Bir canın dünyaya gelişi ne kadar sıradan ama ne kadar da yaşam ötesi, ne kadar mucizevi.
20 Kasım 2012 Salı
Pınar Süt ile büyüyorlar
Blog yazmanın en keyifli taraflarından biri de zaman zaman kargo ile kapınıza gelen küçük sürprizler oluyor. Hediyenin büyüğü küçüğü olmaz, hayatıma giren en ufak birşey bile beni mutlu edebiliyor.
Geçen hafta kapıma gelen kutuyu merakla açtığımda içinden çıkan sürprizler beni çok mutlu etti. Pınar Süt'ten gelmiş bir paketti. Resimdeki gibi kocaman bir kutu süt ve bir de en güzel anlarımızı sergileyebileceğim bir dijital fotoğraf çerçevesi. Hemen fotoğraf yükleyip salondaki köşesine aldım onu. İçine yüklemiş oldukları Pınar Süt reklamı Elif'in çok hoşuna gitti. Hergün bir fasıl dinliyoruz desem yalan olmaz.
Pınar her zaman güvendiğim ve evimden eksik olmayan bir markadır. Ben kendim Pınarla mı büyüdüm onu bilmiyorum ama çocuklarımın Pınar'la büyüdüğü kesin..
Pınar Süt'e bu güzel sürprizden dolayı çok teşekkür derim.
12 Kasım 2012 Pazartesi
Çok fonksiyonlu İkea lambası
Çocuklar yaratıcılıklarında sınır tanımıyor. Emre'yi sadrazama benzeten o kafasındaki şey benim İkea'dan aldığım lambamın şapkası...Geçen yıl Emre onun lamba kısmını kırmıştı ben de şapkasını tuttum, belki işe yarar diye. Gerçekten de çok işe yarıyor. Oyuncak kutusundan tutun da, davula ve şapkaya kadar birçok fonksiyonu oldu..:)
9 Kasım 2012 Cuma
Hayvan şekilli kurabiye yaptık
Geçen akşam Elif'in canı kurabiye çekti. Annelik işte, kızım ister de ben yapmaz mıyım. Başkası için asla akşam 8'den sonra mutfağa girmem :) Üstelik evde margarin olmadığını farkedince bir koşu da markete gidip geldim. İnternetten bulduğum bir tarifi biraz değiştirerek tarçınlı ve cevizli hayvan şekilli kurabiyeler yaptım. Kalıpları çıkarmak Elif için çok eğlenceli oldu. Emre biraz bakındı, yaptı ama erkek adam mutfakta olmaz düşüncesiyle mi artık neden bilmem daha çok içeride takılmayı tercih etti.
Elif önlüğünü de taktı tam bir aşçı yardımcısı oldu.
Şekilleri çıkarıp tepsiye birbir dizdik
Şekilli kurabiyelerimiz artık pişmeye hazır
Çok da lezzetli olmuşlardı. Elif okula giderken akşamüstü atıştırmalığı olarak yanına koydum iki gün
6 Kasım 2012 Salı
Soğuklardan başınız dertteyse
Ve işte sonbaharın bitmesi de yaklaştı. Bu mevsim gerçekten
zor oluyor. Evlerde soğuktan duramaz oluyoruz. Kaloriferler henüz yanmadığı
için battaniyelerin altında ısınmaya çalışıyoruz bir fincan sıcak çay ya da kahve ile.
Kendimizi korumak kolay,
battaniyenin altına girdik mi tamam ama ya çocuklar? Onları ikna edip de kalın
giydirmek bile mesele oluyor çoğu zaman. Çoğunlukla terlik giymeyen o küçük
ayakları çoraplı da olsa taşa bastı mı ısınması mümkün değil.
Bir de çamaşır kurutma derdi oluyor bu mevsimde. Ne evde, ne
dışarıda çamaşırlar kurumak bilmiyor. Kurutma makinesi aslında bu işin kesin
çözümü ama her evde de kurutma makinesi olamıyor maalesef.
İşte bu nedenle klima lazım diyorum. Mevsim geçişlerinde
bence artık bir gereklilik gibi.
Bir de kışın ısınmayan evler var. Kaloriferler
yandığı halde ısı yalıtımı olmadığı için ya da kaloriferlerin tasarruflu
yakılmasından kaynaklanan evin ısınma sorunu kışın çok büyük dert. İşte burada
da kliması olanlar yine rahat ediyor.
