19 Eylül 2012 Çarşamba

İlk günümüz




Başarılı geçen oryantasyon sürecinden sonra bu hafta ilk ders zilimiz çaldı. Okulun ilk günü tören falan derken birinci sınıfların dördüncü sınıf öğrencilerinin oluşturduğu tünelden geçip sınıflarına gitmeleri çok duygusaldı. Başladım ağlamaya. Sevinç mi, korku mu bilemiyorum...İçimi en çok rahatlatan şey Elif'in istekli bir şekilde gitmesi. Sabahleyin hızlı hızlı hazırlanıp servise yetişmesi. Motivasyon kısmı tamam yani. Dersler daha tam başlamadı tabii. Ama sanki yoğun bir yıl olacak gibi. Ders programına bakınca benim bile gözüm korktu doğrusu. Tam 9 saat ders. Oyun falan demeleri de hikayeymiş valla. 44 saatlik haftalık programda sadece 2 saat oyun var. Gerçi kulüpler, SBK, müzik ve görsel sanatlar da onun için eğlenceli geçecektir. Özel okul olduğu için İngilizce de çok yoğun, 10 saat. Yabancı dile çok meraklı, evde kendi kendine hep uydurukça konuşup ben ing. konuştum diyor. Kendimi düşünüyorum da ben daha büyük yaşta bile böyleydim. Şimdi bunlar şanslı erkenden öğrenecekler.


Elif sayesinde kitap kaplama günlerine döndük. Unutmuşum ilk başta, hatırlamaya çalıştım sonra da başladım teker teker kaplamaya. Üç gecedir kaplama ve etiketleme işleri ile uğraşıyorum. Babamız burada olmadığı için herşey bana kaldı maalesef.

Bu akşamdan itibaren çantasını kendisinin hazırlaması için uğraşacağım. Öğretmenimiz bunu özel olarak belirtti. Birşey unutursa da okula siz getirmeyin dedi. Sorumluluk almayı öğrenmesi gerekiyor artık.



En kısa zamanda ona bir çalışma masası da almak lazım aslında. Şuanda kardeşi ile birlikte yatıyor. Yani özel bir odası yok. Diğer oda da oyun odamız. Nasıl yapsak bilemiyorum. Odaları mı ayırsak yoksa oyun odasına Elife yeni bir masa  mı alsak?? Babamız gelince bir çözüm bulacağız artık.

13 Eylül 2012 Perşembe

Ve Elif okula başladı



Yaz başında ilkokul yaşının öne çekilmesiyle çok gelgitler yaşadık. Ama zorunlu olduğu için en azından birileri bizim adımıza!!! karar vermişti ve yapacak birşey yoktu. Sonra birden bu rapor işi devreye girdi. Başından beri rapor almayı hiç düşünmedim. Elif okumaya çok meraklı idi. Müfredat da hafif olacak ne de olsa dedim ve ilkokula karar verdim. Ama herkes patır patır rapor alıp da küçük yaş grubundan 5 kişi kaldıklarında yüreğim pır pır etmeye başladı. Acabalar gezinmeye başladı beynimin içinde. Geceleri uykularım kaçtı, düşünmekten beynim patlayacak gibi olmuştu. Devlet okuluna bile gittim, ama orada çok sahipsiz kalacağını hissettim. Neyse öyle ya da böyle zorlu bir karar sürecinin ardından sınıfın küçüğü olarak Elif okula başladı. Sınıf mevcudu 19, öğretmeninin çok iyi olduğunu söylüyorlar, özel okulun ilgi ve alakası zaten belli...Bundan sonrası hayırlısı...



İlk günlerimiz gayet iyi başladı. Özellikle bugün merdivenleri çıkarken kulağıma "bugün çok güzel bir gün olacak" demesi beni çok mutlu etti. Gerçekten de bugün çok güzel geçmiş. Öğretmeni ile şu 3 günü değerlendirdik, küçük olduğunu çok hissettiriyor mu diye sordum. Şimdilik bir sıkıntı yokmuş, fiziksel olarak da küçük durmuyor zaten. Ama akademik olarak ne olacak ileride göreceğiz artık.
Çocuğu okula başlayan herkese başarılı bir yıl diliyorum.

18 Ağustos 2012 Cumartesi

İyi Bayramlar


Bayramda yerimizde kaldık. Anneannemiz ve babannemiz ikisi de burada olduğu için bir yere kıpırdamaya gerek yok. Birçok eş dost da zaten geldi. Biraz bayram ziyareti, biraz deniz, biraz da eğlence...4 günlük tatil dediğin nedir ki zaten..
Hepinize sevdiklerinizle birlikte iyi bir bayram geçirmenizi dilerim


