Birçok yeni annenin ya da anne adayının kafasından geçen bir soru olsa gerek bu? Bu videoda belki sorularınıza cevap bulabilirsiniz.
1
Yeni Anne Olan Bir İş Kadını İşini Bırakmalı mı?
TEB KOBİ TV.
Bebek Büyütüyorum
Bir canın dünyaya gelişi ne kadar sıradan ama ne kadar da yaşam ötesi, ne kadar mucizevi.
15 Mayıs 2012 Salı
10 Mayıs 2012 Perşembe
Mutluluk
Eskisine göre çok daha rahat bir insan olmayı öğrendim bir şekilde. Bu sayede hayatın tadını daha çok çıkardığıma inanıyorum. Üç günlük dünyada başımıza neler geleceği belli değil. Şu günlerimizin kıymetini bilerek yaşayalım. Çocuklarımız da büyüyor, onlar da bizi model alıyorlar. Onların da ileride mutlu bireyler olmaları için mutlu bir aile ortamında yaşamaları lazım öyle değil mi?
Sosyal medyada anne devrimi
Bu videoyu çok beğendim. Gerçekten de teknolojik anneler olarak sosyal medyada oldukça kalabalık olduğumuzu düşünüyorum. Ve bu sayı gün geçtikçe artıyor, hergün aramıza yeni anneler geliyor. Buarada beni twitterda @annelereozel hesabımdan takip edebilirsiniz.
7 Mayıs 2012 Pazartesi
Nerde kalmıştık?
İş, güç derken iş ile ilgili bloglarımı güncellerken kendi bloğumu güncellemeye vakit bulamıyorum. Bir de bakmışım ki 18 Nisan'da kalmışım. 23 Nisan kutlaması bile yapmamışım.
23 Nisan bizim çin çok heyecanlı başladı ama o kadar da keyifli bitmedi. Elif kreşte palyaço dansı ve arı gösterisi yapacaktı. Kostümler dikildi. Bütün veliler toplandık, heyecanla çıkmalarını bekliyoruz. Bizimkiler palyaço kostümleriyle çıktılar. O kadar sevimliydiler ki...Başladık video çekimlerine. Kısa bir süre sonra Elif'in başındaki peruk kaymaya başladı. Ve Elif'in yüzü asıldı. Allah dedim, bizimkisi gidiyor. Bu tip şeyleri kendisine çok dert eder çünkü biliyorum. Zavallım yerleştirmeye çalışıyor ama kayıyor namussuz peruk. Bizimkisi ağlamaklı oldu. Neyse ki çok uzun sürmeden ilk gösteri sona erdi. Bir süre sonra arı kostümleriyle çıkacaklardı. Birbir çıktılar sahneye. Baktım bizimkisi yok, tanıyamıyor muyum acaba diyorum bakıyorum bakıyorum yok. Hemen içeriye gittim. Baktım bizimkisi orada oturuyor. Morali bozuldu ya bir kere, bir daha çıkmak istemedi. Bahanesi de hareketlerini unutmuş :) Israr etmedik tabii, böyle korkular geliştirsin istemiyorum ileride. Ama onu arı kılığında görmek de çok istiyordum. Bir anne olarak üzüldüm doğrusu. Bu sefer geçen yılki gibi fotoğraf falan çektirmedik. Pek bir kalabalıktı ve çok telaşeli geçti.
Ertesi gün günübirlik Gelibolu gezisi yaptık. Aslında gezilecek o kadar çok yer varmış ki, tabii çocuklarla çok yer gezemedik. Biri sıkılır, ağlar, kaçar gitmek ister, birinin tuvaleti gelir, susar, acıkır falan..Çocuklu insanların gezmesi nasıl olursa işte öyle oldu. :) Şehitler Anıtını gördük, bir de canlı ve sesli galeri vardı orayı gezdik.
Ertesi gün İstanbul'dan arkadaşlarımız geldiler Erdek'e gittik. Hava da çok güzeldi, mangal sefası yaptık. Çocuklar da bahçede doyasıya oynadılar. Akşama da rakı balık...Çok keyifli idi. O gece Erdek'teki ev henüz açılmamış olduğu için Bandırma'ya döneriz diyorduk ama geç saat olunca bir de alkol olunca hadi evde kalalım dedik. Nasıl yaptık ettik, bir şekilde kaldık işte. Eskisi gibi olsaydım kalabilir miydim acaba?? İnsan zamanla değişiyor gerçekten. Bir rahatlık gelmiş bana.
