12 Haziran 2012 Salı

Bugünlerde en çok söylediğim kelimeler: çiş var mı kaka var mı?

Havalar birden acayip ısındı. Haftasonlarımız artık hep Erdek'te geçiyor. Aslında temelli gitmeyi de istiyorum artık ama burada bakıcımız varken çalışmalarım daha düzenli oluyor. Erdek'e gittiğimde çalışma modundan çıkıyorum maalesef. Hem çocukların ikisini birden sürekli babaanneye bırakamam da. O nedenle iki hafta sonra gitmeye karar verdim. Hem şimdi babamız da yok, burada daha rahatım ve daha güvendeyim.

Elif haftasonundan beri babaannesiyle Erdekte kaldı. Ben de tek çocuklu anne modunda geziniyorum. Valla allah başımdan eksik etmesin tabii ama iki çocuğun derdi gerçekten çok fazla oluyor. En azından şimdi Emre uyuduğu vakit dinlenebiliyorum, akşam da erken yatıyor zaten garibim...Biraz yalnız kalmak iyi geliyor akşamları. Tabii bir yarım Elifle birlikte orada kaldı ama yine de sakinliğe ihtiyacım varmış.

Buarada Emremiz isilik oldu. Kolları bacakları çok değil de asıl poposu çok fena durumdaydı. Bazı geceler kaşıntısından uykudan uyandı. Fenistil diye bir kaşıntı kremi var onu sürünce rahatlıyor. Bir de sık sık poposunu havalandırdım. Bu bahaneyle tuvalet eğitimimize başladık bir yandan. Şimdilik çok yol katedemedik desem de bugün iki kere lazımlığına yaptı. Ama günlerdir ev kocaman bir tuvalet gibi onun için :) Sabırla temizliyorum, yıkıyorum, devam da edeceğim. Bu iş başka türlü olmayacak çünkü bu durum er ya da geç yaşanacaktı. Bugünlerde en çok söylediğim kelimeler "çiş geldi mi, çiş var mı, kaka var mı, neden çişini halıya yaptın oğlum, çiş gleince söyle tamam mı" Erkeklerinki daha kolay olur diyorlar bakalım doğru mu anlayacağız birkaç gün içinde.

1 Haziran 2012 Cuma

Kürtaj hakkında benim de söyleyeceklerim var

Gündem konusu döndü dolaştı sonunda kürtaja da geldi. Bir anne olarak kürtaj olayını desteklediğimi söyleyemem ama yasaklansın da istemem. Yasaklamak hiçbirşeyin çözümü olmaz yeni sorunlar doğurur. Merdivenaltı kürtajlarda ya da çağdışı yöntemlerle bebeğini düşürmeye kalkan kadınlarımızın hayatları birbir sönecek. Psikolojik, ve ekonomik olarak bebek bakacak durumda olmayan kadınlarımızın istemeyerek bakamayacakları bir çocuk dünyaya getirmesi ne kadar doğru? Söylerken bile içim sızlıyor ama bir lise öğrencisi oldu ki bir hata yaptı ve hamile kaldı. Ne olacak o zaman? Elinde kitaplar ders çalışırken bir yandan da beşik mi sallayacak o daha çocuk yaştaki kız? Ya da tecavüze uğrayan bir bayan o sapığın hatırasını dünyaya mı getirecek, baktıkça onu hatırlaması için?? Bir çocuk sadece dünyaya getirilmekle bitmiyor ki. Bir insan yetiştiriyorsunuz. Tabii kürtajı bir doğum kontrol yöntemi olarak düşünmek de bir o kadar yanlış. Neticesinde bir candan bahsediyoruz burada. Bunun kararı bu kadar kolay alınmamalı.
Burada önemli olan eğitimle doğum kontrol yöntemlerini daha da yaygınlaştırmak, gerek erkekleri gerekse bayanları bu konuda daha da bilinçlendirmek. Kürtaj yaptıracak kişiyi çok iyi düşünmeye sevk etmek.

15 Mayıs 2012 Salı

Çocuk mu Kariyer mi?

Birçok yeni annenin ya da anne adayının kafasından geçen bir soru olsa gerek bu? Bu videoda belki sorularınıza cevap bulabilirsiniz.

1
Yeni Anne Olan Bir İş Kadını İşini Bırakmalı mı?
TEB KOBİ TV.

10 Mayıs 2012 Perşembe

Mutluluk

Eskisine göre çok daha rahat bir insan olmayı öğrendim bir şekilde. Bu sayede hayatın tadını daha çok çıkardığıma inanıyorum. Üç günlük dünyada başımıza neler geleceği belli değil. Şu günlerimizin kıymetini bilerek yaşayalım. Çocuklarımız da büyüyor, onlar da bizi model alıyorlar. Onların da ileride mutlu bireyler olmaları için mutlu bir aile ortamında yaşamaları lazım öyle değil mi?


