17 Haziran 2008 Salı

İstanbul Maceralarımız - 3 (Kısa Bir Tatil)



Babamız birazdan uçağa binecek ve İstanbul'a gelecek. Sabah da mümkün olan en erken zamanda çıkıp Ağva'ya gideceğiz. Babamız bize 2 günlük bir tatil planı hazırlamış. Üçümüz ilk defa tatile çıkacağız. İlk deneyimimizin yakın ve kısa süreli olması iyi olacak diye düşünüyorum. Çünkü Elif ilk defa dışarıda yemek yiyecek. Yanıma ne olur ne olmaz diye kavanoz mamalardan da aldım ama onları yiyeceğini pek sanmıyorum. Ağzının tadını biliyor. Artık köfte, pilav, balık falan idare ederiz, ne de olsa 2 gecelik bir tatil.



2 gecelik ama kocaman bir valiz hazırlamak zorunda kaldım. Bizim giysilerimiz 2 gün için yeterli ama Elif için bazı şeyleri bol bol koymak durumundayım. Bodyler, tişörtler, şortlar, havlusu, ilaçları (ne olur ne olmaz diye ateş düşürücü, dişeti ilacı ve lasonil koydum), bezleri falan derken valiz doluverdi. Sanki bir haftalık tatile gidiyoruz :)))

Elif, Mert ve Can

Geçen pazar günü Güzelce'ye gideceğimizden bahsetmiştim, hatta Elif'e Huggies'e şu suda giyilen mayo bezlerden deneyecektim ama hava o gün biz yola çıktıktan sonra bozdu, hiç havuza girilecek bir hava olmadı aksine oldukça serin bir gün oldu. Ama yine de Elif bahçede çok keyifle oynayabildi.





14 Haziran 2008 Cumartesi

Elif ve Kaan

video

İstanbul Maceralarımız -2




İstanbul günlerimiz çok hareketli geçiyor. Bir gün de evde durup şöyle rahat rahat dinlenemiyorum. Ya alışveriş işi oluyor, ya birisi geliyor, hiçbirşey olmazsa ablamlara gidip yeğenimi görüyoruz. Dün annemlerin apartmanında su boruları mı ne değişiyormuş, bütün gün su olmayacaktıi biz de ablamlara gittik, akşam yemeğinden sonra Kaan'ı da (ablamın oğlu) alıp geldik. Tabii Elif'in keyfine diyecek yok, bütün gün zaten abi abi diye peşinden koşmuş, sabah uyandığında yine abisini buluverdi yanında. Elif'in kendisinden biraz daha büyük çocuklarla, kız erkek hiç farketmez, oynaması, onun sosyal gelişimini inanılmaz derecede etkiliyor.

Ancak son günlerde hırçınlığımız hat safhada. Altını değiştirirken, ya da kıyafet giydirirken resmen kovalamaca oynuyoruz. Bir de çığlık atmaları başladı. Nerden, kimden öğrendi bilemiyorum ama hoşuna gitmeyen birşey yapınca basıyor çığlığı. Zaten iyice yaramaz oldu son günlerde. Heryere tırmanmaya başladı. Kalorifer boruları, mama sandalyesi, her türlü sandalye ve koltuk tepesi. Birgün birinden düşecek diye ödüm kopuyor ama engel olmak ne mümkün. Bitip tükenmeyen bir enerjisi var.

Gece uykularımız burada daha bir düzene girdi. Geceleri erken yatmışsa bir kere su içmeye uyanıyor, eğer biraz geç yatmışsa bazen hiç uyanmadan sabahı buluyoruz. Enerjisinin sebebi belki bu da olabilir. Uykusunu almış bir şekilde güne başlıyoruz. Neyse ki artık geceleri yatmadan önce bir biberon süt içmeye de alıştı. Süt ile aramız çok iyi. Daha önce bahsetmişmiydim şimdi hatırlayamadım ama emzirmeyi kestikten sonra normal sütü sevmediği için Aptamil Junior verdim, sonra Nestle Çocuk sütünü de sevince artık onunla devam ediyoruz. Pınar'ın çocuk sütünü de seviyor. Hangisi olursa artık farketmiyor.