Ertesi hafta temizliğimiz yapıldı ve evi açtık. 4 gün kaldık. Çok güzel geçti. Balkon sefasını özlemişiz. Gerçi burada da balkon sefası yapıyoruz ama oranınki bir başka. Çünkü denize manzarası var. Bir de günbatımları var ki...Zaten o günbatımlarının ve sabah sefalarının hatrına çekiliyor 4 kat merdiven. :)
Geçtiğimiz hafta da gideriz diyorduk hatta buzdolabında malzemeler bile bırakmıştık ama Elif'in Bahçeşehir'de 1 saatlik bir kursu vardı. Ondan sonra gideriz dedik ama akşam için de bir arkadaşlar yemeye çağırdılar. Ertesi gün gideriz dedik bu sefer de yazlıkları çıkartmak lazım geldi artık, o yüzden kaldık burada.
Buarada Elif iki tekerlekli bisiklet sürmeye başladı artık. Düşündüğümden de çok hızlı bir şekilde öğrendi. Arkasında da bizim ufaklık. O da üç tekerleklisi ile pedal kullanmadan çakmaktaş modunda ayaklarıyla sürüp duruyor. Bu konuda bayağı bir ustalaştı, bazen ayakları o kadar hızlanıyor ki takip edemiyorum resmen.
Havalar ısındı ya artık bizimkiler gözlerini açıyorlar dışarı çıkmak istiyorlar. Elif'i okuldan alınca zaten yemek saatine kadar dışarılarda takılıyoruz. Aslında benim de hiç giresim olmuyor ama Emre'nin peşinde koşmak yoruyor beni. Sonra akşam 10 deyince sızıp kalıyorum :)
23 Nisan bizim çin çok heyecanlı başladı ama o kadar da keyifli bitmedi. Elif kreşte palyaço dansı ve arı gösterisi yapacaktı. Kostümler dikildi. Bütün veliler toplandık, heyecanla çıkmalarını bekliyoruz. Bizimkiler palyaço kostümleriyle çıktılar. O kadar sevimliydiler ki...Başladık video çekimlerine. Kısa bir süre sonra Elif'in başındaki peruk kaymaya başladı. Ve Elif'in yüzü asıldı. Allah dedim, bizimkisi gidiyor. Bu tip şeyleri kendisine çok dert eder çünkü biliyorum. Zavallım yerleştirmeye çalışıyor ama kayıyor namussuz peruk. Bizimkisi ağlamaklı oldu. Neyse ki çok uzun sürmeden ilk gösteri sona erdi. Bir süre sonra arı kostümleriyle çıkacaklardı. Birbir çıktılar sahneye. Baktım bizimkisi yok, tanıyamıyor muyum acaba diyorum bakıyorum bakıyorum yok. Hemen içeriye gittim. Baktım bizimkisi orada oturuyor. Morali bozuldu ya bir kere, bir daha çıkmak istemedi. Bahanesi de hareketlerini unutmuş :) Israr etmedik tabii, böyle korkular geliştirsin istemiyorum ileride. Ama onu arı kılığında görmek de çok istiyordum. Bir anne olarak üzüldüm doğrusu. Bu sefer geçen yılki gibi fotoğraf falan çektirmedik. Pek bir kalabalıktı ve çok telaşeli geçti.
Ertesi gün günübirlik Gelibolu gezisi yaptık. Aslında gezilecek o kadar çok yer varmış ki, tabii çocuklarla çok yer gezemedik. Biri sıkılır, ağlar, kaçar gitmek ister, birinin tuvaleti gelir, susar, acıkır falan..Çocuklu insanların gezmesi nasıl olursa işte öyle oldu. :) Şehitler Anıtını gördük, bir de canlı ve sesli galeri vardı orayı gezdik.
Ertesi gün İstanbul'dan arkadaşlarımız geldiler Erdek'e gittik. Hava da çok güzeldi, mangal sefası yaptık. Çocuklar da bahçede doyasıya oynadılar. Akşama da rakı balık...Çok keyifli idi. O gece Erdek'teki ev henüz açılmamış olduğu için Bandırma'ya döneriz diyorduk ama geç saat olunca bir de alkol olunca hadi evde kalalım dedik. Nasıl yaptık ettik, bir şekilde kaldık işte. Eskisi gibi olsaydım kalabilir miydim acaba?? İnsan zamanla değişiyor gerçekten. Bir rahatlık gelmiş bana.