Sosyal medyada anne devrimi

Bu videoyu çok beğendim. Gerçekten de teknolojik anneler olarak sosyal medyada oldukça kalabalık olduğumuzu düşünüyorum. Ve bu sayı gün geçtikçe artıyor, hergün aramıza yeni anneler geliyor. Buarada beni twitterda @annelereozel hesabımdan takip edebilirsiniz.


7 Mayıs 2012 Pazartesi

Nerde kalmıştık?

İş, güç derken iş ile ilgili bloglarımı güncellerken kendi bloğumu güncellemeye vakit bulamıyorum. Bir de bakmışım ki 18 Nisan'da kalmışım. 23 Nisan kutlaması bile yapmamışım.

23 Nisan bizim çin çok heyecanlı başladı ama o kadar da keyifli bitmedi. Elif kreşte palyaço dansı ve arı gösterisi yapacaktı. Kostümler dikildi. Bütün veliler toplandık, heyecanla çıkmalarını bekliyoruz. Bizimkiler palyaço kostümleriyle çıktılar. O kadar sevimliydiler ki...Başladık video çekimlerine. Kısa bir süre sonra Elif'in başındaki peruk kaymaya başladı. Ve Elif'in yüzü asıldı. Allah dedim, bizimkisi gidiyor. Bu tip şeyleri kendisine çok dert eder çünkü biliyorum. Zavallım yerleştirmeye çalışıyor ama kayıyor namussuz peruk. Bizimkisi ağlamaklı oldu. Neyse ki çok uzun sürmeden ilk gösteri sona erdi. Bir süre sonra arı kostümleriyle çıkacaklardı. Birbir çıktılar sahneye. Baktım bizimkisi yok, tanıyamıyor muyum acaba diyorum bakıyorum bakıyorum yok. Hemen içeriye gittim. Baktım bizimkisi orada oturuyor. Morali bozuldu ya bir kere, bir daha çıkmak istemedi. Bahanesi de hareketlerini unutmuş :) Israr etmedik tabii, böyle korkular geliştirsin istemiyorum ileride. Ama onu arı kılığında görmek de çok istiyordum. Bir anne olarak üzüldüm doğrusu. Bu sefer geçen yılki gibi fotoğraf falan çektirmedik. Pek bir kalabalıktı ve çok telaşeli geçti.



Ertesi gün günübirlik Gelibolu gezisi yaptık. Aslında gezilecek o kadar çok yer varmış ki, tabii çocuklarla çok yer gezemedik. Biri sıkılır, ağlar, kaçar gitmek ister, birinin tuvaleti gelir, susar, acıkır falan..Çocuklu insanların gezmesi nasıl olursa işte öyle oldu. :) Şehitler Anıtını gördük, bir de canlı ve sesli galeri vardı orayı gezdik.



Ertesi gün İstanbul'dan arkadaşlarımız geldiler Erdek'e gittik. Hava da çok güzeldi, mangal sefası yaptık. Çocuklar da bahçede doyasıya oynadılar. Akşama da rakı balık...Çok keyifli idi. O gece Erdek'teki ev henüz açılmamış olduğu için Bandırma'ya döneriz diyorduk ama geç saat olunca bir de alkol olunca hadi evde kalalım dedik. Nasıl yaptık ettik, bir şekilde kaldık işte. Eskisi gibi olsaydım kalabilir miydim acaba?? İnsan zamanla değişiyor gerçekten. Bir rahatlık gelmiş bana.



Ertesi hafta temizliğimiz yapıldı ve evi açtık. 4 gün kaldık. Çok güzel geçti. Balkon sefasını özlemişiz. Gerçi burada da balkon sefası yapıyoruz ama oranınki bir başka. Çünkü denize manzarası var. Bir de günbatımları var ki...Zaten o günbatımlarının ve sabah sefalarının hatrına çekiliyor 4 kat merdiven. :)

Geçtiğimiz hafta da gideriz diyorduk hatta buzdolabında malzemeler bile bırakmıştık ama Elif'in Bahçeşehir'de 1 saatlik bir kursu vardı. Ondan sonra gideriz dedik ama akşam için de bir arkadaşlar yemeye çağırdılar. Ertesi gün gideriz dedik bu sefer de yazlıkları çıkartmak lazım geldi artık, o yüzden kaldık burada.

Buarada Elif iki tekerlekli bisiklet sürmeye başladı artık. Düşündüğümden de çok hızlı bir şekilde öğrendi. Arkasında da bizim ufaklık. O da üç tekerleklisi ile pedal kullanmadan çakmaktaş modunda ayaklarıyla sürüp duruyor. Bu konuda bayağı bir ustalaştı, bazen ayakları o kadar hızlanıyor ki takip edemiyorum resmen.

Havalar ısındı ya artık bizimkiler gözlerini açıyorlar dışarı çıkmak istiyorlar. Elif'i okuldan alınca zaten yemek saatine kadar dışarılarda takılıyoruz. Aslında benim de hiç giresim olmuyor ama Emre'nin peşinde koşmak yoruyor beni. Sonra akşam 10 deyince sızıp kalıyorum :)