13 Ağustos 2012 Pazartesi

Aniden bastıran fırtına

Dün sabah kalktığımızda hava kapalıydı, bir gün öncesinden zaten yağışlı gösteriyordu. Yağmur çiseledi sonra da güneş açtı. Gökgürültülü sağanak yağış dedikleri de bu muymuş dedim, sonra çocuklarla beraber çay bahçelerine gittik. Orada hava yeniden kapamaya başladı. Bulutlar fena bir şekilde geliyordu. Hadi eve gidelim dedim eşime, yağmura yakalanmayalım. Bekleyelim dedi eşim, fırtına bastıracak yolda kalmayalım. Gerçekten de rüzgar birnada şiddetlendi, ve fırtına feci şekilde etrafı kasıp kavurdu. Etraf mahşer yeri gibi oldu. Deniz kabardı, sanki kükrüyordu. Tam da 1 saat sonra offshore yarışları başlayacaktı, biraz önce son sürat uçan o tekneler tırıs tırıs limana yanaşmaya çalıştılar. Tabii Erdek Grandprix 2. gün yarışları maalesef iptal edildi. Çocuklar panikledi biraz, özellikle de Emre. İlk defa böyle bir fırtınaya şahit oldu sanırım. Çok korktu, sessiz sedasız babasının omzunda bekledi ve öylece uyuyakaldı. Herşey yarım saatin içinde oldu bitti aslında. Ama lodos uzun süre devam etti. Eve geldiğimzde balkon kapısı açık olduğu için nasıl bir manzara ile karşılaşacağımdan korkuyordum. Çünkü ev tam da kabarmış denizin karşısındaydı. Neyse ki halımızın ıslanması dışında başka bir şey olmamıştı. Aslında Erdek'te eskiden bu tip hava olayları yazın bir iki defa olurdu. Ve çok ani olurdu. Denizde deniz bisikletleriyle kalırdı insanlar, sonra tekneler bata çıka giderdi onları kurtarmaya. Bu sefer evde olmadığım için denizde tam olarak neler yaşandı bilmiyorum. Ama uzun zamandır böyle bir hava olayını yaşamadığımız için oldukça heyecan yarattı.

bizim bulunduğumuz çay bahçelerinden görüntü

Emre babasının kucağında böyle uyuyakaldı, reklam sanılmasın üzerine çay bahçesinden aldığımız masa örtüsünü örttük :)

eve döndüğümzde fırtına azalmıştı ona rağmen zaman deniz bu haldeydi

10 Ağustos 2012 Cuma

Su kuşları

Burada rutin bir hayatımız var. Sabahları genelde çocuklar ya parka gidiyorlar ya da denize. Öğlen yemek sonrası uyku faslı. Uyku faslımız eskiden çok rahat olurdu. Şimdi Emre'nin de gözü açıldı. Aslında çok uykusu oluyor, kafasını koyacak yer arıyor ama ısrarla yatmıyor. Elif zaten çoğunlukla uyumamakta ısrar ediyor. "Bari uyuma taklidi yap da kardeşin de uysun" uyarılarım maalesef işe yaramıyor. Uzun uğraşlar vsonucu ya Emre ya da ikisi birlikte uyuyorlar. Uykum yok diyenler en az 2 saat uyuyor horul horul.

Emre babannesiyle yüzüyor

Uyandıklarında saat genelde 5'e yaklaşıyor. Buaralar çok sıcak olduğu için 6'ya doğru çıkıyoruz genelde denize. Kapımızın önünde giriyoruz tabii o saatte. Emre bu yaz hep bize tutanarak girdi suya. Bir kolunu bıraksan suratındaki dehşet ifadesini görmeniz gerekir. İki gündür kuzenimin aslında çok da uzun olmayan uğraşları sayesinde kollukları ile kendi başına yüzmeye başladı. Hem de tadını aldı, derinlere falan gitmeye kalktı. Bu çok iyi bir gelişme oldu çünkü bizim için de çok zor oluyordu suda sürekli Emre'yi tutmak. Hiç yüzemiyordum. Elif zaten bu sene tam bir balık oldu. Kolluksuz olarak dalıyor çıkıyor, sırtüstü yüzüyor, kulaç atıyor. Ona seyretmek hoşuma gidiyor. Deniz bu sene öyle güzel oluyor ki, günbatımıyla ancak denizden çıkıyoruz.

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Yazın havaianas rahatlığı



Yaz bende neyi çağrıştırıyor? Sıcak, deniz, güneş, kumsal, tatil, rahatlık, günbatımı,..Daha da sayarım. Bütün bir yıl çalışıp iş stresini ve yorgunluğunu üzerimizden atmak için keyifli bir tatil yapmak gerekir. Ben yaz tatilini deniz kenarında dinlenerek geçirmeyi tercih edenlerdenim. Tatile giderken de yanıma en rahat kıyafetlerimi alırım. Şortum, tişörtüm ve elbisem olsun bir de Havaianas terliklerim yeter. Gün boyu denizde, akşam da gezintilerimde ayaklarımın rahat olması önemlidir. Havaianasın renk renk ve çeşit çeşit sandalet ve terlik modellerinden birkaçını alırım yanıma, kıyafetlerime uygun olanını giyerim. Çocuklar için olan modellerine de bayılıyorum. Minik ayaklarda çok şirin duruyor.