Geçtiğimiz hafta da gideriz diyorduk hatta buzdolabında malzemeler bile bırakmıştık ama Elif'in Bahçeşehir'de 1 saatlik bir kursu vardı. Ondan sonra gideriz dedik ama akşam için de bir arkadaşlar yemeye çağırdılar. Ertesi gün gideriz dedik bu sefer de yazlıkları çıkartmak lazım geldi artık, o yüzden kaldık burada.
Buarada Elif iki tekerlekli bisiklet sürmeye başladı artık. Düşündüğümden de çok hızlı bir şekilde öğrendi. Arkasında da bizim ufaklık. O da üç tekerleklisi ile pedal kullanmadan çakmaktaş modunda ayaklarıyla sürüp duruyor. Bu konuda bayağı bir ustalaştı, bazen ayakları o kadar hızlanıyor ki takip edemiyorum resmen.
Havalar ısındı ya artık bizimkiler gözlerini açıyorlar dışarı çıkmak istiyorlar. Elif'i okuldan alınca zaten yemek saatine kadar dışarılarda takılıyoruz. Aslında benim de hiç giresim olmuyor ama Emre'nin peşinde koşmak yoruyor beni. Sonra akşam 10 deyince sızıp kalıyorum :)
18 Nisan 2012 Çarşamba
23 Nisan Etkinlikleri
23 Nisan Ulusal
Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda çocukları farklı mekânlarda birbirinden eğlenceli
ve eğitici aktiviteler bekliyor. Müzelerden tiyatrolara, alışveriş
merkezlerinden festivallere birçok noktada farklı yaş gruplarından çocukların
katılabileceği etkinlikler düzenlenecek. Bu etkinliklerden pek çoğunu anneysen.com sizin için derledi:
·
Dünyanın
en büyük tematik akvaryumu İstanbul Akvaryum, 23-29 Nisan tarihleri arasında
bilet alan herkese akvaryum içerisinde yer alan 5D 6 akslı sinemaya yüzde 50
indirimle giriş hakkı sunuyor. Sinemada yedi farklı film seçeneği bulunuyor.
Tel: 444 97 44 PBX
·
İstanbul
Modern’in bu yıl yedincisini düzenlediği Çocuk Şenliği’nde çocuklar 23 Nisan-29
Nisan tarihleri arasında hafta içi Doğal Hayatın Sanatçıları’nın nesli tükenme
tehlikesiyle karşı karşıya olan canlıları konu alışını, eserleri inceleyerek değerlendirecekler.
Ardından, kendileri için hazırlanan malzemelerle bu konuda kendi sanatsal
ifadelerini yaratacaklar. Tel: (0212) 334 73 00
16 Nisan 2012 Pazartesi
8 yılı geride bıraktık...Elde var iki dünya tatlısı
Bugünün önemi büyük hepimiz için. Bugün bizim evliliğimizin 8. yılı. Sekiz yıl önce bugün şu saatlerde gelinliğimi giymiş vaziyette evden çıkmak üzere müstakbel eşimi bekliyordum herhalde. Nasıl bir heyecan, nasıl bir telaş. Ne mutlu ki aradan geçen zaman heyecanımızdan hiçbir şey kaybettirmemiş. Bugün babamız gece geç geleceği için kutlamamızı cumartesi gecesi yaptık. Hava çok yağışlı olduğu için dışarı çıkmak istemedik, evde güzel bir ziyafet yapalım dedik. Çocuklarla romantik miydi???....asla....ama çok keyifliydi...
Neler yapıyoruz?
Emrenin bu iki parçalı eğitici yapbozu en çok sevdikleri arasında. Bu yapboz ile aynı zamanda hayvanları,renkleri ve şekilleri de öğreniyor. 20 hayvandan toplamda 40 parça. Yanılmıyorsam Orchard Toys'un oyuncağı idi. Elif'ten kalma olduğu için kutusu kaybolmuş.
Educa'nın bu yapbozunu İstanbul'a gidişimizde almıştım D&R'dan. Renkleri ve kategorileştirmeyi öğretmeyi hedefleyen bir yapboz. Aslında çok eğitici ama birbirine bağlantı kısımlarını o kadar kısa tutmuşlar ki çocuk birleştirirken çok zorlanıyor. Ayrıca hemen dağılıyor.