Isınma işi tamam da elektrik faturası ne olacak diye
geçiriyorsunuzdur içinizden. Artık A sınıfından bile daha az enerji harcayan inverter klimalarla cebinizi yakmadan ısınmak mümkün. Dikkat etmeniz gereken klimanızı
taktırmadan önce yetkili servisten keşif yaptırmanız. İşte o zaman klimanızı en
verimli şekilde kullanmış olursunuz.
5 Kasım 2012 Pazartesi
Araba ve motosiklet çılgınlığı
Son zamanlarda bu araba ve motosiklet ikilisi vazgeçilmezimiz durumunda. Sürekli çarpışıyorlar, uçuyorlar, patlıyorlar aklınıza ne gelirse işte...Genelde yalnız oynamaktan pek hoşlanmıyor, özellikle de benimle oynamak istiyor. Ben de istiyorum ki bunlar çarpışmasınlar sadece yarışsınlar, trafikte kurallara uygun olarak gitsinler..Çocuğuna doğru olanı öğretmek isteyen ideal anne...Ama nerdeee....erkek çocuğu işte...genlerinde var sanırım bunların saldırganlık içgüdüsü..
Dün zar zor yatabildiğimiz öğlen uykusuna yine bu ikiliyle dalabildi.
1 Kasım 2012 Perşembe
Yeni bakıcı ile günlük hayatımıza geri dönüş
Malta dönüşü valizleri boşalttım, ve yazlıkları kaldırdıktan sonra valizleri bu kez de bayram tatili için hazırladım. Babamız 2 valiz görünce şaşırdı. Geçen sefer İstanbul'a giderken tek bir valiz yetmişti..şimdi niye 2 valiz diye sormaz mı?
-e kocacım o zaman haftasonu için giderken şimdi 6 gün için gidiyoruz üstelik bayram...
Ah şu erkekler bizleri hiç anlayamayacaklar :)
Neyse rahat bir yolculuk sonunda İstanbul'a geldik. Bayramda uzun süredir görmediğimiz kuzenlerimizle de görüşme imkanımız oldu. Zaten bayramlar da bunun için değil mi? Çocuklar kuzenlerini tanımayacaklar bu bayramlar olmasa :)
Şimdi yeniden Bandırmadayız. Bayram öncesinde en son başlayan bakıcıya da yol verdim. Olmadı, Emre ona da alışamadı. O nedenle bayram sonrası başlayacak yeni bakıcımız için endişelerimiz vardı. Teyzemiz bugün başladı. Ve Emre hiç beklemediğim bir şekilde yeni bakıcısını hiç yadırgamadı. Teyzemiz işini bilen biri...Güler yüzüyle, tatlı diliyle onun gönlünü kazanmayı başardı gibi..Aman nazar değmesin..
Emre artık derdini rahatlıkla anlatabilecek seviyeye geldi ama yine de grameri kullanmada bir sıkıntımız var. Örneğin gelmeyeceğim yerine "Emre gel değil" diyor. Hala birinci tekil şahısa geçemedik. Bir de gel değil, git değil, ye değil gibi kullanıyor olumsuz cümleleri...ingilizce dil yapısına daha uygun sanki ing. mi öğretsek acaba?? Konuşmaya ilk başladığı zamandan beri herkesin diline düşen "doydoy" kelimesi nihayet yerini gemiye, tekneye bıraktı. Ama arabaya ısrarla "fuççu" demeye devam ediyor. Kaka ile çişi de ayırtediyor bir süredir.
Son zamanlarda ablası servise binip gittikçe kendisi de servise binip okula gitmek istiyor. Acaba kreşe verse miydim diye geçiyor zaman zaman aklımdan özellikle de bakıcılara alışamadığı dönemlerde.. ama daha çok küçük diye düşünüyorum. Orada yaptıklarını bile bana tam anlatacak yeterlilikte değil.
