırsat buldum, yürüyüş yapıyorum. Daha sıcaklar başladığında, Murat’ın evde olduğu akşamları Elifi uyutup, gece yürüyüş yapmayı planlıyorum. Yürüyüşün aslında sporun yanında ruhumu da dinlendirdiğini fark ettim.

Ay sonunda doktor muayenesinden sonra yeniden görüşmek üzere…