Galt'ın oyuncaklarını hep beğenmişimdir. Bu yapboz da tam 2 yaş çocuğuna uygun. 3-4-5 ve 6 parçalı 4 farklı araç mevcut. Emre artık hepsini yapmaya başladı.
Bu tişörtü de babamız Elif'e getirmişti. Kumaş boyaları ile tişörtü boyuyorsun. Üzerindeki araçlar kendisinden. Elif sadece içini boyadı. Bir de isimlerimizi yazdı. Sonra bu tişörtü giyip kreşe gitti :) Çok eğleniyor bu tip aktivitelerden. Kutusunda dediğine göre soğuk suyla yıkanınca boyalar çıkıyormuş yeniden boyanabiliyormuş ama ben henüz denemedim. Renk vereceği için elimde yıkarım diyorum, tabii iş elde yıkama olunca sallayıp duruyorum.
12 Nisan 2012 Perşembe
Manisa'da Düğün
Havalar ısındı diye sevindik attık kendimizi sokaklara, sonra yeniden kış geldi kapandık eve. Ciddi ciddi kalorifer ihtiyacı duyduk. Bugün yeniden ısınmanın sinyallerini veriyor gibi hava ama haftasonu için yağışlı gösteriyor. Geçen seneki gibi olmaz inşallah. Geçen sene hatırlarsanız ha ısındı, ha ısınacak derken baktık haziran gelmiş...
Geçen hafta bir arkadaşımızın düğünü için Manisa'ya gittik. Hava da nasıl güzeldi, düğün de gayet güzel geçti. Çocuklar kah eğlendiler, kah süründüler tabii. İkisi de bütün gece pistten ayrılmadılar. Tabii arabaya bindiğimiz anda kafalar gitti. Odaya zor attık kendimizi. Hadi Emre neyse ama Elif artık öyle hafif değil ki, 20 kilo :) Onu taşımak epey zahmetli oluyor. Neyse ertesi sabah dağ havası alalım diye Spil dağına çıktık. Nasıl temiz bir hava, bol yeşillik..Gözümüz ve ciğerlerimiz açıldı doğrusu. Ama esinti çok fazlaydı o nedenle arabadan fazla çıkmamayı tercih ettik. Mesir macunumuzu alıp Bandırma'ya doğru yola çıktık. Keşke vakit olsaydı da İzmir'e de kaçabilseydik. Çok seviyorum ben İzmir'i. İleride yaşamak istediğim yerlerden birisi. Şimdi olmadı ama yazın mutlaka Foça taraflarına kaçarız herhalde.
Öksürükle başımız dertte. 10 günden fazla bir süre önce ikisini de doktora götürdüm, Elif bronşit olmuş yine. Emre'de de şiddetli akıntı var burnunda boğazına akıyor. İlaçlarımızı düzenli de kullandık ama hala tam geçmedi. Bugün kontrole götüreceğim okuldan sonra. Şu havalar biran önce ısınsa artık.
Geçen hafta bir arkadaşımızın düğünü için Manisa'ya gittik. Hava da nasıl güzeldi, düğün de gayet güzel geçti. Çocuklar kah eğlendiler, kah süründüler tabii. İkisi de bütün gece pistten ayrılmadılar. Tabii arabaya bindiğimiz anda kafalar gitti. Odaya zor attık kendimizi. Hadi Emre neyse ama Elif artık öyle hafif değil ki, 20 kilo :) Onu taşımak epey zahmetli oluyor. Neyse ertesi sabah dağ havası alalım diye Spil dağına çıktık. Nasıl temiz bir hava, bol yeşillik..Gözümüz ve ciğerlerimiz açıldı doğrusu. Ama esinti çok fazlaydı o nedenle arabadan fazla çıkmamayı tercih ettik. Mesir macunumuzu alıp Bandırma'ya doğru yola çıktık. Keşke vakit olsaydı da İzmir'e de kaçabilseydik. Çok seviyorum ben İzmir'i. İleride yaşamak istediğim yerlerden birisi. Şimdi olmadı ama yazın mutlaka Foça taraflarına kaçarız herhalde.
Gelin çiçeği ile Elif
Öksürükle başımız dertte. 10 günden fazla bir süre önce ikisini de doktora götürdüm, Elif bronşit olmuş yine. Emre'de de şiddetli akıntı var burnunda boğazına akıyor. İlaçlarımızı düzenli de kullandık ama hala tam geçmedi. Bugün kontrole götüreceğim okuldan sonra. Şu havalar biran önce ısınsa artık.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