Elif de okuma yazmaya devam. Okulumuz fazlasıyla hızlı gidiyor. Bana göya hafifletilmiş müfredat falan dediler ama hiç de dedikleri gibi gitmiyorlar. Duyduğum bütün özel okullardan bile hızlı gidiyorlar. e,l,a,t, i, n ve o harfleri çoktan bitti. Muhtemelen bugün r'ye geçeceklerdir. Bizimkisi sınıfta yapmaktan pek hoşlanmıyor. Defterini gösterdiğinde öğretmen şok oldum. Neredeyse hiçbirşey yazmamış. Sonra derdini anladık. Aslında yanında birinin olmasını istiyor. Öğretmen onu bir süredir bir arkadaşı ile birebir derse alıyor. O derslerdeki defterini gösterdi, inci gibi yazmış. Yani sürekli ilgi. Evde de öyle. Yanından gittiğimde bakıyorum hemen başka şeylere atlıyor. Ama ödev yapma konusunda önemli bir yol katettik gibi. İlk zamanlarda resmen ağlıyordu. Şimdi sıkılıyor yine ama yapıyor kuzu kuzu. Okuma konusunda daha hevesli. Hadi gel okuyalım dediğimde hemen alıyor kitabını. Kendisi tek başına bile okuma çalışması yapıyor. Okulun bu hızlı gidişatına rağmen Elif'in duruma adapte olması sevindirici ama ilerisi için aklımda gerçekten soru işaretleri var.
-e kocacım o zaman haftasonu için giderken şimdi 6 gün için gidiyoruz üstelik bayram...
Ah şu erkekler bizleri hiç anlayamayacaklar :)
Neyse rahat bir yolculuk sonunda İstanbul'a geldik. Bayramda uzun süredir görmediğimiz kuzenlerimizle de görüşme imkanımız oldu. Zaten bayramlar da bunun için değil mi? Çocuklar kuzenlerini tanımayacaklar bu bayramlar olmasa :)
Şimdi yeniden Bandırmadayız. Bayram öncesinde en son başlayan bakıcıya da yol verdim. Olmadı, Emre ona da alışamadı. O nedenle bayram sonrası başlayacak yeni bakıcımız için endişelerimiz vardı. Teyzemiz bugün başladı. Ve Emre hiç beklemediğim bir şekilde yeni bakıcısını hiç yadırgamadı. Teyzemiz işini bilen biri...Güler yüzüyle, tatlı diliyle onun gönlünü kazanmayı başardı gibi..Aman nazar değmesin..
Emre artık derdini rahatlıkla anlatabilecek seviyeye geldi ama yine de grameri kullanmada bir sıkıntımız var. Örneğin gelmeyeceğim yerine "Emre gel değil" diyor. Hala birinci tekil şahısa geçemedik. Bir de gel değil, git değil, ye değil gibi kullanıyor olumsuz cümleleri...ingilizce dil yapısına daha uygun sanki ing. mi öğretsek acaba?? Konuşmaya ilk başladığı zamandan beri herkesin diline düşen "doydoy" kelimesi nihayet yerini gemiye, tekneye bıraktı. Ama arabaya ısrarla "fuççu" demeye devam ediyor. Kaka ile çişi de ayırtediyor bir süredir.
Son zamanlarda ablası servise binip gittikçe kendisi de servise binip okula gitmek istiyor. Acaba kreşe verse miydim diye geçiyor zaman zaman aklımdan özellikle de bakıcılara alışamadığı dönemlerde.. ama daha çok küçük diye düşünüyorum. Orada yaptıklarını bile bana tam anlatacak yeterlilikte değil.
Elif de okuma yazmaya devam. Okulumuz fazlasıyla hızlı gidiyor. Bana göya hafifletilmiş müfredat falan dediler ama hiç de dedikleri gibi gitmiyorlar. Duyduğum bütün özel okullardan bile hızlı gidiyorlar. e,l,a,t, i, n ve o harfleri çoktan bitti. Muhtemelen bugün r'ye geçeceklerdir. Bizimkisi sınıfta yapmaktan pek hoşlanmıyor. Defterini gösterdiğinde öğretmen şok oldum. Neredeyse hiçbirşey yazmamış. Sonra derdini anladık. Aslında yanında birinin olmasını istiyor. Öğretmen onu bir süredir bir arkadaşı ile birebir derse alıyor. O derslerdeki defterini gösterdi, inci gibi yazmış. Yani sürekli ilgi. Evde de öyle. Yanından gittiğimde bakıyorum hemen başka şeylere atlıyor. Ama ödev yapma konusunda önemli bir yol katettik gibi. İlk zamanlarda resmen ağlıyordu. Şimdi sıkılıyor yine ama yapıyor kuzu kuzu. Okuma konusunda daha hevesli. Hadi gel okuyalım dediğimde hemen alıyor kitabını. Kendisi tek başına bile okuma çalışması yapıyor. Okulun bu hızlı gidişatına rağmen Elif'in duruma adapte olması sevindirici ama ilerisi için aklımda gerçekten soru işaretleri var.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