Bugün akşamüstü Mert geldi, tabii amcamız hiç boş gleir mi, yine bir oyunca almış Elif'e, bir de hayvanlarla ilgili bir kitap. Tabii Elif mest olmuş durumda. Uyku zamanı gelmişti ama uyur mu hiç zilli. Aslında çok da uykusu vardı, 20:30'a kadar dayansa bari derken akşam 9'a kadar dayandı.

Yarın sabah babalar günü sebebiyle ablamlar yine bize gelecek ve beraber kahvaltı edeceğiz. Oradan da Güzelce'deki Gülbin ablamıza gidip Elif'i havuza sokacağız. Mayomuz geçen yazdan yazlıkta kalmış herhalde, ben de yarın Huggies'in şu denize girilen bezlerinden deneyeceğim bulabilirsem.

Tüm babaların Babalar Gününü kutlarım. Özellikle de sevgili eşime buradan herşey için teşekkür etmek istiyorum. Çünkü kızımızı büyütürken gerçekten bana çok yardımcı olmuştur. Elif'in yemek yemesinden, uyumasına kadar çok hakkı vardır. Kızıyla sadece iyi vakit geçirmeyi değil, onu eğiterek kaliteli vakit geçirmeyi çok iyi bilen bir baba o. Sevgili kocacığım, seni çok seviyorum.

8 Haziran 2008 Pazar

İstanbul Maceralarımız-1 (Babamızın Gelişi)


İstanbul'dan yazıyorum bu yazıyı. Geleli neredeyse bir hafta oldu ama ben zamanın nasıl geçtiğini hiç anlayamadım. Gelenler gidenler, doğumgünü kutlamaları falan derken bir haftayı devirmişiz bile.

Elif kedileri çok seviyor


Çarşamba günü benim doğumgünümdü. Yaşımı gizlemeye henüz gerek duymuyorum, 29. yaşgünümü kutladık. Ablamlar geldi, sade bir kutlama yaptık. Asıl sürpriz ertesi gün oldu. Akşamüstü balkonda otururken bir de baktık ki, babamız elinde valizle aşağıda. Nasıl yani??? olduk. Meğer pazartesi günü Konya'da olması gerekiyormuş, o da 2 gün izin almış buradan Konya'ya geçecekmiş. Tabii hepimiz bu duruma çok sevindik. Hatta bu hafta gittiğinde iş yoğunluğuna bakacak, belki önümüzdeki hafta yeniden gelip bizi Konya'ya götürecek. Aslında çok istiyorum Konya'yı görmek ama Elif ile nasıl olur otel odalarında çok emin olamıyorum. Bakalım artık.

29. yaşgünü kutlamam

Dün gündüzden vefat eden dedemizin mezarını ziyarete gittik. Elif uyuduğu için o arabada kaldı. Ardından Bostancıdaki lunaparktan geçerken, Elif'i lunaparka götürmeye karar verdik. Elif için çok eğlenceli oldu tabii. İlk önce üçümüz dönen ve havalanan bisiklete bindik. Elif, havaya kalkınca hiç korkmadı. Ardından da babaannesi ile birlikte atlıkarıncaya bindiler. Oradan da ablamlara yemeğe gittik. Abalamlara kuzenlerim de geldi. Çoluk çocuk acayip hareketli bir geceydi. Çocuklar çok güzel oynadılar. Sonra Elif dayanamdı uyudu tabii, biz de maç bitene kadar kaldık. 2-0'lık mağlubiyetten sonra maalesef ki sevinçle ayrılamadık.


Elif lunaparkta
Bugün de babaannemize gideceğiz yeniden, babamız da akşam otobüsüyle Konya'ya gidecek zaten. Bilgisayarı burada bırakması için ısrar ediyorum, eğer haftaiçinde size yazabilirsem zafer benimdir demektir :)


Elif ve Kaan